ana menü
Anasayfa
Güncel
Konular
Aile Kadın
Sesli Bilgi
Oku Dinle
Döküman
Download
Sayfalar
Dini Sözlük
Namaz Sureleri
Hadis Bahçesi
Dualar Pınarı
Masaüstleri
Uydudan Kıble
Sorduklarınız
Sitede Arama
Bizimle irtibat
Siteyi Önerme
Konuk Defteri
spacer
çocuk bahçesi
Müslüman Çocuk
Elif-ba Öğren
Sûreler Tâlimi
Çizgi Filmler
Harika Çocuklar
Ufkumu Aydınlat
Hikaye ve Masal
Tarih Sayfaları
Çocuk Radyosu
Nasreddin Hoca
Hacivat Karagöz
Fıkra Dünyası
Bilmeceler
Tekerlemeler
Çeşitli Maniler
Yanıltmacalar
Cinas - Telmih
Oyun Parkı
Yapbozlar
Flash Boyama
Dosya Çantam
Çocuk Defteri
spacer
genel sorunlar b

12 - GENEL SORUNLAR - B (Başlıklar)
• Taşınmanın çocuk üzerindeki etkileri nelerdir?
• Sanatsal faaliyetlerin çocuklar üzerindeki etkileri nelerdir?
• Çocukların kimleri model olarak almasını sağlamaya çalışmalıyız?
• Çocuklarda görülen korkuların sebepleri nelerdir?
• Çocuğumun öz güveninin artması için neler yapmalıyım?
• Anne ve babanın boşanması çocuğu nasıl etkiler?
• Çocuğumun oldukça zeki olduğunu düşünüyorum onu nasıl yönlendirmeliyim?
• Deprem gibi olaylar çocuğu nasıl etkiler, neler yapmalıyım?
• Çocuğa ne kadar harçlık vermeliyiz?
• Erkek çocuk ev islerine yardım etmeli mi?
• Fazla kilo çocuğa zararlı mıdır?


ANNE VE BABANIN BOŞANMASI ÇOCUĞU NASIL ETKİLER?
Boşanma, mevcut aile yapısını değiştiren en önemli etkenlerden biridir. Günümüzde boşanma oranı bazı sosyal nedenlerden dolayı artmaktadır. Bu durum normal gelişmenin tersi veya değişik bir hayat tarzı olduğu için, aile içerisindeki bireylerin hepsini önemli ölçüde etkileyecek bir durumdur. Bu etkilenmede karşılıklı etkileşim içerisinde, ailenin her ferdi biri birlerine karşı ilişkilerini yeniden kurmaya çalışır.

Boşanmanın en çok etkilediği kişiler ise şüphesiz çocuklardır. Hatta bu durum bazen o kadar ileri gider ki anne babalar kendi sorunlarından veya stres faktörlerinden dolayı, çocuklarını hiç hesaba katmazlar veya onları en son akıllarına getirirler. Çocukların mevcut aile düzeninden farklı olarak yeni bir düzene maruz kalmaları aslında erişkinlerin önemli ölçüde hesaba katmaları gereken bir durumdur.

Boşanmaya karar vermeden önce bu konuyu çok ciddî düşünmek gerekir. Çünkü boşanma mevcut ve ilerleyen dönemdeki etkilerinden dolayı gerçekten önemli bir karardır. Genelde boşanmadan önceki durum ile boşanma sonrası durumun her açıdan değerlendirilip kâr zarar oranı hesap edilmelidir. Yani evlilik devam ettiğinde mi çocuklar daha fazla psikolojik zarar görüyor yoksa boşanma olduğunda mı daha fazla psikolojik etkilenme görülecek? Elbette ki her gün çok önemli huzursuzluk ve tartışmaların yaşandığı, aile olarak şiddetin sık sık ortaya çıktığı, çocukların kendilerini gergin ve mutsuz hissettiği, ebeveynlerden birinin çocuklara psikolojik veya fiziksel zarar verdiği aile ortamı da önemli ölçüde çocuk için zedeleyicidir.

Boşanmaya karar vermiş bulunuyorsanız, bunun çocuğa veya çocuklara anlatılması ve açıklanması hassas bir şekilde yapılmalıdır. Çocuğun boşanmaya tepkileri ve ilerleyen süreç içerisinde psikolojik durumu hakkında dikkatli olunması gerekir. En ideal olan yaklaşım boşanmaya karar veren anne ve babaların 6 ay öncesinden çocuğu bir uzmana götürerek onun psikolojik olarak hazırlanmasında yardım almalarıdır. Böylelikle çocuğun boşanma durumuna uyumu daha kolay olacaktır.

Boşanmaya karar verdikten sonra çocuğun hazır olduğu bir dönemde bu durumu çocuğa açıklamak gerekecektir. Çocuğun yaşına göre aile içerisinde az çok hissettiği bu farklı hâlin, uygun bir dille, yaşına uygun bir şekilde anlatılması gerekir. Bu durumu genelde anne babanın ikisinin birden çocuğa açıklaması uygundur. Yapılması gereken, çocuğa sevgi mesajları ve güven verildikten sonra problem anlatılmaya başlanmalıdır. Anne babanın artık hayatlarını ayrı yaşayarak devam ettirmelerinin, herkesin faydası için zorunluluk olduğu ve başka alternatif kalmadığı, yine çocuğun yaşına uygun bir şekilde anlatılmalıdır.

