ana menü
Anasayfa
Güncel
Konular
Aile Kadın
Sesli Bilgi
Oku Dinle
Döküman
Download
Sayfalar
Dini Sözlük
Namaz Sureleri
Hadis Bahçesi
Dualar Pınarı
Masaüstleri
Uydudan Kıble
Sorduklarınız
Sitede Arama
Bizimle irtibat
Siteyi Önerme
Konuk Defteri
spacer
çocuk bahçesi
Müslüman Çocuk
Elif-ba Öğren
Sûreler Tâlimi
Çizgi Filmler
Harika Çocuklar
Ufkumu Aydınlat
Hikaye ve Masal
Tarih Sayfaları
Çocuk Radyosu
Nasreddin Hoca
Hacivat Karagöz
Fıkra Dünyası
Bilmeceler
Tekerlemeler
Çeşitli Maniler
Yanıltmacalar
Cinas - Telmih
Oyun Parkı
Yapbozlar
Flash Boyama
Dosya Çantam
Çocuk Defteri
spacer
psikiyatrik sorunlar b

10 - PSİKİYATRİK SORUNLAR - B (Başlıklar)
• Çocuğum gece kaldırmama rağmen altını ıslatıyor, ne yapmalıyım?
• Çocuğum çok fazla içine kapanık ne yapmalıyım?
• Çocuğum aşırı hareketli, bunun nedeni ne olabilir?
• Çocuğumun başkalarının yoğun etkisi altında kalmadan kendini ortaya koyması ve normal kişilik gelişimi için ne yapabilirim?
• Çocuklarda görülen kekemelikle ilgili hangi önlemleri almalıyız?
• Çocuğum hiperaktif olabilir mi?
• Çocuklardaki tik durumunda nelere dikkat edilmelidir?
• Çocuğumda depresyon olabilir mi?
• Sosyal fobi belirtileri nelerdir?
• Çocuklardaki madde bağımlılığının sebepleri neler olabilir?
• Çocuğumda genel telâffuz zorluklan var ne yapmalıyım?


ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN KEKEMELİKLE İLGİLİ HANGİ ÖNLEMLERİ ALMALIYIZ?
Çocuğun konuşmasının zamanlamasında ve akıcılığında bozulma söz konusudur. Seslerin ve hecelerin sık uzatılması ve tekrar edilmesi görülebilir. Hece ve kelimeleri söylerken duraklama olabilir. Bazen söyleyemediği kelimeyi konuşmamak için kişi başka kelimeler kullanmaya çalışabilir. Kelime yinelemeleri olabileceği gibi hece yinelemeleri de olabilir. Bütün bunlara çocuklardaki kekemelik diyebiliriz.

Genelde 2-4 yaşları arasında olan kekemelik normal olarak karşılanır. Kekemeliğin %90'ı geçici olmakla beraber, %10 kadarı kalıcı olabilir. Israr eden kekemeliklerde gerekli müdahalenin yapılması gerekir. Bazı durumlarda kekemelik dalgalanmalar şeklinde değişik dönemlerde görülebilir. Bu dalgalanmalar sırasında ailenin panik göstermeden sakinliğini koruması ve çocuğun kaygı düzeyini artırmaması önemlidir. Genelde kendisinde ya da akrabalarında kekemelik olan anne ve babaların daha fazla kaygı gösterdiğini görmekteyiz. Bu durum da onların kekemelik ile ilgili yaşadıkları zorluklardan kaynaklanmaktadır.

Ailenin, çocuğun kekemeliğine dikkat çekmemesi gerekir. Çocuk kekelemeye başladığında sanki normal konuşuyormuş gibi davranmak önemli bir noktadır. Eğer dikkat çekerse, uyarırsa çocuğun anksiyetesi (kaygısı) daha da artar. Bu durum konuşmanın daha da bozulmasına neden olur. Kekemeliği değişik stres etkenlerinin, kaygı hâllerinin, aşırı kontrolcü ebeveyn davranışlarının, yeni hayat aşamasında (kardeş doğumu, okula başlama gibi) uyum güçlüklerinin artırdığı konusunda klinik veriler mevcuttur.

