ana menü
Anasayfa
Güncel
Konular
Aile Kadın
Sesli Bilgi
Oku Dinle
Döküman
Download
Sayfalar
Dini Sözlük
Namaz Sureleri
Hadis Bahçesi
Dualar Pınarı
Masaüstleri
Uydudan Kıble
Sorduklarınız
Sitede Arama
Bizimle irtibat
Siteyi Önerme
Konuk Defteri
spacer
çocuk bahçesi
Müslüman Çocuk
Elif-ba Öğren
Sûreler Tâlimi
Çizgi Filmler
Harika Çocuklar
Ufkumu Aydınlat
Hikaye ve Masal
Tarih Sayfaları
Çocuk Radyosu
Nasreddin Hoca
Hacivat Karagöz
Fıkra Dünyası
Bilmeceler
Tekerlemeler
Çeşitli Maniler
Yanıltmacalar
Cinas - Telmih
Oyun Parkı
Yapbozlar
Flash Boyama
Dosya Çantam
Çocuk Defteri
spacer
aile ortamının çocuğua etkileri

4 - AİLE ORTAMININ ÇOCUĞA ETKİLERİ (Başlıklar)
• Aile ortamının çocuğa etkileri nelerdir?
• Anne babanın çocuğa etkileri nelerdir?
• Çocukla ilgili beklentiler nasıl belirlenmelidir?
• Fiziksel olarak cezalandırmanın etkileri nelerdir?


AİLE ORTAMININ ÇOCUĞA ETKİLERİ NELERDİR?
Aile, bireyin ve toplumun fonksiyonlarında en temel öğedir. Aile bireyin; beslenme, bakım, sevgi, duygusal, psikolojik gelişim, eğitim, kültürel değerlen kazanma, sağlıklı zekâ gelişimini sürdürme gibi temel ihtiyaçlarını karşıladığı ilk yerdir.

Aile ortamı, psiko-sosyal yönden gelişen bireyin en çok etkileşime uğradığı yerdir. Bu ilişkiler, bireyin kendine güvenmesini, kendine ve diğer bireylere sevgi duymasını, kimlik kazanmasını, kişilik gelişimini, sosyal beceriler geliştirmesini ve topluma adaptasyon sürecini olumlu yönde etkiler.

Aileyi oluşturan bireyler birbirinden etkilenir. Bu durumu aynı vücutta bulunan organlara benzetebiliriz. Aileyi her yönden etkileşim içerisinde, bir bütün olarak yaşayan bir organizma saymak yanlış olmaz. Organların birindeki arıza, diğer organların ritmini, işleyişini ve fonksiyonelliğini etkiler.

Ailenin kendi içerisinde etkileşen bir sistem oluşu, bu yapı içerisinde, bu yapıyı oluşturan bireylerin bazı kurallara uyması zorunluluğunu getirir. Bu yapı içerisindeki her birey kurallara uymak, karşılıklı olarak rolleri üstlenmek ve mevcut yetkileri paylaşmak durumundadır.

Aileyi bir organizma olarak ele almıştık. Bu organizmada bir denge hâli söz konusudur. Aile bireylerinin etkileşim ve iletişimindeki problemler, rollerdeki karmaşa, yetkilerin yersiz ve yanlış kullanılması, bu yapı içerisindeki kuralları çiğnemek, yerleşmiş olan mevcut dengeyi bozar.

Kuralların aşırı katı veya çok esnek olmaması aileyi daha güçlü hâle getirir. Kuralları çiğneyen bireye karşı, diğer aile bireyleri ortak cephe alırlar. Kuralları çiğneyen aile bireyine, genelde diğer aile üyelerinin gösterdiği tepki, yanlışı yapan kişiyi yaptığı yanlıştan vazgeçirmeye çalışmak, görmezlikten gelmek, konuşmamak, pasif direniş göstermek, azarlamak, cezalandırmaya çalışmak, alay etmek gibi değişik reaksiyonlar şeklinde olabilir.