Bazı çocuklar, anne babalarının boşanmasından kendilerini sorumlu tutarak suçluluk psikolojisine girerler. Bunu engellemek için bu durumun hiçbir etki olmadan, kendilerinin aldığı bir karar olduğu tekrar tekrar ifade edilmelidir. Çocuğun kaygısını azaltmak için, yine sevgilerinin devam edeceğini, çocuk hangi tarafta kalırsa kalsın diğer ebeveyni görebileceğinin ve irtibatın devam ettirileceğinin altı çizilmelidir.

Çocuğun ilerleyen dönem içerisinde psikolojik durumu takip edilmeli, özellikle gizli depresyon ve kaygı problemleri göz önüne alınmalıdır. Bu yeni durum çocuğun sosyal hayatında, bazı sorunlar oluşturabilir ve uyum güçlüğü denen bir tabloya zemin hazırlayabilir.

Unutmayınız ki ister ayrı olsun ister beraber olsun, çocuğa verilecek sevgi ve sağlanacak huzur ortamı, her türlü sıkıntı ile bas etmek için gerekli olan en önemli araçtır.

Altı çizilmesi gereken bir diğer nokta da şudur: Çocuğun bundan sonra, örneğin baba ayrıldıktan sonra annenin bu ayrılığı telâfi etmek için çocuğa asın hoşgörü ile davranmasıdır. Bu durum çocukta değişik davranış problemlerinin gelişmesine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle denge iyi korunmalı, bu türlü problemler yasatılmamalıdır.

Ayrıldıktan sonra, ebeveynler birbirlerinin aleyhinde konuşmamalı ve çocuğa esi ile olan problemi yansıtılmamalıdır. Bu durum boşanmış ailelerde sık görülür ve çok önemli problemleri beraberinde getirebilir. Aynı zamanda çocuğun ayrı yaşadığı ebeveyni sık görmesi (önemli bir problem yoksa) sağlanmalı ve çocuğun iletişimi devam ettirilmelidir.

Çocuğun cinsiyetine göre örnek alabileceği karsı cinsten güvenilir bir akraba veya tanıdık kişiler, ayrılan ebeveyn yerine çocuğun bazı duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilir. Örneğin; babadan ayrı bir çocuğa dayının biraz daha yakınlık göstermesi gibi. Çocuğun durumunun ilerleyen süreç içerisinde takip edilmesi ve kontrol edilmesi faydalıdır.

Boşanma sonrasında anne veya baba başka birisi ile tekrar evlenme kararı alabilmektedir. Bu durumda bütün çocuklar yeni gelecek şahsa karşı önyargı ile yaklaşmaktadırlar. Çünkü bütün boşanmış ailelerdeki çocukların bilinçdışı önemli bir isteği tekrar anne ve babanın bir araya gelmesidir. Bu durumda biyolojik anne veya babanın yerine tekrar evlenme sonrası geçebilecek kişiye karşı olumsuz tutum ve davranışlar, kabul etmeme, tepki gösterme söz konusu olabilir. Bunu aşmak zamanla olacaktır. Ciddî anlamda bir uyumsuzluk olursa bir uzman yardımına başvurmak gerekir.


ÇOCUĞUMUN OLDUKÇA ZEKİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM, ONU NASIL YÖNLENDİRMELİYİM?
Her anne babanın çocuğu hakkında büyük idealleri vardır. Normalden daha zeki ve farklı bir çocuğun ebeveyni olmak anne ve babaları oldukça mutlu eder. Anne ve babaların bu mutluluğu çocuklarının başarılarını ileri hayat aşamalarında görmeleri ile gittikçe artar. Yaşıtlarından daha farklı ve daha zeki olan çocuklar bebeklik döneminden itibaren kolaylıkla ayırt edilebilir. Anne ve babalar, sübjektif ve kendilerine göre değerlendirme yapmalarından dolayı, çocuğun yaşına uygun davranışlarının bile ileri zekâ işaretleri olduğunu zannedebilirler. Çünkü anne ve babanın bu konuda beklentileri olması yanlış değerlendirmeler oluşturmaktadır. Hemen bir atasözünü hatırlayalım: "Leyleğe yavrusu anka kuşu görünürmüş." Eğer var ise bu kapasitenin ortaya konması ancak objektif gözlem ve testler ile mümkün olabilecektir.

Çocuğun gerçekten normalden daha zeki olma durumu tespit edildiği zaman çocuğa uygun yaklaşımın sergilenmesi gerekmektedir. Bu yaklaşım ona farklı davranmak şeklinde algılanmamalıdır. Genelde anne ve babaların düştükleri büyük hataların başında, gerekli olmadığı halde çocuklarına zekâ testi yaptırmak istemeleri gelmektedir. Bu durumun iki farklı yönden zararlı olabilmek tedir:

Birincisi eğer çocuğun zekâ seviyesi gerçekten yüksek ise anne ve babaların bu çocuğa karşı davranışları değişmektedir.

Çocuklarına istemeyerek dahi olsa bilinçdışı olarak farklı davranmaktadırlar. Anne babalar farkında olmadan çocuklarına karsı asın ilgili, asın hoşgörülü veya aşırı beklenti içerisinde davranabilmektedirler. Bütün bunlar da çocuklarda ciddî davranış problemlerinin oluşmasına ve psikolojik olarak sıkıntı duymalarına neden olmaktadır.