Kekemelik belli bir süre geçmez ise anne babaların zaman kaybetmeden çocuklarını çocuk psikiyatristine götürmeleri gerekir. Okul öncesi dönem için kekemelik ile ilgili tedavi amaçlı oyun terapisi, bireysel terapi ve diğer terapi teknikleri uygulanmakta ve genellikle başarılı olunmaktadır. Belli bir yaştan sonraki kekeleme için konuşma, nefes ve ritim egzersizleri verilir. Bu egzersizler ile çocuğun problemine eşlik eden kaygı belirtilerini azaltmak amacı ile ilâç tedavisi de uygulanabilir. Yurt dışında konuşma terapisti yetiştiren dört senelik fakülteler olmasına rağmen ülkemizde bu türlü fakülte ve yüksek okullar mevcut değildir. Ancak bu konu ile ilgili uzmanlaşmış kişiler bulunmaktadır.

Bu arada kekemelikten dolayı çocukta oluşabilecek öz güvenin zedelenmesi, sosyal ortamlara girmek istememe ile birlikte sosyal fobi belirtileri, etrafta konuşmaktan kaçınma, arkadaş ilişkilerinde bozulmalar, ders ve okulda konuşmak istemediği için uyum güçlükleri, içe çekilme, kendini ifade etmekte zorluk, kronik depresyon gibi problemler görülebilir. Bu durumlarda da eşlik eden bazı psikiyatrik problemler için psikoterapi ve ek ilâç desteği gerekebilir.


ÇOCUĞUM HİPERAKTİF OLABİLİR Mİ?
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun üç sekli bulunmaktadır. Birincisinde dikkat eksikliği ön plânda, ikinci tipinde hiperaktivite ön plânda, diğer tipinde ise hem dikkat eksikliği hem hiperaktivite birlikte görülmektedir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu toplumda sık görülmektedir. Bizim ülkemizde yapılan çalışmalarda % 5 oranında olduğu bilinmektedir. Bu çocuklarda sürekli hareketlilik ile beraber dikkat eksikliği ve fevrilik (ataklık) olma hâli sıklıkla görülmektedir. Çocuğa hiper-aktif diyebilmemiz için bu belirtilerin 7 yasından önce başlaması gerekir.

Dikkat eksikliği belirtileri (başka nedenler yok ise):
- Dikkatlerini uzun süre toparlayamazlar.
- Başladıkları işlerin sonunu getirmekte güçlük çekerler.
- Dikkat gerektiren günlük işlerden kaçınırlar.
- Eşyalarını sık sık kaybederler.
- Günlük işlerde unutkanlıkları vardır.
- İşlerini düzensiz ve dağınık yaparlar.
- Genelde bir işten diğerine çok sık geçiş yaparlar.
- Karşısındakini dinlememe, sık sık konu değiştirme görülür.
- Dikkatleri, ilgileri, dış uyaranlarla sık sık dağılır.
- Çalışmaları plânsızdır.
- Emirleri anlamakta güçlük çekerler
- Yaptıkları işlerde dikkatsizce hatalar yaparlar.

Hiperaktivite belirtileri (başka nedenler yok ise)
:
- Yerinde duramama hâli vardır.
- Devamlı kıpır kıpırdırlar.
- Kendi yaşıtlarına göre belirgin farklılık ise sürekli hareket hâlinde olmalarıdır.
- Her şeye karışır, sık sık müdahale ederler.
- Mobilyaların üzerinde gezer, ev içinde koşuştururlar.
- Bir iş yaparken sık sık ayağa kalkar ve gezinirler.
- Konuşmanın sonu gelmeden araya girerler.
- Elleri ayakları hareket halindedir.
- Ellerinde sürekli bir şeylerle oynarlar.
- Olası sonuçlarını düşünmeden tehlikeli işlere girme eğilimi sık görülür.
- Sakinlik isteyen grup içi etkinliklere katılmakta zorlanırlar.
- Etraftaki insanlar tarafından sık sık hareketlilik konusunda uyarılırlar.

