ana menü
Anasayfa
Güncel
Konular
Aile Kadın
Sesli Bilgi
Oku Dinle
Döküman
Download
Sayfalar
Dini Sözlük
Namaz Sureleri
Hadis Bahçesi
Dualar Pınarı
Masaüstleri
Uydudan Kıble
Sorduklarınız
Sitede Arama
Bizimle irtibat
Siteyi Önerme
Konuk Defteri
spacer
çocuk bahçesi
Müslüman Çocuk
Elif-ba Öğren
Sûreler Tâlimi
Çizgi Filmler
Harika Çocuklar
Ufkumu Aydınlat
Hikaye ve Masal
Tarih Sayfaları
Çocuk Radyosu
Nasreddin Hoca
Hacivat Karagöz
Fıkra Dünyası
Bilmeceler
Tekerlemeler
Çeşitli Maniler
Yanıltmacalar
Cinas - Telmih
Oyun Parkı
Yapbozlar
Flash Boyama
Dosya Çantam
Çocuk Defteri
spacer
davranış problemleri

4 - DAVRANIŞ PROBLEMLERİ (Başlıklar)
• Çocuklarda yalan söyleme nasıl engellenebilir?
• Kardeş kıskançlığının önüne nasıl geçebilirim?
• Çocuğum her şeye itiraz ediyor, ne yapmalıyım?
• Çocuğumuz devamlı yanımızda yatmak istiyor onu bundan nasıl vazgeçirebiliriz?
• Çocuğum yemek yeme konusunda bana zorluk çıkarıyor bu konuda ne yapmalıyım?
• Çocuğumu tırnak yeme alışkanlığından nasıl vazgeçirebilirim?
• Çocuğumun paylaşım problemi var, neler yapmalıyım?
• Öfke nöbetleri konusunda neler yapılabilir?
• Çocuğum yaşına uymayan bebeksi davranışlar gösteriyor, ne yapmalıyım?
• Başkalarının eşyasını izinsiz alan çocuklar için neler yapılmalıdır?
• Çocuğu suçluluk duygusundan nasıl kurtarabiliriz?
• Geç yatan çocuklar için neler tavsiye edersiniz?
• Hayvanlara zarar veren çocuklar için tavsiyeleriniz nelerdir?
• Çocuklara her istediği alınmalı mıdır?


ÇOCUKLARDA YALAN SÖYLEME NASIL ENGELLENEBİLİR?
Yalan, yeri ve zamanı ne olursa olsun toplumsal normlara ters düşen bir davranış problemidir. Anne babalar çocuklarının başvurduğu bu olumsuz davranıştan dolayı endişelidirler. Haklı olarak bazen küçücük bir yalan da olsa ileride daha büyük davranış problemlerine yol açması muhtemel olduğundan endişelenme normaldir. Yalanın bir kısmı anne babalar tarafından fark edilmekte bir kısmı hiç fark edilmemektedir. Fark edildiğinde çocuğa uygulanacak davranış önemli olduğundan anne babalara bazı tavsiyelerimiz olacaktır.

Öncelikle "Benim çocuğum neden bu yola başvurdu?" şeklinde bir soruyu kendinize yöneltmelisiniz. Acaba bu onun mizaç ve kişiliği açısından beklenen bir durum muydu? Yani çocuğunuzu yeterince tanıyor musunuz? -Yoksa bu yalan sizin için beklenmedik bir durum mu? Eğer bu daha önce hiç karşılaşmadığınız bir durum ise çocuğunuzun hayatında normal gitmeyen bazı şeylerin olup olmadığına dikkat etmelisiniz. Bu normal olmayan durumlar; uygunsuz arkadaş çevresi, madde kullanımı, okul ile ilişki sorunları, ailenizde olabilecek stres etkenleri, çocuğunuzu etkileyebilecek stres faktörleri (bkz. stres etkenleri ve çocuğunuza etkileri), depresyon ve buna benzer durumlardır.

Bazı durumlarda mükemmeliyetçi yapıdaki çocuklar çok fazla üzerlerine gidilirse yalana başvurabilirler. O nedenle çocukların çok fazla sıkıştırılmayıp yalana başvurmaları önlenmelidir. Çocuk bir kez yalana başvurup kurtulma yolunu öğrenirse ilerleyen dönemlerde bunu tekrarlayabileceğini unutmamalısınız. Çocuğunuzun yalana hiç başvurmaması önemlidir.

Yalan söyleme anne ve babaların birinde var ise bu durumun çocukta yerleşmesi çok daha kolay olacaktır. O nedenle çocuğunuzda yalan söyleme var ise bu durumun ailenizin diğer fertlerinde olup olmadığını kontrol etmelisiniz. Unutmayınız ki çocuğunuz sizin iyi ve kötü yönlerinizi örnek alacak ve kendi kişilik yapısını ona göre şekillendirecektir. Siz ona güzel bir örnek olmaz iseniz o da kendine yanlış örnekleri seçecektir. Siz olumlu davranışları gösterirseniz çocuklarınız da bundan olumlu bir şekilde etkilenecektir. "Ayşe beş yaşında bir çocuktur; önemli bir davranış problemi olmayan Ayşe'nin dersleri de iyi gitmektedir. Ayşe yaş itibariyle etrafı gözlemleyen ve annesini örnek alan bir çocuktur. Ayşe yolda yürürken annesinden bir oyuncak istemiş annesi de o an almak istemediği için hiç parasının olmadığını söylemiştir. Daha sonra eve gelmeden annesi markete girerek ev için alışveriş yapmıştır. Bu olay sonrasında artık Ayşe'de sıkıştığı anda yalanlara başvurmuş ve giderek yalanları artırmaya başlamıştır." Bu örnekte olduğu gibi annenin yalana başvurması ve tutarsız bir görüntü sergilemesi Ayşe'nin de zamanla yalana başvurmasına neden olmuştur.

Yalan, öz güveni yeterince gelişmemiş çocuklarda daha sık görülmektedir. Bu, özellikle çocuğun arkadaşları arasında yalan söyleme ihtimalini artırmaktadır. Çocuk söylediği yalanlar ile kendini kabul ettirmeye çalışmaktadır. Bu çocuklar bir kısım eksik hissettikleri şeyleri yalan ile telafi etmeye çalışırlar. Zamanla arkadaşlarının farkına varması ile giderek arkadaş çevresini kaybederler, kısır bir döngüye girerek daha fazla yalana başvurmaya başlarlar. Bu nedenle çocuğunuzun öz güvenini destekleme konusuna özellikle dikkat etmelisiniz (Bkz. öz güveni artırma yolları).