Gereksiz zekâ testi ölçümünün ikinci önemli sakıncası ise, anne ve babalar beklentilerinden düşük bir skor çıkarsa hayal kırıklığına uğramaktadır. Çocuklarına karşı beklentilerinin aşırı azalması ile çocuklarına karşı davranışlarını değiştirmektedirler. Bu durumdan yine çocuklar negatif yönde etkilenmektedirler. Bu dengeyi sağlayan, yani çocuğuna zekâ testi yaptırıp ona karşı davranışlarını değiştirmeyen anne ve babaların sayısı son derece azdır. Anne babalar: "Ben davranışımı değiştirmem." dese de maalesef bilinç dışı davranışlar değişmektedir.

Normalden daha zeki olduğu bazı çocukların yüzüne karşı sık sık söylendiğinde birtakım sakıncalar ortaya çıkmaktadır. Bu durumda bir kısım çocuklar: "Nasıl olsa ben zekiyim." diye, kendine aşırı güvenden dolayı yapması gereken görevleri ve okul ödevlerini hafife almaktadır. Hatta ders çalışmamaktan ve bunun sonucunda olacak başarısızlıklardan çocuklar ve aileleri çok kötü bir şekilde etkilenmektedirler. Bu nedenle çocuklar, "zeki çocuk", "akıllı çocuk" diye övülmeli ama bu konuda çok sık vurgulama yapmaktan kaçınılmalıdır.

Bu arada konu ile ilgili bir örnek verebiliriz: "Mehmet 5 yaşında, yaşına göre oldukça parlak sayılabilecek özellikler gösteren bir çocuktur. Zamanından önce, anne babanın gayreti olmadan birçok şeyi öğrenmiş ve yaşıtlarından önce bazı gelişim basamaklarını yakalamıştır. Mehmet uygun bir gelişim gösterirken ve hemen hiç davranış problemi yok iken etraftan fark edilen bu durum; yani onun yaşıtlarına karşı daha üstün zekâda olduğu (belki de üstün zekâlı olduğu düşüncesi) anne babanın Mehmet'e karşı davranışlarını bilinç dışı olarak değiştirmiştir.

Anne baba artık bu farklı çocuğa daha fazla tolerans göstermekte, davranış problemleri karşısında daha hoşgörülü olmakta ve ortaya çıkan kötü davranışlar düzeltilmemektedir. Bu arada şekillenen tavır Mehmet'in kendisine "aşırı güven" duymasına ve kendisine verilen birçok sorumluluğu küçümsemesine yol açmıştır. Mehmet, yıllar içinde artık daha şımarık ve kendine aşırı güvenden dolayı yaşından beklenen davranışları yerine getiremeyen bir çocuk hâline gelmiştir. Hatta zamanla bazı başarısızlıklar gösterdiğinde etrafın çok aşırı beklentisi olduğu için ciddî hayal kırıklıkları oluşmuştur. Daha sonra Mehmet'in bu durumunu fark eden ailenin, aldığı danışmanlık sonrası yavaş yavaş problemler çözülmeye başlamıştır."

Normalden daha zeki çocuklardan anne ve babaların veya çevrenin ciddî beklentileri olabilmektedir. Bu beklentiler çok aşırı olur, her ortamda vurgulanır ve sık sık üzerinde durulursa çocukta bu beklentiye ulaşmak veya şu anda bulunduğu başarı seviyesini korumak için ciddî anlamda kaygı belirtileri oluşacaktır. Bu kaygı durumu, çocuğa uzun vadede önemli sıkıntılar verecek ve çocuğun normal ruhsal gelişimini bozacaktır. Normalden zeki çocuk, belli bir başarıyı elde edecektir ama bunun uygun bir şekilde devam ettirilmesi anne babanın olumlu ve istikrarlı tutumu ile mümkün olacaktır.

Normalden daha zeki çocuklara nasıl bir ortam hazırlanmalı?
Bu soruyu, anne ve babalar sık sık sormaktadırlar. Bazı anne ve babalar çocuğun bu kapasitesini artırmak düşüncesiyle çok erken yaşlarda okuma ve yazmayı veya sayıları öğretmek gibi anlamsız müdahalelere girişmektedirler. Unutulmamalıdır ki çocuğun çok erken yaşta bu şekilde okuma ve yazmayı öğrenmesi veya yaşından önce bazı aşamalara zorlanması çocuğun ileride yakalayacağı normal ve sağlıklı bir başarıyı da engelleyecektir. Anne ve babalar bu türlü yanlışa düşmeyerek çocuğun hayatın her evresini dolu dolu yaşamasını sağlamaları uygun olacaktır. Yapılan bilimsel çalışmalarda erken okuma yazmayı öğrenen çocuklar ile zamanında okuma yazmayı öğrenen çocuklar arasında ilerleyen yıllar içerisinde okul başarısında önemli bir farklılık olmadığı görülmüştür.

Anne ve babalar normalden daha zeki çocuğa yönelik olarak:
- Ellerindeki imkânları kullanarak yapabildiği uygun faaliyetleri yaptırmaları
- Yeterince vakit ayırmaları
- İnce ve kaba motor becerilerini artırmak açısından uygulama yapmaları
- Onun için uygun arkadaş ortamı hazırlamaları
- Onun hayat aşamalarını dolu dolu yaşamasını sağlamaları
- Çocuğun kabiliyetleri ve kapasitesi ölçüsünde ona görevler vermeleri
- Onun psikososyal stres faktörlerinden korunmasını sağlamaları
- Ona çok farklı ve sıra dışı olarak davranmamaları
- Zamanı geldiğinde uygun bir okula göndermeleri
- Öğretmenleri ile sıkı bir diyalog içerisinde olmaları
- Çocuğa, uygun ortam hazırlama konusunda zorlandıklarını hissettikleri zaman bir uzmana başvurmaları tavsiye edilmektedir.