Hiperaktivite ve dikkat eksikliği olan çocuklarda okul çağından önce ve okul çağında hareketlilik ve dikkat eksikliği belirgin olarak göze çarpar. Yaş ile birlikte hareketlilik azalmasına rağmen genel olarak dikkat eksikliği belirtileri uzun süre devam edebilir. Özellikle anne ve babaların çocuğun hareketliliğinin azalması ile birlikte dikkat eksikliğinin devam edip etmemesini takip etmeleri gerekir.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivîte özellikleri sadece bir ortamda değil birkaç ortamda kendini belli eder. Hiperaktif çocukların işlevselliği belirgin olarak zaman içerisinde bozulabilir. Özellikle okul döneminde göreceli bir başarısızlık ve sık sık öğretmeninden uyarı alma görülür. Derse konsantre olamadığı ve dikkat eksikliği olduğu için, çoğu zaman zekâ normal olmasına rağmen derslerde başarısızlık görülebilir.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda diğer psikiyatrik durumlar da olabilir. Bu psikiyatrik durumlar arasında özel öğrenme güçlükleri, karşı gelme, anksiyete bozuklukları, depresyon sayılabilir. Önemli olan bu tanının psikiyatrik muayene ve testler ile kesinleştirilmesidir.

Tedavi konusunda ilâç tedavisi ön plândadır. Türkiye'de ve dünyada sık olarak kullanılan mevcut ilâçlar ile dikkat eksikliği ve hiperaktivite semptomları büyük oranda kontrol altına alınabilmektedir. Gerekirse ilâç tedavisinin yanı sıra ek olarak pedagojik eğitim ile dikkat süresinin artırılması sağlanabilir. İlâç tedavisinin ne kadar devam edeceği klinik görünüm ve semptomların devam etmesine göre tespit edilir.

Hiperaktif çocuğun ailesinin yönlendirilmesi önemlidir. Ailenin bu türlü bir çocuğu idare etmesi güç olur; aile bu kadar hareketli çocuğun idare edilmesini sosyal ortamlarda başaramadığı için genelde sosyal ilişkilerinde kısıtlamalar yapar. Çocuğun sosyal ilişkileri bozulur ve arkadaş ilişkilerinde sorunlar yaşanır. Ders başarısızlığı da bu duruma eklenince çocuğun kendine olan özgüveni azalır, alınganlığı artar. Bu nedenle ailenin ve çocuğun psikososyal açıdan desteklenmesi çok önemli bir konudur.

Diğer yandan çocuğun okul içerisindeki durumu öğretmenin yönlendirmesi ve davranışları önemli olmaktadır. Yanlış tutumlar çocukların hareketliliğini daha da artırmakta, mevcutlerin çözümünü güçleştirmektedir. Okul-aile-doktor iş birliği bu durumda çok önemlidir.

Çocuğun ilâç tedavisinin yanı sıra psikoterapi ile de özgüven sağlanması, derse karsı ilginin artması, davranış problemlerinin çözülmesi, sosyal olarak karşılaştığı zorluklar konusunda terapi sürecine alınması, problemi çözmede oldukça etkili faktörlerdir. Ailelerin bu konuda bir uzmana başvurmalarında yarar vardır.


ÇOCUKLARDAKİ TİK DURUMUNDA NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?
Tik birden ortaya çıkan, hızlı, tekrarlanan bir motor hareket olarak ya da ses çıkarma şeklinde ortaya çıkabilir. Tik stres ile alevlenebilir, kaygı ile artar. Uykuda veya oyalayıcı etkinlikler sırasında azalır. Tik durumu olan çocuklar sosyal ve aile çevrelerinde ciddî sıkıntılara maruz kalabilirler. Kaygı nedeni ile tikler çocukta giderek artabilir. Yapılan bazı çalışmalarda çok aşırı kontrolcü, çocuğunun her hareketine müdahalede bulunan, çok titiz davranan annelerin çocuklarında daha sık görüldüğü düşünülmektedir.

Bu tikler "motor tikler" olarak:
- Göz kırpma
- Omuz silkme
- Öksürme
- Basit yüz hareketleri
- Değişik yüz mimikleri olarak görülebilir. Ses tikleri olarak:
- Burun çekme
- Hırlama
- Boğaz temizleme
- Farklı bir sesi çıkarma
- İstemsiz küfür etme şeklinde olabilir.

Kompleks tiklerde ise hem motor hem ses tikleri birlikte vardır.
Çocuklarda gelip geçici tikleri kalıcı ve kronik tiklerden ve Tourette sendromundan ayırt etmek gerekir. Tourette sendromu ile beraber başka psikiyatrik durumlar (özellikle obsesif kompulsif bozukluk) birlikte görülebilir.