Yalan söyleme davranış bozukluğunun önemli özelliklerinden bir tanesidir. Davranış bozukluğu gösteren çocuklar ayrıca; hırsızlık, zarar verme, tehdit etme, kavgalara karışma, madde kullanma, ciddî sosyal uyumsuzluk, karşı gelme gibi ağır belirtiler gösterirler. Yalan söyleme durumu da bu ağır tablonun bir parçası olabilir. O nedenle anne babaların bu ağır bozuklukla ilgili uyanık olmaları gerekmektedir.

Çocukların gelişimsel olarak dört yaşından sonra hayalî oyun arkadaşlarını, hayalinde canlandırdığı kurguları yalan ile karıştırmamak gerekir. Bu hayaller tamamen çok ileri gitmediği müddetçe de normal olarak değerlendirilen bir durumdur. Bu nedenle hayal kuran çocuklar ile yalan söyleyen çocukları ayırt etmek gerekir. Çocuk hayal dünyasında yaşadığı bir kurguda bazı şeyleri olmuş gibi anlatabilir. Ama bunda ısrarcı değildir. Ve bu durumun kendi kurguladığı düşünce ve sözler olduğunu bilir. Yalan durumunda ise bilerek ısrar vardır ve bu yalanı diğer kişilere kabul ettirmeye çalışma gayreti söz konusudur.

Yalan söyleyen çocuklar ile ilgili olarak yapılması gerekenler aşağıda sıralanmıştır.

Yalanı fark ettiğinizde çocuğunuz hakkında "Ters giden bir şeyler var mı?", "Ben çocuğumu yeterince tanıyor muyum?" diye kendi kendinize sorun. Çocuğunuzla aranızda olan karşılıklı ilişkinin kalitesini mutlaka artırmaya çalışın.

Yalan karşısında hemen paniğe kapılıp çocuğunuzu yalan ile yüzleştirmeye veya çocuğunuzu cezalandırmaya çalışmayın.

Yalanın, çok sıkıştığında söylediği veya çok nadir olarak başvurduğu bir yol mu, yoksa sık olarak alışkanlık hâline getirdiği ve tekrarladığı bir durum mu olduğunu iyi düşünün.

Yalanın tekrarı durumunda, ailenizde bu yalana başvuran başka kişilerin olup olmadığını düşünmeye çalışın. Eğer varsa çocuğunuzun olumsuz etkilenmesini göz önüne alarak önce düzeltmeye, olumsuz etkilendiği kişiden başlayın.

Arkadaş çevresinde bu yalanların olup olmadığını ve yalana başvurarak çocuğunuzun olumsuz etkilediği arkadaşı olup olmadığından emin olun.

Çocuğunuzu asla yalancı, uydurukçu vb. sözlerle etiketlemeyin.

Yalan söyleyen çocuğunuz ile oturup karşılıklı olarak konuşun ve olumlu bir ses tonu ile bunun yanlış olduğunu ifade edin. Tekrarı durumunda başvuracağınız ceza yöntemini söylemeyi unutmayın.

Devam eden yalanlara karşı daha önce söylediğiniz cezaları uygulamaya başlayın.

Tekrarlayan ve sizin başa çıkamadığınız yalanlar ile ilgili olarak başka bir psikiyatrik durumun olup olmadığını araştırın ve yardım için bir uzmana başvurmaktan çekinmeyin.

Unutmayınız ki bütün çocuklar olumlu ve uygun yönlendirme ile zamanla şekilleneceklerdir.


KARDEŞ KISKANÇLIĞININ ÖNÜNE NASIL GEÇEBİLİRİM?
Kardeş kıskançlığı genelde anne babaların çocuk eğitiminde sık olarak sordukları sorulardan bir tanesidir. Özellikle kardeşler arasındaki yaş farkının azaldığı durumlarda bu özellik belirgin olarak ortaya çıkabilir. Kıskançlık tepkisi aslında çocuğun verdiği normal bir tepkidir. Çocuklarda bazen kendine yönelmiş olan ilgi, sevgi ve dikkatin başkaları ile paylaşılmasında problem olabilir. Kardeş kıskançlığı aileye yeni bir üye katıldığı zaman kendini gösterir. Bazı durumlarda küçük çocuğun büyük olanı kıskandığını da görmekteyiz.

Kardeş kıskançlığının engellenmesinde anne babaların davranışlarının çok büyük önemi vardır. Daha çocuk doğmadan önce, büyük kardeş, yeni doğacak çocuğa karşı sevgi dolu hislerle hazırlanmalıdır. Kardeş doğumundan sonra ise anne babaların tutarlı ve dengeli tavırları ile bu problem daha az yaşanabilir. Genelde minik olan kardeş ilgiyi kendi üzerine çeker, bu zaten bakım açısından da gerekli bir olaydır. Anne babanın bu ilgi dağılımı diğer kardeşi ihmal derecesine varırsa zaman kıskançlık ciddî seviyede yaşanır. Hatta bu durumu belli etmeyen büyük kardeşte depresyon veya anormal davranış değişiklikleri bile görülebilir.

Anne babaların büyük çocuğa ayırdıkları vakitle, verdikleri değerle, iltifatlarla bu dengeyi sağlamaları gerekir. Özellikle cinsiyet beklentisi ve farklılığı gözetilen ailelerde kıskançlık daha da artabilir. Anne baba ve diğer aile üyelerinin bu konuda dikkatli olmaları gerekir.

Kıskançlığı aşmak için:
- Doğumdan önce hazırlık
- Anne ve babanın kendi aralarındaki iletişim ile çocuklara örnek olması
- Diğer çocuğa sonradan sevgi ve ilgide azalma olmaması
- Yeni doğan bebeğe ait bazı sorumlulukların büyük kardeşe verilmesi (bebeğin günlük işlerinde anneye yardım etme gibi)
- Aile olmanın altının çizilerek sürekli birlik mesajları verilmesi
- Anne babanın sık sık kardeşlerle birlikte oyun oynaması Büyük çocuğun mutluluk alanlarının artırılması
- İkili anlaşmazlıklarda sürekli büyük çocuğun haksız çıkarılmaması
- Büyük çocuğa küçük kardeşin olması ile sağlayacağı avantajların anlatılması (oyun arkadaşlığı vb.)
- İki kardeşin birlikte sergilediği uyumlu davranışların ödüllendirilmesi

Özellikle bu kıskançlık hâli büyük çocuğun mutsuz olduğu ve kendini diğer alanlarda eksik hissettiği durumlarda daha sık görülür. Yani büyük çocuk, ilgisini kardeşine yöneltmiştir. Halbuki yaşma uygun bazı sosyal ve bireysel uğraş ve başarılar ile mutlu olması sağlanırsa ilgisini kardeşinin üzerinden çekecektir. Çocuğun tek doyum ve destek kaynağı anne babası ve aile ortamı ise o zaman, aile ortamında yaşayacağı ufak tefek ihmaller bile çocuk için çok ağır etkiler oluşturabilir. Büyük çocuğun kardeş doğumuna denk gelen dönemde evden uzaklaşması (anaokuluna, kreşe, okula başlaması veya herhangi bir akrabada kalması gibi) kardeş kıskançlığını ciddî derecede artırabilmektedir. Çocuğun ilgisini kardeşinden uzaklaştırmak demek onu diğer ortamlara taşımak demek değildir. Çocuğu sadece yaşma uygun yapabileceği diğer görev ve beceriler konusunda cesaretlendirmek, ödüllendirmek, onaylamak onun mutluluğunu ve ilgi alanını değiştirerek kardeş kıskançlığının şiddetini azaltacaktır.