Normalden daha zeki çocuk nasıl belli olur? Bu soru da anne babaların kafasında soru işareti olabilir. Bu konuda genel belirti çocuğun yaşından daha büyük faaliyet ve aşamaları, bulunduğu yaşta yapabilmesidir. Ama bunun istisnaları olabilir.

Normalden daha zeki çocukta:
- Anlama
- Algılama
- Kavrama
- Organize etme
- Problem çözme
- Sosyal uyum
- Olayların gidişatını tahmin etme

İşlevsellik olarak yaşıtlarına oran ile daha ileride olmasıdır.
Genelde çocuğun kapasitesini ortaya koymasına negatif bir etken yok ise (tıbbî bir hastalık, psikiyatrik bir sorun) çocuklar yaşıtlarından kolaylıkla ayırt edilir. Depresif, stres ve baskı altındaki çocuklar, kapasitelerini tam ortaya koyamazlar. Bunun için normalden daha zeki oldukları hâlde kapasite olarak son derece yetersizmiş gibi görülebilirler. Bu durumda çocuğun, yukarıda bahsedilen nedenlerden dolayı, kapasitesini ortaya koyması zorlaşır.

"Normalden daha zeki çocuklar sıradan okullara gitmeli mi yoksa farklı bir okul gerekli mi?" Bu sorular da anne babalardan gelebilmektedir. Bu konuda çocukları izole hâle getirip diğer çocuklardan belli ölçüde soyutlamanın avantajları ve dezavantajları vardır. Çocuğu yönlendirebilecek ilgili ve uygun yaklaşımı olan bir öğretmenin varlığı ile çocuğun normal okula gitmesinde, çok ciddî kayıplar gözlenmemektedir. Bu konuda ülkemizde, çocuğu çok profesyonel anlamda yönlendirebilecek okulların olmaması önemli bir gerçektir.

Burada hemen şunu da belirtelim ki çocuk için Türkiye'de mevcut olan imkânlar kullanıldığında, ailenin ve çevrenin tutumları uygun olduğunda, kapasitelerinin açığa çıkarılması ve kabiliyetlerinin geliştirilmesi çok önemli bir sorun oluşturmayacaktır. Bazı ailelerin yurt dışındaki arayışları ise avantaj ve dezavantajları açısından kişiye özel değerlendirilmelidir.


DEPREM GİBİ OLAYLAR ÇOCUĞU NASIL ETKİLER, NELER YAPMALIYIM?
17 ağustos ve 12 kasım depremlerin sonra Türkiye'de büyük küçük herkes sıkıntı ve stres dolu bir ortama girmiş oldu. Yaşanan acıların büyüklüğü ve kaybın şiddetine göre herkeste psikolojik sorunlar depremin ilk gününden itibaren oluşmaya başladı. Yaşanan bu şaşkınlık ve sansasyonel ortam insanların bazı ruhsal sıkıntılara girmesine neden oldu. Elbette bu kaygı ve travma ortamından en çok çocuklar etkilendi. Çocukların depremden sonra oluşan bu sıra dışı ortam karşısında gösterdiği tepkilerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bazı çocukların etkilenme durumu daha fazla olabilmekte, bu gergin ve sıkıntılı hâl çocukların psikolojik gelişimleri açısından bazı problemler oluşturabilmektedir.

Özellikle çalışan anne babaların çocuklarının gündüz evde yalnız kalmaları hâlinde depreme gösterdikleri tepkiler çok fazla olmaktadır. Bu dönemde psikolojik destek ile çocuğun gerginliği ve güvensizlik ortamı azaltılmaya çalışılmalıdır. Zaten bazı yönlerden stres içerisinde olan ve deprem öncesinde de bazı ruhsal sıkıntılar yasayan çocuklarda ise bu etkiler daha da durumu ağırlaştırmaktadır. Özellikle günün bazı zamanlarında yalnız bırakılan çocukların, diğer vakitlerinde destek mesajları verilerek rahatlatılmaları sağlanmalıdır.

Deprem sonrası deprem bölgesinde psikiyatrik yardım için bulunduğumuz sıralarda, çocukların bu etkilenme sürecini yakından gördük. Depremin 15. gününde gördüğümüz durumlar gerçekten gerekli yönlendirme ve desteğin her çocuğa belli ölçüde yapılması gerekliliğini ortaya koyuyordu. Yakınlarını kaybeden çocuklardan, televizyonlarda deprem manzaraları gören çocuklara kadar her bir çocuğun desteğe ihtiyacı olduğu yaptığımız çalışmalarla anlaşılmış oldu. Bu dönemde etkilenen çocuklara terapi amaçlı görüşmelerden ilâç tedavisine, oyun tedavisinden grup terapisine kadar birçok yöntem ile psikiyatrik yardım sağlamanın gerekliliği ortaya çıktı.