Aile fonksiyonlarını ele alırken, evde yasayan diğer bireyler, akraba ve arkadaş çevresi de bazı sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. Aynı zamanda bu etkileşim sürecinde adı geçen bireyler, mevcut sorunların daha da ağır hâle gelmesine, hatta bazen çözümsüzlüğe yaklaşmasına sebep olabilir. Bu durum, geleneksel Türk aile yapısında zaman zaman görülebilir. Bunun telâfisi veya hiç olmaması için ailenin tam fonksiyonel hâlde olması, kurallara uyulması, rollerde karmaşanın olmaması, iletişim ve etkileşimin yeterli olunması gereklidir.

Aile üyeleri içinde yetki paylaşımı vardır. Yetkiyi şu şekilde tanımlayabiliriz: Aile içindeki bir bireyin, diğer bir bireyin davranışını değiştirme gücüne sahip olmasıdır. Genelde aile içindeki ihtiyaçları (ailenin maddî ihtiyaçları, sosyal faaliyetler, sağlık, sevgi gereksinimi vb.) karşılayan bireyin yetki gücü daha fazladır. Bu yetki gücü, kültürel ve toplumsal değerlerin de etkisi altındadır.

Aile fonksiyonelliğinde, sağlıklı aile için bir diğer önemli husus, aileyi oluşturan bireylerin aile adına verilen kararlara katılmasıdır. Bu durumda herkesin makul derecede, ihtiyaç ve isteklerine saygı gösterilmesi çok büyük bir önem taşır. Bu durum karşılıklı güven ortamının devamını sağlar.

Bir diğer önemli husus da aile içindeki bireylerin duygu ve düşüncelerini rahat bir şekilde ifade etmeleri ile ailenin sağlıklı fonksiyonları arasında çok büyük bir bağ olmasıdır. Sınırları kapalı, bireylerin, duygu ve düşüncelerini rahatça ifade edemediği, herkesin kendi dünyasında yaşadığı bir aile yapısında ise bireylerde değişik sıkıntılar zamanla oluşmaya başlar. Bu sıkıntılar arasında, depresyon, endişe, huzursuzluklar, düşmanlık ve suçluluk hâli gibi duygulara çok sık rastlanır. Sınırları açık ve herkesin rahatça kendini ifade edebildiği ailelerde ise bunun tam tersi olarak, iyi niyet, karşılıklı anlayış, iş birliği, ortak düşünceler, birbiri için fedakârlık, birbirine karşı samimiyet, sevgi, geleceğe güven ile bakma gibi durumlara rastlanır.

Ailede iletişim ve etkileşim en önemli konudur. İletişimin olmadığı herhangi bir zaman yoktur. İki insan yan yana geldiğinde, hiç konuşmamanın bile bir anlamı vardır. Yanlış iletişim ve etkileşim veya yetersiz iletişim ailede sorunlara yol açan nedenlerin başında gelir. Aile bireyleri birbirleriyle sözlü ya da jest ve mimikleriyle anlaşırlar. Bu durumdaki aksama aileyi çok olumsuz etkiler.

Ailedeki normal iletişim ve etkileşimi engelleyen faktörler: Aileyi ve bireyleri ilgilendiren konular üzerinde, yüzeysel konuşma

- Aşırı soru sorma, yersiz şüphe ve tereddütler Yapay ilgi gösterme
- Konuşma ve açıklama olmadan, karşı tarafın hareketlerini, düşüncelerini yorumlamaya ve tahmin etmeye çalışma
- Seçmişteki üzücü ve tatsız olayları sık sık gündeme getirme
- Sorulan soruları cevapsız bırakma
- Bireylere söz ile baskı kurmaya çalışma
- Abartılı bir şekilde onaylama veya reddetme
- Sık sık öneride bulunma veya kişisel düşünceleri kabule zorlama
- Suçlama, eleştirme, olumsuz değerlendirmeler yapma
- Emir verme, tehdit etme
- Samimiyetten uzak kalma, yalan söyleme
- Alay etme, küçük düşürmeye çalışma, fikirlere değer vermeme
- Olayların olumsuz yönlerini ortaya çıkarmaya çalışma
- Küçük hataları çok abartma
- Fedakârlığı devamlı karşı taraftan bekleme
- Ortak faaliyetlere gereken önemi vermeme
- Karşıdakine, ifade etme imkânı tanımama