Ağır kıskançlık durumunda büyük kardeş küçük kardeşe fiziksel zarar da verebilir. Anne babaların bu konuda dikkatli davranarak, gerekirse bir uzmandan yardım almaları önerilir.


ÇOCUĞUM HER ŞEYE İTİRAZ EDİYOR, NE YAPMALIYIM?
Çocukların anne babalarına karşı gelmesi çok sık karşılaşılan bir problemdir. Anne babanın her dediğine, olumlu veya olumsuz taraflarını düşünmeden sürekli karşı gelme hâli varsa bu durumda karşı gelme bozukluğundan bahsedilebilir. Genelde çocuklarda çabuk sinirlenme, karşı gelmeye eşlik eden durumdur. Normal yaşın verdiği karşı gelme bazı dönemlerde çocuklarda artış gösterebilir. Bu dönemler 2-3 yaş arası ve ergenlik dönemidir. Anne babanın dengeli tutumu ve uygun yönlendirmesi ile bu problem kısa sürede aşılabilir.

Çabuk sinirlenme ve karşı gelme durumu genelde çocuklarda kaygı hâlinin belirtisidir. Bazı noktalarda içsel çatışmaları ve kaygı hâli olan çocuklar, çok çabuk tepki ortaya koyarak sık sık anne babalarına karşı gelirler. Kardeş kıskançlığı, çocuğa karşı anne veya babanın ilgisizliği, diğer kardeşin çok fazla ön plâna geçmesi, çocuğu yönlendirme eksikliğine bağlı sık olarak boş kalması ve can sıkıntısı, okul ile yaşanan problemler, çocukluk çağı depresyonları, sık sık eleştirilme, aşırı derecede disiplin uygulamaları gibi çocuğu etkileyen stres faktörleri, ilk akla gelen kaygı oluşturacak nedenlerdir. Bu kaygı ile birlikte çabuk sinirlenme ve karşı gelme davranışı sık olarak görülebilir.

Aynı zamanda bu kaygı hâlinde çocuğa uygulanan sınırların çok gevşetilmesi söz konusu olabilmektedir. Bu durumda baş gösteren davranış problemlerine bağlı karşı gelme ve mevcut kurallara itiraz olabilir. Aşırı hoşgörüye bağlı karşı gelme ve davranış problemleri oluşabilir.

Karşı gelen ve çabuk sinirlenen çocuğa genelde yapılması gereken şey, çocuğun kaygı durumuna neden olan etkeni bulmaktır. Çocuğa dengeli ve düzenli devam ettirilen sevgi ve hoşgörü durumu da çocuğun kaygı hâlini azaltacak ve onu anne baba ile işbirliğine zorlayacaktır.

Çocukların karşı gelerek anne babalarını yönlendirmeleri yerine, anne babanın biraz daha bilinçli davranıp basit psikolojik kurallar uygulayarak çocuklarını istedikleri gibi yönlendire-bilmeyi öğrenmeleri gerekir. Burada karşı gelen çocuk için temel hedef, öncelikli olarak iyi bir ilişki zemininin oluşturulması ve çocuğun bu iyi ilişki zemininde yönlendirilmeye çalışılmasıdır. Unutmayınız ki çocuklar aralarının iyi olduğu ve sevdiği kişileri kırmak istemezler ve onlara karşı gelmek istemezler.

Özellikle çocuk ile aradaki duygusal yakınlığın yeterli olup olmadığı önemlidir. Çocuğun duygusal ifadesinin ve sizinle olan ilişkisinin yeterli sağlamlıkta olup olmadığı dikkat edilmesi gereken konulardır. İyi ilişki zemininde birçok sorun büyümeden halledilebilecek ve özellikle bu türlü karşı gelme ve her şeye itirazlar giderek azalacaktır.

Bazı çocukluk çağı psikiyatrik problemlerinde karşı gelme ve çabuk sinirlenme durumunun görülebileceği unutulmamalı ve bu yöndeki tespitlerin ve eşlik eden diğer problemlerin varlığında, psikiyatrik yardım için anne babaların bir uzmana başvurmaları önerilir.


ÇOCUĞUMUZ DEVAMLI YANIMIZDA YATMAK İSTİYOR, ONU BUNDAN NASIL VAZGEÇİREBİLİRİZ?
Çocuklarda anne babanın yanında yatmak isteme bazı psikiyatrik durumlarda görülebilir. Bu durumda çocuğun asın korku hali, yalnız kalmak istememe, uykusunda sık sık sayıklama ve korkulu rüyalar görme, anne babaya bir şey olma korkusu, iştah değişiklikleri, ufak tefek uyaranlara karşı aşın tepki verme, sese ve gürültüye hassasiyet ve bunun gibi bazı durumlar birlikte görülebilir. Bu durumda çocuğa psikiyatrik yardım ve destek gerekir.

Yukarıda sayılan problemlerin eşlik etmediği isteklerde ise çocuğun bu davranışı uygun bir şekilde yönlendirilmelidir. Genellikle bu isteğinin uygun olmadığı, yaşma uygun psikolojik gelişim için ayrı yatakta ve odada yatması gerektiği çocuğa anlatılmalıdır. Bu açıklamadan sonra basamak basamak çocuğun odasına geçmesi sağlanır. Bu basamaklar önce anne babanın yatağından ayrı yatma (aynı odada), daha sonra farklı odada yatma şeklinde sağlanmaya çalışılır. Her basamaktan sonra çocuğun davranışı takdir edilip, ödüllendirilir. Çocuğun yalnız kalmaktan korktuğu durumlarda, anne veya baba çocuğu uyumadan önce yatağına götürür. Masal anlatarak veya bir miktar onunla konuşarak sakinleşmesini ve ortama uyum sağlamasını kolaylaştırır. Odanın kapısı açık tutulur ve çocuğun bu şekilde kendi odasına adaptasyonu sağlanmaya çalışılır. Çocuğun anne babanın odasında yatmasına ise sıra dışı durumlarda ve eşlik eden stres faktörleri döneminde geçici olarak izin verilebilir. Ama bu durumun geçici olduğu asıl yerinin kendi yatağı ve odası olduğu izah edilmelidir.