Deprem bölgesinde yaptığımız görüşmeler esnasında daha 12- 13 aylık çocukların bile bu ortamdan etkilendikleri ve deprem sonrası bazı davranış değişiklikleri gösterdikleri ortaya çıktı. Bu nedenle çok küçük yaşta olan çocukların anne babalarına yönelik psikiyatrik yardımın yapılması gerekmektedir. Hatta imkânlar ölçüsünde bütün anne babalara çocuklarının depremden negatif yönde etkilenmemeleri için gerekli desteğin verilmesi gerekmektedir. Bu destek yapılabilirse eğer, depremden hemen sonra başlamalı, bazı psikiyatrik problemler yerleşmeden önce yardımın ulaştırılması sağlanmalıdır. Yaşanan olayların çocuğun kendi dünyasında algılanması ve yaşananların etkisi her çocukta farklı olmaktadır.

Kaygı ve travmayı etkileyen en önemli nedenler arasında şunları sayabiliriz:

1- Çocuğun deprem öncesi, deprem hakkındaki bilgi durumu:
Deprem konusunda daha önce bilinçlendirilmiş çocuklarda tepkiler, korkular daha az olmakta, diğer çocuklar bu olaya anlam verememekte ve korkunun şiddeti büyümektedir. Japonya örneğini vermek burada yerinde olacaktır; Japonya'da hemen her gün deprem olmasına rağmen çocukların bu olay karşınındaki tepki ve reaksiyonları önceden bilinçlendirme sayesinde daha yeterli ve mantıklı olmaktadır. Deprem esnasında insanların bu olaya hazırlıksız olması, en büyük kaygıyı ve panik durumunu oluşturmaktadır.

Zaten çocukların hazırlıklı ve bilgili olmaları için öncelikle onların anne babalarının bilinçlendirilmiş olmaları gerekmektedir. Anne babanın bu olay karşısındaki hazırlıksız durumu doğrudan aileyi ve çocuğu etkilemektedir. Daha önceden bilgilendirilmiş çocukların o andaki tepkileri daha normale yakın olabilmekte, hazırlıksız olma durumunu en aza indirmektedir. Yaşanan paniği önlemenin en güzel yolu ilköğretimden itibaren çocuklarımıza deprem dersleri konularak deprem hakkında gerekli bilgilendirmeyi yapmaktır. Bu bilgilendirme konusunda anne babalara ve kamu kuruluşlarına büyük görevler düşmektedir.

2- Deprem anında çocuğun yalnız olup olmama durumu: Gerek bizim tecrübelerimiz, gerek Adapazarı'nda yaşanan tecrübeler, yalnız olan ve diğer artçı şoklara yalnız yakalanan çocuklarda anksiyete (kaygı) ve panik daha da fazla olmaktadır. Burada anne babalara tavsiyemiz; özellikle çocuklarda bu dönemde gelişen yalnız kalma korkusuna karsı dikkatli olmalarıdır.

En azından depremin stres sıkıntısı toplumda ve insanlarda kayboluncaya kadar bu konuda dikkatli olunması gerekmektedir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi özellikle sosyal ve psikolojik desteği az olan çocuklarda bu duruma daha da fazla dikkat edilmelidir. Çocuktan, yaşından büyük olgunluk ve anlayış beklenilmemelidir. Hatta bu gergin ortamda her çocuğun gösterdiği korku ve endişe belirtilerini anlayışla karşılamak gerekir. Çünkü özellikle 7 yaşından küçük çocuklarda bu etkilenme ve olayların kavranma durumu daha yetersiz olmaktadır. Hele hele: "Zaten çocuk, anlamaz." gibi yaklaşımlar çocuk için son derece sakıncalıdır.

3- Yakın kaybı ve yaralanması ile beraber stres faktörlerinin fazlalığı: Sizlerin de takdir edeceği gibi çocukların yakınlarının deprem esnasında ölme, yaralanma durumu çocukların kaygı ve travmalarını daha da arttırmaktadır. Buna bağlı akut stres bozukluğu olan vakalarda yakın kaybı, yaralanması ve enkaz altında kalma durumu çocukların belirtilerini daha da artırmaktadır. Bu nedenle özellikle yakınlarını kaybeden, enkaz altında mahsur kalan, yaralanma durumu olan çocuklara psikiyatrik yardım geciktirilmemelidir. Aynı zamanda depremin yaralarının sarılma döneminde bu türlü çocuklara özellikle devletin yardımcı olması önem taşımaktadır. Deprem sonrası halkımızın sahipsiz çocuklar için gösterdiği hassasiyet gerçekten dikkate değerdi. Bizim psikiyatrik açıdan tavsiyemiz mümkünse çocuğun akrabalarının yanında barındırılmasıdır. Eğer böyle bir imkân yok ise, durum iyice araştırıldıktan sonra en uygun ailenin yanma yerleştirilmesi sağlanmalıdır.

Deprem sonrasında evi yıkılan aileler, babası işsiz kalan çocuklar, beslenme ve barınma problemi ile karşılaşan, sağlık problemleri olan aileler ve buna benzer sayılamayacak kadar çok negatif unsurun etkilediği yuvalar, desteklenmelidir. Unutulmamalıdır ki bu ailelerin ruh sağlığının iyi olması ve stres etkenlerinin azlığı, çocukların stresini azaltacak, onların ilerleyen dönemde de ruh sağlıkları korunmuş olacaktır.

Aksi taktirde unutulan aileler, acılar içinde olan insanlar ve bu ailelerde yaşayan çocuklar, korunmasız olarak birçok psikolojik sorun ile baş başa kalmış olacaktır. Yakınlarını kaybeden çocukların çocuk psikiyatrisi kliniklerinden, durumları takip edilmelidir.