Bu şekilde iletişim ve etkileşim içinde bulunan aile yapısında bireyler arası iletişimde, karşıdaki kişiyi rahatsız etme, sert şekilde bakma, yüz buruşturma, konuşmama ve yalan söyleme gibi durumların gözükmesi kaçınılmazdır.

Unutulmamalı ki yaşayan her fert; kendine özgü anlayışı, kişiliği, değer yapısı, entellektüel düzeyi, duygu ve düşünceleri, kimlik yapısı, yetişme tarzı, sosyokültürel statüsü ile yaşayan, hisseden, etkilenen biyo-psikososyal bir bütündür. Bu durumda konuşulan her sözün, verilen her mesajın, her jest ve mimiğin iyi veya kötü manada karşıdaki kişide bir etki yaptığı kesindir.

Aile üyelerinin birbirinden aldıkları mesajlar aile fertlerinin kendilerini değerli, değersiz veya güvenli hissetmelerine yol açar. Bu durum onların psiko-sosyal ve sosyokültürel konumlarını, işlevselliklerini ve ruhsal durumlarını etkiler. Sonuç olarak sağlıklı birey, sağlıklı ve fonksiyonel aileyi oluşturacak, sağlıklı aile de sağlıklı toplumu oluşturacaktır.


ANNE BABANIN ÇOCUĞA ETKİLERİ NELERDİR?
Anne babanın ve aile ortamının, doğduğu andan itibaren devam eden süreç içerisinde çocuğa etkisi büyük olmaktadır. Anne babanın:

- Kişilik yapıları
- Eğitim durumları
- Meslekleri
- Zekâ düzeyleri
- Bedensel ve ruhsal hastalıkları
- Psiko-sosyal durumları
- Sosyokültürel statüleri
- Yetişme tarzları ve kendi anne babalarından gördükleri davranışlar
- Çocuğa yaklaşım tarzları
- Çocuk için ayırdıkları vakit vb. durumlar, çocuğu birinci derecede etkiler.

Çocuğun bu türlü anne baba etkileşiminin yanı sıra;
- Ailenin sosyoekonomik durumu
- Ailenin teknolojiden yararlanması
- Ev ortamının yeterliliği
- Ev ortamındaki huzur ve anlaşma durumu
- Yaşanılan şehir
- Evin bulunduğu sosyokültürel çevre
- Sosyal imkânlar
- Devletin sunduğu imkânlar
- Okul ve öğretmen durumu
- Akrabaların durumu ve konumu
- Sağlık hizmetlerinden yararlanma da çocuğu etkileyen faktörler arasında yer alır.

İletişim ve medya araçlarının durumu gibi sayılmayacak kadar faktörlerden etkilenmesi söz konusudur. Bütün bu etkileşimler ile çocuğun psiko-sosyal, sosyokültürel gelişimi ve şekillenmesi sağlanır.

Olumsuz mesajların ve iletişimin ailenin her bireyine, özellikle çocuklara etkisi çok fazladır. Unutulmamalı ki yaşayan ve gelişen bir psiko-sosyal varlık olan çocuk; konuşulan her sözden, jest ve mimikten, tavır ve davranıştan, iyi veya kötü olarak etkilenecek bu etkilenme ile çocuğun kimlik, kişilik ve psiko-sosyal yapısı şekillenecektir.