Bazen çocukların gece korkuları ve anne babasının yanında yatmak istemeleri izledikleri uygun olmayan bir program sonucu da olabilmektedir. Ayrıca gündüz arkadaşları arasında ani tepkili reaksiyonlar, sesler, korku veren konuşmalar ve tepkiler olursa çocukların gerginlikleri ve kaygıları artmaktadır. Bu gerginlik ve kaygı artışı akşam olduğu zaman korkulara yol açarak çocuğun özellikle yaşına uygun bir şekilde davranmasını engellemektedir. Çocuk akşam olduğunda korkma durumuna bağlı olarak anne babanın yanında yatma gibi bir istekte bulunabilmektedir. Bu nedenle anne babanın çocuğun bu türlü korku olarak etkilendiği negatif etkenlerin olup olmadığını değerlendirmesi gerekir. Aynı zamanda çocuk, uygun olmayan televizyon programlarından uzak tutulmalıdır.


ÇOCUĞUM YEMEK YEME KONUSUNDA BANA ZORLUK ÇIKARIYOR, BU KONUDA NE YAPMALIYIM?
Yemek yememeyi bazı çocuklar annelerine karşı koz olarak kullanabilirler. Çocuklar, anne babayı yönlendirebildikleri konularda ısrarla problem çıkarabilirler. Yemek konusu da çocukların iradelerine bakan ve anne babaya karşı kullanabildikleri kozlardan bir tanesidir. Bazı durumlarda anne babanın yanlış tutumu bu durumun pekişmesine neden olur. Normalde bir yaşından sonra çocuğun sofraya erişkinler ile beraber oturması ve yaşına uygun yemekleri yemesi beklenir. Belli bir dönem sonra yemek alışkanlığı gelişir. Çocuğun çok yönlü beslenmesi, normal sosyal ve vücut gelişimi açısından önemlidir.

Bazı annelerin "Çocuğum yemek yemiyor." diye çocuğa ısrarcı ve yanlış tutumları da bu davranış probleminin pekişmesine neden olur. Bedensel ve psikiyatrik bir problemi olmadıkça her çocuk acıkır ve öğün vakti geldiğinde yemeğini yer. Ama çocukta iştahsızlık gerçekten var ise, o zaman bazı hastalıkları düşünmek gerekir.

Yemek yeme konusunda anne babalara su tavsiyelerde bulunacağız:
- Öğün vaktine bir iki saat kala çocuğa kesinlikle abur cubur gıdalar vermeyiniz.
- Yemek saatinde çocuk sofraya çağırılmalı yiyebileceği kadar yemek önüne konduktan sonra kesinlikle, iki üç kereden fazla yemek yeme konusunda ısrar etmeyiniz.
- Yemek yeme konusunda çocuk ile çok fazla konuşmayınız.
- Çocuk yemek yemeden sofradan kalkarsa kesinlikle o öğün içinde ona ek abur cubur gıda vermeyiniz.
- Çok fazla ısrarcı olarak, tabak elinizde, çocuğun peşinden dolaşmayınız.

Unutmayınız ki yemek yeme o çocuğun sıra dışı yapması gereken bir olay değil, onun fizyolojik bir ihtiyacıdır. Zevkle yapması gereken bu ihtiyacını işkence hâline getirmemek gerekir. Bir başka nokta da yemek yapmadan önce çocuğun fikri (yemek çeşidi konusunda) alınabilir. Önemli besin kaynaklarını alması için aynı tür yemek, değişik şekiller ile önüne getirilebilir. İştahı azaltan bol şekerli bisküvi ve çikolataları sınırlı miktarda alması sağlanabilir.

Bazı çok aşırı koruyucu anne baba tutumları yemek yeme sorunlarına yol açar. Bu durumda çocuğun neredeyse okul yıllarına kadar anne baba tarafından beslenmekte ve bebek muamelesi görmektedir. Bu durumda anne babalar çocuklarının eline kaşık çatal vermezler. Kendileri bu görevi üstlenerek çocuğun yaşına uygun psikolojik gelişimini engellemektedir. Çocukların bu bebek muamelesine alışması ile birlikte, ilerleyen yıllarda yemek yeme problem hâline gelebilmektedir. Çocukların kendi bireysel gelişimleri açısından yemek yeme konusunda da yaşa uygun davranışlar göstermeleri önemlidir.

Bütün bu önlemlere rağmen devam eden iştah problemlerinde ise doktora başvurarak esas nedeni bulmak gerekir.
Burada bir örnek vermek istiyorum: "Hasan, 6 yaşındadır. Ailenin tek çocuğudur. Gündüz ona büyük annesi bakmaktadır. Hasan, 6 yaşına gelmesine rağmen hâlâ suyu ve sütü biberon ile içmektedir. Günlük yemek yeme zamanları evde tam bir işkence hâline gelmiştir. Yemek pişirilmekte, herkes sofraya oturmakta ve bütün gözler Hasan'a çevrilmektedir. «Acaba Hasan yemek yiyecek mi yemeyecek mi? Durumun farkında olan Hasan eline kaşığı alıp sadece yemeği karıştırmakta ve yemek yememektedir. Daha sonra sıra ile sofradaki herkes önce Hasan'a yemek yemesini söylemektedir. Anne, baba, büyük anne, büyük baba, sıra ile Hasan'a yemek yemesi konusunda ısrarda bulunmaktadır. Hasan, bütün ısrarlara rağmen direnmekte ve yemek yememektedir. Ardından Hasan sofradan kendinden çok emin bir şekilde kalkmakta ve televizyon seyretmeye başlamaktadır. Biliyordur ki birazdan annesi tabakla gelecek ve Hasan'a yalvaracak, televizyon karşısında yemek yedirmeye çalışacaktır. Hasan yine yemez ise sadece onun için yeniden istediği bir yemek pişecek ve Hasan'ın yemek yemesi sağlanacaktır.

Aile daha sonra bir uzmana başvurmuş ve yukarıda saydığımız önlemleri almıştır. 3-5 gün Hasan biraz aç kalmıştır ama ardından yemek yeme saatleri düzene girmiş ve tabağını bitirir hâle gelmiştir. Hasan'a yönelik bebeksi tutum ve davranışların da aile tarafından değiştirilmesi istenmiştir.