4- Anne babanın durumu: Erişkinler de depremden etkilendi. Onların deprem olduğu andaki tepkisi, artçı şoklar esnasındaki tepkisi, genel deprem kaygısı, çocukların güven duygusunu ve anksiyete (kaygı) durumunu belirler. Deprem esnasında ve sonrasında anne babanın tepkileri ve olaylar karşısındaki tutumu önemlidir. Unutulmamalıdır ki anne babanın her konuşması, her yorumu, her tavrı çocuğu etkilemektedir.

Eğer anne babalarda kaygı hâli fazla olur ise onların da psikiyatrik yardım alması gerekmektedir. Aynı zamanda aile içinde çocuğun kendisini güvende hissetmesi için gerekli önlemlerin anne baba tarafından sağlanmış olması gerekir. Aşın tepki gösteren anne babalar, çocuklarının sıkıntılarını artırmamaya çalışmalıdırlar. Çocukların deprem ile ilgili sorularına açık ve sade bir şekilde açıklama getirmeleri yerinde olur. Çocuklarda oluşan soru işaretlerinin giderilmesi gerekmektedir. Bazı anne babaların sadece: "Korkma, bir şey olmaz." gibi sözlerle çocuklarını sakinleştirmeye çalıştıkları gözlemlenmektedir. Bu sözlerin yeterli olmadığını hepimiz biliyoruz. Çocuğun yasına göre açıklamaların yanı sıra, sevgi ve destek mesajları ile beraber güven ortamı sağlanmalıdır.

5- Medyanın rolü: Deprem sonrasında televizyon ve gazetelerdeki görüntüler çocukları negatif yönde etkiledi. Deprem bölgesinde yaptığımız çalışma ve incelemelerde çocuklarda medyadan uzaklaşma ve televizyon seyretmek istememe gibi davranışların geliştiğini gördük. Anne babalara burada düsen görev medyanın bu yöndeki zararlı etkisinden çocuklarını korumaya çalışmaları ve özellikle ürkütücü görüntülerden çocuklarını uzak tutmalarıdır. Bu şekilde asın ürkütücü görüntüye maruz kalan çocukların belleklerinde kalıcı görüntülerin yerleşmesini istemiyorsak bu kontrolü iyi yapmalıyız. Medya kuruluşlarının da bu konuda daha dikkatli ve duyarlı davranması gerekmektedir.

6- Psikolojik yardım: Şüphesiz ki bazı çocuklar depremden biraz daha fazla etkilenmektedir. Bunun birçok nedeni olmasına rağmen çocuğun eğitimi, yası, kişilik yapısı, anne baba tutumu, o dönemdeki stres etkenleri, depremden etkilenme derecesi, çocuğun savunma mekanizmaları vb. faktörler başlıca etkenleri oluşturmaktadır. Fazla etkilenen çocukların zaman geçirilmeden psikiyatrik yardım için gerekli yerlere götürülmesi gerekmektedir.

Çocuklarda görülebilecek psikolojik ve somatik belirtiler:
- Yalnız kalmak istememe
- Kapalı yerde kalmak istememe
- Hava kararınca korkular
- Deprem öncesine göre daha fazla sessiz sakin olmayı tercih etme
- Tekrar deprem olacak korkusu
- Uyku bozukluğu
- Sık sık uyanma
- Uykuda konuşma
- Kâbuslar
- İştah bozukluğu
- Yersiz öfke patlamaları
- Eskiye göre aşırı sinirlilik
- Karşı gelme
- Ağlama
- Küçük çocuklarda mızmızlanma
- Depremden sonra parmak emmeye başlama
- Tırnak yemeye başlama
- Altını ıslatma
- Kekeleme başlaması
- Üzgün bakış
- Huzursuzluk
- Anne babaya bir şey olma korkusu, vb.

Bu belirtileri gösteren çocuklar psikiyatrik tedaviye ihtiyaç duymaktadır.
Burada bir örnek vermek istiyorum: "Buğra 7 yaşında bir çocuk, deprem esnasında gece uykudaydı. Odada yalnız olmasından dolayı o karmasa içerisinde oldukça fazla korktu. Anne ve babası yanına gelene kadar zaten deprem bitmişti, ama sarsıntı ve gürültü onu oldukça fazla etkilemişti. Buğra da belli bir süre şikâyet yok iken depremden 2 ay sonra yalnız basma kalomama, sese karsı asın korku ve irkilme tepkisi, karanlık olduğu zaman korkular, tek başına tuvalete gidememe, gece uykularında kâbuslar, kapalı yerlerde kalomama, okulda derse konsantre olamama, sık sık ağlamalar, ders başarısında düşme gibi belirtiler oluştu. Bu durumun farkına varan anne baba ve öğretmeni Buğra'yı bir uzmana yönlendirdiler. Buğraya gerekli psikiyatrik yardım yapıldıktan sonra Buğra birçok yönden rahatlayarak tekrar eski hâline döndü." Bu örnekte olduğu gibi çocuğun işlevselliği bozulmadan ve psikolojik gelişiminde aksamalar olmadan uygun müdahalenin yapılması önemlidir.