İdeal aile ortamı çocuğun sağlıklı, bedensel ve ruhsal gelişmesini sağlayacaktır. Aksi taktirde aile fonksiyonelliğindeki arızalar, çocuklarda ve aile bireylerinde psikiyatrik rahatsızlıklar şeklinde kendini gösterecektir. Çocukların genel durumu aileden, çevre ve toplumdan kesinlikle etkilenecektir. Sağlıklı bireyler yetişmesi için fonksiyonel ailelere ihtiyaç vardır. Açının kollarını bu duruma örnek verebiliriz. Açının oluşma yerindeki açıklık ile sonundaki açıklık arasında büyük fark vardır. Yani çocukluktaki her yanlış veya doğru etki; ileride davranış, söz, tepki ile bir bütün içerisinde kendisini gösterecektir. Hayatın temel kurallarından bir tanesi de etki tepki prensibidir. İyi veya kötü her etki, o çeşitten bir tepki veya belirti olarak ortaya çıkacaktır.

İsterseniz bazı genel etki tepki örnekleri verelim:
Çocuğu sevmek, değer vermek, kabul edip onaylamak, ailede güven ortamı oluşturmak, sevdiğini ve kabullendiğini söz ve davranış olarak aktarmak, yeri geldiğinde sabırlı ve ilgili olmak; normal gelişimi, kendine güveni, insana ve topluma sevgiyi, başarılı bir sosyal adaptasyonu ifade eder.

Çocuğu kabullenmemek, açıkça istememek, bunu söz ve davranışlarla göstermek, bazı gereksinimleri (sevgi, bakım, gelişim, vb.) ihmal etmek sonucunda; kendine, aileye ve topluma güvensizlik, sınırlı duygusal yapı, suça eğilimli olma, aynı problemli davranışı toplum içerisinde sergileme ve yalnızlık gibi olumsuz durumları ortaya çıkarır.

Aşırı titiz olma, kıyaslama, sık sık eleştirme ve başarılardan tatmin olmama, başarıları onaylamama, uyumsuzluk içinde olma, kendini ifade etmesine izin vermeme gibi davranışlar sonucunda; çekingen, kararsız, başkaları tarafından yargılanma korkusu içinde bulunan, kendine güvensiz, kabiliyetleri ve becerileri olmasına rağmen onları ortaya koyamayan kişilikler oluşur.

Aşırı müdahaleci, koruyucu olma, çocuğun kendini ortaya koymasına izin vermeme., onun yerine bazı görevleri üstlenme, yaşından küçükmüş gibi davranma, sınırları aşırı gevşetme, şımartma, kuralsızlıklar sonucunda; kabiliyet ve becerileri gelişmemiş, sosyal gelişimi yetersiz, devamlı talepkâr, başkalarına bağımlı, beklenen olgunluğa ulaşamamış, çok çabuk karşı gelen, sosyal çevresine adaptasyonda zorlanan, engellenmeye tahammülsüz ve mutsuz çocuklar yetişir.


ÇOCUKU İLGÎLÎ BEKLENTİLER NASIL BELİRLENMELİDİR?
Çocuktan beklentiler bazen çok fazla olabilmektedir. Bu beklentilerin fazlalığını şu şekilde belirleyebiliriz: İstenen ve beklenen görevin, onun takvim yaşından ve gelişim döneminden fazla olması, yeteneklerinden daha üst düzeyde bulunması, motor becerilerinin üstünde olması ve o dönemdeki psikolojik durumunu zorlaması gibi.

Beklentilerin (ders, sosyal beceriler, sanatsal faaliyetler, sportif faaliyetler, evde verilen görevler vb.) fazla olması çocuğun aşın strese girmesine ve bu beklentileri yerine getirememesi ile birlikte de öz güveninde zedelenme yaşayarak "Ben yapamıyorum.", "Ben başaramıyorum.", "Ben beceriksizim." gibi düşüncelere girmesine neden olabilir. Bu düşünceler uzun vadede çocuğun öz güveninde zedelenmelere yol açabilir.

Bunun tam tersi olarak çocuğa yapabileceği görevleri vermemek de çocuğun gelişimine negatif etkide bulunacaktır. Bu iki denge arasında şekillendirme yapmak uygun olacaktır.