ÇOCUĞUMU TIRNAK YEME ALIŞKANLIĞINDAN NASIL VAZGEÇİREBİLİRİM?
Tırnak yeme, ismiyle bile hemen bütün ailelere olumsuz şeyler çağrıştırmaktadır. Tırnak yeme erişkinlerde ve çocuklarda sık gördüğümüz bir alışkanlıktır. Bu alışkanlık bazı erişkinlerde yıllarca devam edebilir. Çocuklarda ise bazen artıp, bazen azalmaktadır. Şenel olarak birçok tırnak yeme alışkanlığı belli bir şekilde görülse bile daha sonra kaybolmaktadır.

Tırnak yeme psikolojik sorunların yanı sıra bazı sağlık problemlerine de zemin hazırlamaktadır. Tırnak yeme, mikrop taşıma ihtimali yüksek bir organın ağza alınması demektir. Tırnak yiyen çocuklara sağlık açısından sakıncaları anlatılmalıdır. Hatta bazı paraziter hastalıklar açısından çocukların tıbbî kontrolü gerekebilir.

Tırnak yemenin birçok nedeni olduğu gibi, hiçbir nedeni olmadan, sadece alışkanlık olarak kazanılmış bir davranış da olabilir. Tırnak yeme genelde psikolojik bir problem olarak adlandırılır. Yani gergin ve streste olan çocuğun kaygıya verdiği cevap olarak, bu şekilde bir davranış sergilemesi söz konusu olabilir. Çocuk, stres karşısında tırnak yiyerek kaygısını gidermeye çalışabilir. Agresyon durumlarında çocuğun kendine yönelik bu şekilde bir davranış göstermesi, yine sık görülen bir tutumdur. Tırnak yeme, anne ve baba tarafından fazla büyütülmemelidir. Tırnak yemenin çocuğu önemli ölçüde etkileyen bir problem olup olmadığı değerlendirilmelidir. Bununla birlikte çocuğun o dönem içinde karşılaştığı stres durumları (Bkz. Çocukları Etkileyen Psikososyal Stres Faktörleri) çocuğun tırnak yeme alışkanlığını artırabilir.


Tırnak yeme durumunda anne ve babaların yapması gerekenler şu şekilde özetlenebilir:
- Çocuğunuzun o an için stresli olup olmadığını değerlendiriniz. Çocuğun stresi var ise bu stresin azalması için çaba gösteriniz.
- Çocuğunuza, bu alışkanlığın tıbbî ve psikolojik zararlarını anlatarak, onun bu durumun yanlış olduğunu iyice kavramasına yardımcı olunuz.
- Çocuk ile aranızdaki ilişkinin iyi olup olmadığını değerlendirerek çocuk ile iyi bir ilişki zeminini oluşturmaya çalışınız.
- Çocuğunuza bu konuda belli aralıklarla, uygun bir ses tonu ve hitap şekli ile uyarılarda bulununuz.
- Çocuğunuzun tırnaklarını sık sık keserek, tırnak uzatmasına (her ne kadar tırnak yiyen çocukların tırnakları genelde bu nedenden dolayı kısa olsa bile) izin vermeyiniz.
- Tırnak yeme durumu devam ederse bir uzmana başvurunuz. Çocuğunuzun içinde bulunduğu ruh hâlini daha iyi anlamaya çalışarak ona psikolojik yardım sağlayınız.
- Çocuğunuzun agresyonunu başka yerlerde atmasını sağlayacak sosyal, sportif faaliyetlere ve aktivitelere ağırlık vererek onun gerginliğini azaltmaya çalışınız.
- Çocuğa bu konu ile ilgili fiziksel kısıtlamaların (eldiven, bez bağlama vb.) ve uyarıcı maddelerin (acı biber vb.) çoğu zaman bir fayda sağlamadığını unutmayınız. Gereksiz ve aşırı uygulamalarla çocuğunuz ile aranızdaki ilişkinin bozulmasına izin vermeyiniz.
- Genelde gerginlik ve kaygı durumunun tırnak yemeyi artıracağını hesaba katarak, çocuğunuzu, bu tür durumlardan şikâyeti geçene kadar, uzak tutmaya çalışın.
- Çocukların boş kaldıklarında buna benzer problemlerinin fazla olduğunu unutmayınız. Onu yaşına uygun aktiviteler ile meşgul etmeye çalışınız.

Tırnak yeme genel olarak geçici olduğundan çok fazla endişe etmeyerek, yukarıda belirtilen tavsiyeleri uygulamaya çalışmalıyız. Burada bir örnek vermekte yarar var: "Aykut, 8 yaşında ilköğretim ikinci sınıf öğrencisidir. Geçen yıl küçük bir kız kardeşi dünyaya gelmiştir. Kardeş durumu Aykut'u başlangıçta etkilemiyor gibi görünse de kardeşi büyüdükçe onda bazı psikolojik değişiklikler meydana gelmiştir. Son zamanlarda ise çabuk ağlama ve mızmızlanmasının yanı sıra tırnak yeme alışkanlığı görülmeye başlanmıştır. Annesinin dikkatini çeken bu durum, Aykut'un kardeşine bağlı sorununun bazı uygun müdahalelerle ve Aykut'un yaşına uygun mutluluk kaynaklarının artırılması ile çözümlenmiştir." Önemli olan tırnak yeme alışkanlığına başka problemlerin eşlik edip etmediğidir.


ÇOCUĞUMUN PAYLAŞIM PROBLEMİ VAR, NELER YAPMALIYIM?
Çocukların paylaşım problemleri genelde aileleri huzursuz eder. Ama bu durumun gelişimsel bir özellik olabileceği ve belli yaşlarda çok sık olarak rastlanabileceği unutulmamalıdır. Özellikle 2-3 yaş arasında çocukların biraz daha egosentrik (ben merkezci) olmaları söz konusudur. Bu dönemde çocukların daha bireysel davrandıkları ve âdeta ayrı bir fert olmanın tadını çıkarma gayreti içinde oldukları hissedilir. Sık sık inatçılık, tutturmacılık gibi özellikler görülebilir. Bu dönemlerde çocukların paylaşım durumu oldukça yetersiz olabilir. Zamanla, bu gelişimsel dönem geçince paylaşım daha normal hâle gelecektir.

Paylaşım problemi, çok fazla sosyal deneyimi olmayan ve tek çocuklu ailelerde daha sık olarak görülebilir. Mizaç olarak daha egosentrik (ben merkezcil) yapıda olan çocukların da paylaşım olarak güçlükleri çektiği bilinmektedir.