Çocuğa destek noktasında yapılabilecekler:
1- Ona güven ve sevgi dolu bir aile ortamı hazırlayın.
2- Eğer anne baba olarak depreme bağlı ruhsal bir sıkıntı yasıyorsanız bir an önce onların giderilmesini sağlayın.
3- Çocuğunuza eskisinden daha fazla zaman ayırın. Birlikte sadece onunla ilgilenmek üzere vakit belirleyin.
4- Ona sık sık sevgi mesajları verin ve kendisine bu konuda destek olduğunuzu gösterin.
5- Onun bu dönemde mümkün olduğunca yalnız kalmamasını sağlayın. Yalnızlığın onda güvensizlik ve korku oluşturmasına izin vermeyin (depremin etkileri geçene kadar).
6- Çocuğunuzla birlikte yasına uygun olarak oyun oynayın, duygularını oyunda ifade etmesini sağlayın.
7- Deprem hakkında resim çizmesini sağlayın (Resim onun duygularını anlatmasını ve içindeki düşünceleri dışarı yansıtmasını sağlayacaktır.)
8- Deprem konusunda yaşma göre konusun, sade ve anlayacağı bir şekilde onu deprem konusunda aydınlatın.
9- Deprem anında ne yapacağını onu paniğe sevk etmeden tatbik ettirin ve onun hazırlıksız yakalanmasını engelleyin.
10- Deprem hakkında televizyon ve gazete haberlerini takip etme konusunda sınırlama getirin.
11- Onun uyku, iştah ve moral durumunu takip edin.
12- Deprem sonrası gelişebilecek ek problemler olursa psikiyatrik destek almayı ihmal etmeyin.
13- Okul ve öğretmeni ile konuşarak okulda bilgilenmesini ve rahatlatılmasını sağlayın.
14- Depremden birinci derecede etkilenen çocuklar için ölüm kavramını yaşma uygun bir şekilde açıklayın.
15- Deprem konusunda onu rahatlatmak için yalan söylemeyin.
16- Mümkünse diğer yaşıtları ile grup ortamında duygularını paylaşmasını sağlayın.
17- Onun kendini ve deprem konusundaki fikirlerini ifade
etmesini sağlayın.
18- Çocuğunuzun bu dönem zarfında, psikolojik durumunu yakından izlemeyi unutmayın.
19- Çocuğunuzun bu sıra dışı dönemde göstereceği tepkileri ve
duygularını anlayışla karşılayın.
20- Israr eden sıkıntılar olursa, bir çocuk psikiyatristi ile görüşmeyi ihmal etmeyin (Bazı psikiyatrik durumların oluşması durumunda zamanında destek ve ilâç tedavisi uygulanmalıdır.)


ÇOCUĞA NE KADAR. HARÇLIK VERMELİYİZ?
Çocuklara sağlanacak imkânlar arasında günlük, haftalık verilen harçlıklar önemli yer tutar. Harçlığın miktarı ve harcama sekli ailenin sosyoekonomik durumuna göre değişmekle birlikte bazı önemli kuralları bilmek gereklidir. Bazı ebeveynler çocuklarına asın miktarda harçlık vererek onları tüketim çılgınlığına iterler. Bu çocuklar âdeta mutlu olmak için kendilerini para harcamak zorunda hissederler. Bilinçsiz para harcamanın, uygun olmayan alınacak şeylerin çocuğun psikolojisinde ve arkadaş ilişkilerinde olumsuz etkileri vardır. Unutmayınız ki fazla harçlık vermek, iyi çocuk yetiştirmek demek değildir. Yasma uygun olmayan fazla harcama, çocuğu yasından önce yapmaması gereken bazı aktivitelere teşvik edebilir. Güven sağladıktan sonra harçlık miktarının fazla olmamakla birlikte uygun bir şekilde artırılması uygundur. Aynı zamanda çocuğun biriktirme ve tutumlu olma gibi davranışlarının pekişmesi için sizin ona alacağınız şeyleri harçlığını biriktirerek almasını sağlayabilirsiniz. Bu durumda alınacak eşyanın manevî değeri birkaç kat artacaktır. Çocuğun gelişme döneminde bu ve buna benzer aşırılıkları yaşaması, onu arkadaşları içinde de dışlanmaya itebilir.

En ideal harçlık yöntemlerinden birisi günlük harçlık vererek çocuğun harcamasını dengelemektir. Haftalık olarak harçlık veriliyorsa çocuğun dengesiz harcamaları olduğunda ek harçlık takviyesi yapılmaması, onun daha kontrollü ve dengeli para harcamasını sağlar. Harçlık bir pazarlık hâline getirilmemelidir. Başarılar, uygun harcamalar, çocuğun size verdiği güven ve büyüme ile birlikte harçlık miktarı artırılabilir.

Harçlıksız bırakılan çocukların (imkânları olduğu hâlde) bazı zorluklar yaşadığı bilinmektedir. O nedenle az dahi olsa çocuğa uygun bir harçlık verilmesi onun rahat olmasına,, kendini kontrol etmesine, elde ettiği şeyler ile mutlu olmasına katkı sağlayacaktır. Çocuğunuza verdiğiniz harçlık sonucu alman şeylerin, uygun ve makul miktarlarda diğer arkadaşları ile paylaşımı, çocuğunuzun yardımlaşma, kardeşlik, paylaşma duygularını pekiştirecektir.