Çocuktan beklentilerin belirlenmesi için en önemli şartlardan birisi onun yeterince tanınmış olmasıdır. Çocuğunuzun kabiliyet, mizaç, kişilik özellikleri, ders durumu, genel bilgi düzeyi, sosyal ilişkileri gibi temel konular hakkında bilgi sahibi olmanız, onu daha iyi tanımanıza ve ona yaşına uygun görevler vermenize katkıda bulunacaktır.

Beklentileri ve yaşma uygun görevlerin miktarını zamanla artırmak mümkündür. Ama burada öncelikli olarak altını çizmemiz gereken konu bunun zamanla sağlanması ve çocuğun gelişmesine göre şekillendirilmesidir. En güzel ve pratik yaklaşım ise, çocuğu teşvik ederek ve uygun imkân sağlayarak verilen görevleri yaptıkça ve başardıkça ona daha üst görevleri vermektir.


FİZİKSEL OLARAK CEZALANDIRMANIN ETKİLERİ NELERDİR?
Fiziksel ceza bazı ebeveynlerin sık başvurdukları cezalandırma yöntemlerindendir. Cezalandırma kelimesi aslında hiç kulağa hoş gelmeyen bir kavram olmakla birlikte çocuk eğitiminde bazı dönemlerde gerekmektedir. Çocuklara uygulanan bu cezalandırmanın sekli ve dozu önemlidir (Bkz. çocuğun cezalandırılma sekli nasıl olmalıdır?).

Bazı ebeveynler dayağa çok sık başvurduklarından dolayı çocukları ürkek, pasif, kırılgan, mutsuz olabilirler. Bunun tam tersi olarak hiçbir cezanın etkilemediği, sınırlarını bilmeyen, fazla miktarda davranış problemleri olan, duyarsızlaşmış çocuklar da yetişebilir.

Çocukları cezalandırmadaki amaç onlara zarar vermek değil, cezalandırılmışlık hissini yaşamaları ve yaptıklarının yanlış olduğunun farkına varmalarıdır. Fiziksel ceza hiçbir zaman uygun olmayan bir yöntemdir. Çocuğun genel psikolojik gelişiminde önemli problemlere yol açabilir.

Eğitimsiz ailelerde çocuklara yönelik fiziksel şiddetin daha fazla olduğu bilinmektedir. Bu durum çocuğun arkadaşlarına da şiddet uygulamasını kolaylaştırır. Erişkin bir birey olduğunda ise, kendi çocuğuna veya eşine şiddet uygulamasını kolaylaştıracaktır.

Okulda öğretmenlerin de çocuklara bu türlü cezalandırma yöntemlerini uygulamamaları önemlidir. Çünkü çocuk aynı zararlı etkileri burada da yaşayabilir.

Dayak atılan çocukta öz güven eksikliği, depresyon, mutsuzluk, şiddete eğilim, anne babaya karşı öfke, uyumsuzluk, davranış problemleri, çekingenlik, pasiflik, çabuk ağlamaya meyil, yanlış duygusal reaksiyonlar, ümitsizlik, saldırgan davranışlar görülebilir. Bütün bunların olmaması için fiziksel ceza yerine diğer cezalandırma yöntemlerinin kullanılması uygundur.


spacer
açiklamali bölümler
Açıklamalı Bölümler
spacer
gorsel multimedia
Nasihat Öğütler
Namaz Dersleri
Pratik Elif-ba
Kolay Elif-ba
Kur'an Dersleri
Takipli Kur'an
Evliya Filmleri
Dini Sohbetler
Dini Menkıbeler
İlahi Kasideler
spacer
sesli multimedia
Tefsir Dersleri
Riyazus Salihin
Tam İlmihal Sesli
Mektubat Rabbani
Sesli İslam Tarihi
Peygamberimiz
Evliya Hayatları
Nasihatler
Bahri Kasideler
İlahi Kasideler
Sesli Sohbetler
Seslendirmeler
Ezan-ı Şerifler
İslami Şiirler
Tarih Serisi
Mehter Marşları
Telefon Zilleri
spacer