Çocuklarda paylaşımı artırmak için özellikle onların bu türlü bir deneyimi yaşamasını sağlayacak ortamlar oluşturmak gerekir. Yani çocuğun mümkün olduğunca etkileşime gireceği ve paylaşımı öğrenebileceği bir arkadaş ortamının oluşturulmasında fayda vardır. Şenel olarak çocuklar bu türlü bir etkileşim içerisinde paylaşımı zamanla öğreneceklerdir. Aynı zamanda çocukların erişkin bir bireyin önderliğinde oluşturulan oyun gruplarında da paylaşımı öğrenmeleri (daha kolay) sağlanabilir.

Paylaşımı yeterli olmayan çocuklar için ileri boyutlarda sorunlar var ise, buna eşlik edebilecek sorunların olup olmadığının kontrolü açısından bir uzman değerlendirmesine ihtiyaç olabilir. Bu çocuklar değişik terapi teknikleri ile bu problemi zamanla düzelteceklerdir.


ÖFKE NÖBETLERİ KONUSUNDA NELER YAPILABİLİR?
Öfke nöbetleri bazı çocuklarda oldukça fazla görülmektedir Öfke nöbetleri olan çocuklar, ailelerinin işlevselliğini olumsuz yönde etkiler, olur olmaz her yerde bu ve buna benzer sorunlar oluştururlar. Çocuk misafirlikte, alışverişte veya herhangi bir yerde zorluk çıkararak kendisini yerden yere atar ve öfke nöbeti içinde, dediğini yaptırmaya çalışır. Öfke nöbetleri çok fazla oluyorsa anne baba-çocuk ilişkisini ve çocuğun genel psikiyatrik durumunu değerlendirmek gerekir. Depresif bir durumda ve anksiyete düzeyleri yüksek olan çocukların daha fazla öfke nöbeti geçirdiği bilinmektedir. Bu çocukların stres kaynaklarının neler olduğu, uygun bir psikolojik değerlendirme ile ortaya çıkarılabilir.

Öfke nöbeti yaşıtlarına göre daha fazla korunup kollanan ve ebeveynleri tarafından her istediği yapılan çocuklarda daha sık olarak görülmektedir. Bu durum, çocuğun her istediğini elde etmesi ve engellenme eşiğinin çok düşük olması ile ilgilidir. Bu çocuklar hiç engellenme duygusu yaşamadıkları için küçük bir engellenme karşısında ciddî krizlere girebilirler.

Öfke nöbeti yaşayan çocukların öfkeyi alışkanlık hâline getirmesi ve sürekli bunu bir iletişim şekli olarak algılaması söz konusu olabilir. Çocuk, sürekli istediklerini yaptırmak için bu türlü yanlış bir yolu kullanarak etrafta huzursuzluk oluşturabilir. Bu nedenle çocukların öfke nöbetleri ile istediklerini elde etmemeleri önemlidir. Çocuğunuz ile aranızda kuvvetli bir sevgi bağı olmalı ama yeri geldiğinde ona uygun sınırlamaları da koymalısınız. Çocuğunuz ile aranızda iyi bir diyalog olduğu ve onunla kaliteli bir etkileşim içerisinde bulunduğunuz durumlarda, onların öfke nöbetleri daha seyrek görülecektir.

Çocuğunuz öfke nöbeti geçirdiği zaman onun dikkatini başka bir şeye çekmeye çalışınız, ama çocuğun bu davranışı ile hedefine ulaşmasına izin vermeyiniz. Öfke nöbetlerini engellemenin yolu, çocuğuna, geçmişten beri belli ölçülerde engellenme duygusunu yaşatarak onun şekillendirilmesi ile olacaktır. Öfke nöbetlerini engellemenin bir diğer yolu da çocuğunuzun yaşına uygun mutluluğu yaşamasıdır. Yani uygun bir şekilde onun yaşma uygun aktiviteleri yerine getirerek mutlu olmasını sağlamalısınız. Öfke nöbetleri sırasında etrafındaki erişkinlerin tutarlı davranışları sonucunda çocuk geri adım atamayı öğrenecektir.

Öfke nöbetini sık yaşayan çocukların stresini azaltmak için, onlarla daha çok vakit geçirme, onları uygun sosyal ve sportif aktiviteler ile meşgul etme, arkadaş ve sosyal ilişkilerini destekleme, sık sık sevgi mesajı verme gibi uygulamalar yapılabilir. Ama çocuğunuza gereğinden fazla yapılan müdahale, eleştiri, yargılama, uyarı ve serbestliğin onun ruhsal gelişimini bozabileceğini unutmayınız.


ÇOCUĞUM YAŞINA UYMAYAN BEBEKSİ DAVRANIŞLAR GÖSTERİYOR, NE YAPMALIYIM?
Çocukların bir kısmında bebeksi davranışlar ve yaşına uygun olmayan konuşma şekli görülebilmektedir. Bu konuşma şekli bazen belli ortamlarda (sadece bir ebeveyn veya akraba gibi) görülebildiği gibi, genel olarak da rastlanabilmektedir. Çocukların bu türlü, yaşlarına uygun olmayan konuşmalarını anne babalar bilmeden destekliyor olabilirler. Anne babaların çocuklarının bu türlü konuşmalarında onları desteklememeleri gerekir. Şu şekilde bir formül uygulanabilir: "Çocuğunuz her zaman mı yoksa bazı kişilerin yanında mı bu şekilde davranıyor? Çocuğunuzu etkileyen stres faktörleri var mı? Çocuğunuza yeterince vakit ayırabiliyor musunuz? Çocuğunuzu bu şekilde konuşma şeklinde etkileyebilecek başka çocuklar var mı?" Bu soruların cevabını düşünerek çocuğunuza yardımcı olabilirsiniz.

Çok nadir olarak çocukların genel mizaçları da bu şekilde olabilmekte ve bebeksi tavırları fazlaca sergilemektedirler. Bu çocukların yaşlarına uygun bir şekilde desteklenmeleri ve büyüme hissini yaşamaları önemlidir. Çocukların kendini büyümüş hissetmesi bebeksi davranışları azaltacaktır.

Çocuğunuzdaki bu türlü bebeksi tavır ve konuşmaları azaltmanız için yapılacaklar vardır:
- Çocuğunuzun özgüvenini destekleyiniz. Yaşına uygun davranışlarını takdir ediniz.
- Çocuğunuzun bebeksi konuşmaları karşısında destekçi olmayın, hatta bu şekilde konuştuğunda onu dinlemeyeceğinizi belirtiniz.
- Çocuğunuzu, o dönem için etkileyen stres faktörlerinin olup olmadığına dikkat ediniz.
- Eğer çocuğunuzda sorun devam ederse bir uzmana başvurmaktan çekinmeyiniz.