ERKEK ÇOCUK EV İŞLERİNE YARDIM ETMELİ Mİ?
Çocukların cinsiyetlerine göre görevler verilmesi ve bunun teşvik edilmesi çocuğun kendi cinsel kimliğinin yerleşmesi açısından önemlidir. Özellikle bebeklikten itibaren kendi cinsiyetini yavaş yavaş algılamaya başlayan çocuk giderek iki cinsiyet arasındaki farkı ayırt etmeye baslar. Bu farkı ayırt etmesinde en önemli rol ise anne baba modeli ile olur. Cinsel kimliğin daha da pekişmesi için çocuklara kendi cinsiyetlerine uygun görevler vermek doğru olur.

Bazı durumlarda anne babaların çocuklarına, karsı cinsiyetin ismini koyduğunu, erkek çocukların saçlarını uzattığını, kız çocukların tabanca veya kılıç gibi oyuncaklarla oynamasının teşvik edildiğini, erkek çocuğun bebekler ile asın oynamasına göz yumulduğunu görebilmekteyiz. Bu ve buna benzer durumlarda özellikle çocukların kendi cinsel kimliklerini algılamalarında karmaşa yaşanabilir. Bu karmaşa en sık cinsel kimlik bozukluğu, yani kendi cinsiyetini değil de karşı cinsin özelliklerini göstermeye meyilli çocuklarda karşımıza çıkmaktadır. Aynı şekilde erkek çocukların ev işlerini yapması ve bunun anne ve babalar tarafından çok fazla ön plâna çıkarılması hatta ona kız çocuğu gibi temizlik elbiselerinin giydirilmesi sakıncalı olabilir. Hemen şunun altını çizmek gerekir ki erkek çocukların ufak tefek günlük ev işlerinde (Bu tamamen bayanların yaptığı bir iş de olabilir.) ailelerine yardımcı olmalarında hiçbir mahsur yoktur. Burada önemli olan çocuğun davranışlarının çok aşırıya giderek diğer cinsiyete ait olan davranışları tamamen kabullenerek kendi cinsiyetinin davranışlarıymış gibi algılanmasını önlemektir.

Anne babaların böyle durumlarda ev işlerini çok fazla teşvik etmemesi uygundur. Tam tersi olarak da kızların aşırı derecede erkek kıyafetleri giymesi, sürekli erkek çocukların oyunlarını oynaması, ona erkek çocuk rolünün verilmesi ve çocuğun bu şekilde davranmasının teşvik edilmesi de uygun değildir.


FAZLA KİLO ÇOCUĞA ZARARLI MIDIR?
Çocuğunuzun normalden zayıf olması problem olduğu gibi normalden daha şişman olması da bazı bedensel ve psikolojik sorunlara yol açabilir. Örnek verecek olursak gelişimsel olarak çok fazla beslenen ve aşırı iştahı olan çocukların bazı tıbbî problemler ile uzun vadede karşılaşması söz konusudur. Olayın bedensel etkilerinin konumuz dışı olduğunu düşünerek bazı psikolojik etkilere değinelim.

Çocukların fazla kilolu olması özellikle onların belli bir yaştan sonra arkadaşları tarafından alaya alınmasına ve kendi öz güvenleri açısından olumsuz düşüncelere kapılmasına neden olabilir. Çocukluk çağında ufak tefek şeylerin bile alay konusu olabildiğini düşünürsek, fazla kilolu çocuklar birçok yönden alay konusu olabilirler. Bu çocuklar dış görünüş olarak eleştirildiği gibi, bazı spor aktivitelerini yapamadıkları için, hızlı koşamadık-ları veya yaşından beklenen bazı becerileri yerine getiremedikleri için de arkadaşları tarafından eleştirilebilirler.

Etraftan hissedilen bu eleştiri ve küçük düşürücü tutumlar ile çocukların stresleri daha da artmaktadır. Bu gün çok iyi bilinmektedir ki çocukların streslerinin arttığı durumlarda iştahları azalabildiği gibi tam tersi olarak iştah artışı da söz konusu olmaktadır.

İştah fazlalığı ve kilo alma genetik olabildiği gibi bol kalorili yiyeceklerin dengesiz bir şekilde alımıyla da ilgili olabilir. Anne babaların, çocuklarının dengeli beslenmesi konusunda gerekli hassasiyeti göstermeleri gerekmektedir.

İştah fazlalığı depresyon durumunda da sık bir şekilde görülebilir. Ayrıca bazı yeme bozukluklarında da çocuklarda iştah artışı sık olarak ortaya çıkar.

Anne babalara tavsiyemiz, çocuklarının duygusal durumlarını da göz önüne alarak onların iştah ve aşırı kilo alma problemlerini yakından takip etmeleridir.


spacer
açiklamali bölümler
Açıklamalı Bölümler
spacer
gorsel multimedia
Nasihat Öğütler
Namaz Dersleri
Pratik Elif-ba
Kolay Elif-ba
Kur'an Dersleri
Takipli Kur'an
Evliya Filmleri
Dini Sohbetler
Dini Menkıbeler
İlahi Kasideler
spacer
sesli multimedia
Tefsir Dersleri
Riyazus Salihin
Tam İlmihal Sesli
Mektubat Rabbani
Sesli İslam Tarihi
Peygamberimiz
Evliya Hayatları
Nasihatler
Bahri Kasideler
İlahi Kasideler
Sesli Sohbetler
Seslendirmeler
Ezan-ı Şerifler
İslami Şiirler
Tarih Serisi
Mehter Marşları
Telefon Zilleri
spacer