BAŞKALARININ EŞYASINI İZİNSİZ ALAN ÇOCUKLAR İÇİN NELER YAPILMALIDIR?
İzinsiz kullanım çevre ve toplumsal çağrışımı itibariyle hiçbir anne babanın, çocuğunda görmek istemediği olumsuz bir davranıştır. Bu davranış zamanla yaygınlık kazanarak tanıdığı tanımadığı birçok kişiden, yerden izinsiz ve gizli bir şeyler alma şekline dönüşebilir. Bu durumda olan çocukların, sosyal ilişkilerinin bozulmaması için uygun bir şekilde müdahale edilmesi ve problemin zamanında halledilmesi oldukça önemlidir. Aksi hâlde bu türlü davranışlar, diğer davranış problemlerine zemin hazırlayarak çocuğun durumunun daha da kötüleşmesine neden olabilir.

İzinsiz eşya alan çocukların davranış bozukluğu (psikiyatrik anlamda) gösterip göstermediklerine dikkat etmek gerekir. Eğer davranış bozukluğu belirtileri de ek olarak mevcut ise, o zaman çocuğun bir çocuk psikiyatristi tarafından değerlendirilmesi ve uygun tedavinin bir an önce başlatılması gerekir. İzinsiz bir şeyler alan çocukların anne baba ilişkilerine, depresyonda olup olmadıklarına, uygunsuz arkadaş çevresinin varlığına, ciddî ders başarısızlığı durumuna, çocuğun diğer sosyal ve psikolojik problemlerine dikkat etmek gerekir.

Bu türlü sorunlu çocuğu olan anne ve babalar ilk adım olarak, çocuğun yaşma göre, bu durumu onun ile konuşmaları onu, izinsiz almasına fırsat verecek ortamdan uzak tutmaları gerekir. İzinsiz eşya alma olayı tekrarladığında uygun bir şekilde cezalandırmalarına, çocuğun daha olumlu etkilenebileceği bir arkadaş ve sosyal çevreye kavuşturulmasına dikkat etmek gerekir. Varsa ailede ve anne baba arasındaki problemlerin çözülmesine, çocuğun ilgi, motivasyonunun spor ve ders gibi aktivitelere çekilmesine çalışılmalıdır. Çocuğun izinsiz aldığı materyalin kullandırılmamasına ve çocuğun ondan faydalanmamasına (Örneğin; anne baba götürüp eşyayı geri verebilir, sahibinin bulunması mümkün değil ise çöpe atabilir.) dikkat etmek gerekir.


ÇOCUĞU SUÇLULUK DUYGUSUNDAN NASIL KURTARABİLİRİZ?
Suçluluk duygusu, bazı çocuklarda hemen her konuda sürekli tekrar eden bir duygu olabilir. Bu duygu şiddetli yaşanır ise o zaman çocukta bazı duygusal sorunlara yol açabilir. Suçluluk duygusu yaşayan çocuk, başkalarına zarar verdiğinde ve yanlış şeyler yaptığında davranışından hafif derecede etkileniyorsa bu hatayı tekrar etmesi önlenebilir. Yani suçluluk duygusunun bazı olumlu etkilere yol açması sağlanabilir.

Bu duygu, günlük ufak tefek hatalarda bile aşırı derecede çocuğun kendini suçlaması ile sonuçlanıyorsa, çocuğun depresif duygular geliştirmesine neden olabilir. Tam tersi olarak da depresif mizaçta çocukların aşırı derecede kendini suçladıkları görülür. Bazı günlük olaylardan bile çocuk kendini sorumlu tutar (anne baba arasındaki tartışmaya kendisinin sebep olduğu düşüncesi gibi) ve sürekli bir üzüntü içine kendisini hapseder.

Çocuğun suçluluk duygusunu artıran etkenlerden biri anne babaların veya çocuğa bakan kişilerin yanlış davranışlarıdır. Çocuğun sık olarak suçlanması ve bu suçluluğun sürekli gündeme getirilmesi mizaç olarak hassas olan çocuğu daha depresif ve suçluluk psikolojisi içine sokabilir. Anne babalara tavsiyemiz, çocuk eğitiminde suçluluk duygusunu artıracak davranışlardan kaçınmalarıdır. Sürekli kendini suçlayan çocukların depresif bir durumda olabilecekleri göz önüne alınıp onlar için psikolojik yardım istenmelidir.


GEÇ YATAN ÇOCUKLAR İÇİN NELER TAVSİYE EDERSİNİZ?
Çocuğun; gelişim çağı içerisinde düzenli bir günlük hayatının, uyku ve yemek düzeninin olması önemlidir. Genellikle çocuklar gece geç yatarak anne babalarının yanında daha fazla bulunmak isterler. Gece geç yatan çocuklar, anne babalar için problem olabilir. Uyku düzeni bozulan bu çocuklar sabah yorgun ve uykusuz bir şekilde okula gitmek zorunda kalabilirler. Yorgun ve uykusuz okula giden çocuklarda ise, dersi dinleyemediklerinden dolayı verimsizlik gözlemlenir. Çocuğun sınıf içinde uyuklamaması için yaşına uygun bir şekilde uyuması gerekmektedir. Sabah okulu olmayan çocuklar ise, geç kalkarak günün en verimli saatlerini uykuda geçirebilirler.

Seç yatan çocukların, anne babaları ile daha fazla bir arada olmak istemeleri söz konusu olmakla birlikte, ailenin sosyal aktiviteleri ve eve gelen misafirler aynı şekilde çocuğun gece geç yatmasına neden olabilir.

gece korkan ve sık sık uyanarak sorun yaşayan çocukların da korktukları için yatmak istemediklerini gözlemlemekteyiz. O nedenle mümkün olduğu kadar, anne babaların bu türlü korkuları olan çocukların korku nedenlerini ortadan kaldırmaları ve onlara destekleyici mesaj vermeleri gerekir. Korkusu ve stresi azalan ve kendini ev içinde güvenli hisseden çocukların daha rahat uyudukları bilinmektedir. Bazı durumlarda çocuklar bu korkularını ifade etmekte güçlük çekebilirler. Devam eden korkular için bir uzmana başvurmakta yarar vardır.

Hiperaktif mizaçlı çocukların da uykularının daha az olduğu ve bu şekilde düzensizliklerin yaşandığı bilinmektedir. Uyku bozukluğu, hiperaktif özelliklere eşlik ediyor ise bu konuda bir çocuk psikiyatrisinden yardım alınmasında yarar vardır.

Anne babalara bu konularda bazı tavsiyelerimiz olacaktır; Özellikle çalışan anne babaların, çocukları ile duygusal alışverişin yoğun olduğu olumlu vakit geçirmeleri önemlidir. Bu duygusal alışveriş çocukların stresini azaltacak ve onların anne baba ile daha fazla kalmak istemelerini sağlayacaktır. Ayrıca bu çocuklar ile hafta sonları da dolu dolu vakit geçirilmesi gerekir. Böylece çocukların ilgi ve sevgi ihtiyacı karşılanmış olacaktır.

Seç yatan çocuklar ile bazı anlaşmalar yapılarak zamanında yatmaları sağlanabilir. Bu anlaşmalar uygun ödüllendirme ve cezalandırmaları içerebilir. Bu yaklaşımlar ile çocuklar verdikleri söze bağlı kalarak zamanında yatacaklardır.

Çocuğun yaşma uygun olarak uyku öncesi yatağına götürülüp kendisine kısa bir masal anlatmak, uyku düzeninin sağlamasına yardımcı olur. Aynı zamanda çocukların, bedensel olarak yeterince deşarj olabilmeleri de rahat uyumalarını sağlayacaktır. Ödevlerini yapmış ve sorumluluğunu tamamlamış çocukların daha rahat uykuya daldıklarını söyleyebiliriz. Aşırı kaygılı ve sorumlulukları konusunda çok fazla hassasiyet gösteren çocukların ise uykuya dalmakta daha da zorlandıklarını gözlemliyoruz.

Anne babaların sosyal aktiviteleri geç saatlere bırakmamaları, uyku saatine rastlayan, çocuk için cazip olan programları ertelemeleri ve televizyon konusunda taviz vermemeleri önemlidir. Bütün bunlar uygulandığında çocuğunuzun uyku problemini çözerek zamanında yatmasını sağlayabilirsiniz.


HAYVANLARA ZARAR VEREN ÇOCUKLAR iÇiN TAVSİYELERİNİZ NELERDİR?
Zarar vermek, bazı çocuklar için sık görülen bir davranış olabilir. Bu davranış yeri geldiğinde bir oyuncağa, eşyaya, kendinden küçük çocuğa, evcil veya yabanî bir hayvana olabilir. Zarar verici davranışların artmaması ve azalması için anne babaların bazı önlemler almaları uygun olur. Zarar verici davranışın şiddeti de bizim için önemli olmakla birlikte genelde önemli bir psikiyatrik hastalık olmadığı müddetçe, bu tür davranışlar uygun yönlendirmelerle ortadan kaldırılabilir.

Zarar verici davranışlar bazen kendinden küçük çocuklara da olmakta hatta bu ciddî yaralamalara yol açabilmektedir. Anne babaların bir kısmı çocukların bu türlü davranışları karşısında tedirgin olmakta ve bunun daha ileri boyutlara gitmesi konusunda endişelenmektedirler.

Bu türlü davranışların; davranış bozukluğu, depresyon ve hiperaktivite gibi durumlarda daha fazla bulunduğunu söylemek gerekir. Böyle çocuklar, mevcut psikiyatrik duruma bağlı olarak tedavi edildiklerinde bu türlü davranışların gerilediği bilinmektedir.

Zarar verici davranışların olmaması için anne babaların yapacakları bazı şeyler vardır. En başta çocuğun genel psikiyatrik durumunun normal olup olmadığının ve başka belirtilerin eşlik edip etmediğinin kontrol ettirilmesi gerekir.

İkinci olarak bu davranışların ne zaman daha çok tekrarlanmakta olduğu tespit edilmelidir. Çocuğun bu davranışlarını artıran ortam veya kişilerin olup olmadığının belirlenmesi de çok önemlidir.

Üçüncü olarak çocukların bir kısmı medyadan ve çizgi filmlerden oldukça fazla etkilenmekte; bu programların içindeki zarar verici davranışları gelişimsel olarak da örnek almaktadırlar. Çocuklar bu türlü olumsuz etkilenmeden uzaklaştırıldığında daha az şiddet davranışı göstermektedirler.

Dördüncü olarak bu çocuklarda "karşıdakinin duygularını hissetme" yeteneğinin artması için bazı tavsiyelerde bulunulmalıdır. Bu tavsiyelerin başında çocuk bu türlü bir davranış sergilediği zaman, onunla uygun bir şekilde karşısındaki kişinin duygularını ve hissettiklerini konuşmak gerekir. Bunun sürekli yapılması durumunda çocuk kendini karşısındakinin yerine koyacaktır.

Son olarak da çocuğun yakın çevresinden bu konuda etkilenip etkilenmediğinin kontrol edilmesi gerekir. Çocuk ev içinde de benzer davranışlar sergilendiğini görebilir ve bu davranışları ev dışında uygulamaya çalışabilir. Ev içindeki ve çevredeki kişilerin daha sevecen, iyilik ve sevgi mesajları içeren yaklaşımlarda bulunması gerekir.
Zarar verici davranışların sürekliliği durumunda çocuğun arkadaşları arasında dışlanması söz konusu olabilir.


ÇOCUKLARA HER İSTEDİĞİ ALINMALI MIDIR?
Çocukların büyüme sürecinde bitmek tükenmek bilmeyen istekleri olabilir. Bu isteklerin şekillendirilmesi önemlidir. Bazı durumlarda anne babalar tarafından çocuğa verilecek sevgi ile istediği her şeyi alma durumu karıştırılmaktadır. Çocukların her istediklerinin alınması sanki sevginin çokluğu ile orantılı gibi algılanmaktadır. Bu yanlış teoriye göre dünyadaki birçok ebeveyn çocuğunu sevmiyor demektir.

Hatta her dediği yapılan çocukların ebeveynlerinde bilinç-dışı bir suçluluk duygusu olabilir. Bir şeyleri telâfi etmek için çocuğun isteklerine sınır konmaması uygun olmaz. Anne babalar mutsuz çocuklara sahip olmak istemiyorlarsa çocuğa her istediğini almamalıdırlar. Çünkü çocuk, kendisini ve isteklerini ancak anne babanın şekillendirmesi ile ayarlayabilir.


spacer
açiklamali bölümler
Açıklamalı Bölümler
spacer
gorsel multimedia
Nasihat Öğütler
Namaz Dersleri
Pratik Elif-ba
Kolay Elif-ba
Kur'an Dersleri
Takipli Kur'an
Evliya Filmleri
Dini Sohbetler
Dini Menkıbeler
İlahi Kasideler
spacer
sesli multimedia
Tefsir Dersleri
Riyazus Salihin
Tam İlmihal Sesli
Mektubat Rabbani
Sesli İslam Tarihi
Peygamberimiz
Evliya Hayatları
Nasihatler
Bahri Kasideler
İlahi Kasideler
Sesli Sohbetler
Seslendirmeler
Ezan-ı Şerifler
İslami Şiirler
Tarih Serisi
Mehter Marşları
Telefon Zilleri
spacer