Tik ortaya çıkan çocuklarda tike bağlı kaygıyı artırmamak için çocuğun dikkati o yöne çekilmemeye çalışılır. Ayrıca mevcut tikler için ilâç tedavisi mümkündür. Ancak tiklerin tamamen geçip geçmeyeceği ilerleyen süreç içerisinde belli olmaktadır. Eslik eden başka psikiyatrik durumların olup olmadığı kontrol edilmelidir. Aileye gereken danışmanlık yapılarak çocuğa yönelik yanlış müdahalenin önüne geçilmesi önemlidir.


ÇOCUĞUMDA DEPRESYON OLABİLİR Mİ?
Çocuklarda görülen depresyonlar (ileri mutsuzluk) erişkinlerden farklılıklar gösterir. Çocukların depresyonlarını tespit etmek kolay olmayabilir. Mutsuz çocuklarda farklı klinik görünümler ve farklı belirtiler ile kendini gösterebilir. Özellikle kronik depresif çocukların bu durumu zor fark edilebilir. Stres faktörleri ile beraber aile ortamı ve çocuğu etkileyebilecek diğer nedenler ile çocuklar depresyona girebilirler.

Çocuklardaki depresyonun görünümü:
- Aşırı sinirlilik
- İçe çekilme, sosyal çekilme
- Üzgün bakış
- Daha öncesinden zevk aldığı uğraşlardan zevk alamama
- Kazanılmış işlevsellikte geriye dönüş
- Çabuk sinirlenme
- Gün içerisinde ara ara ağlama
- Aşırı hareketlilik
- Okul başarısındaki düşüş
- Uyku ve iştah problemleri
- Kendine güvensizlik Olayları olumsuz değerlendirme
- Olaylar karşısında kendini suçlama Ara sıra ölüm düşünceleri
- Arkadaş ve sosyal çevresinde uyum güçlükleri
- Okul ve ailede yaşanan bazı ilişki problemleri şeklinde görülebilir.

Çocuklardaki depresyonun saptanabilmesi için anne babaların yukarıda sayılan durumlara karşı uyanık olmaları gerekir. Aynı zamanda çocuklarda depresyon ile birlikte gelişebilecek madde bağımlılığı, okuldan atılma, davranış problemleri gibi sorunlar oluşmadan tedavi için bir an önce devreye girilmelidir.

Özellikle çocuğu etkileyen stres etkenleri araştırılmalıdır. Bu stres etkenleri arasında yakın veya arkadaş ölümü, göç, anne baba geçimsizliği, aile içi stres faktörleri, çocuğa yönelik cinsel ve fiziksel istismar, tabiî afetler, çocukta ya da aile üyelerinden herhangi birinde bulunan tıbbî, ruhsal bir hastalık, anne baba veya aile üyelerinden birinde madde bağımlılığı, ekonomik sorunlar, anne veya babada çocuğu etkileyebilecek bazı psikiyatrik rahatsızlıklar sayılabilir.

Çocukluk çağı depresyonlarının tedavisinde ilâç ve psikoterapi yaklaşımı gereklidir. Özellikle eşlik edebilecek diğer psikiyatrik durumların ortaya çıkarılması gerekir. Çocuğun depresif döneminde ciddî bir desteğe ihtiyacı vardır. Öğretmen ve okul ile de görüşülerek çocukların bu konuda yönlendirilmeleri gerekir. Bu dönemde özellikle anne babanın rolü çok önemlidir. Çocuğun işlevsellik kaybına uğramaması için bu dönemin tedavisi sağlanmalı ve çocukluk çağı depresyonları çocuğun kişilik ve sosyal gelişimini doğrudan etkileyeceğinden bu destek devam ettirilmelidir.

Anne babaların çocuklarına tedavi başlatmalarının yanı sıra şu önlemler alınabilir:
- Bu dönemde çocuklarla biraz daha fazla zaman geçirmeleri
- Sık sık sevgi mesajları vermeleri
- Özellikle çocuklarının hoşlandığı aktiviteleri yapmaları
- Aile. bağlarını kuvvetlendirmeye çalışmaları
- Çocuklarına onların zorlandıkları konularda yardımcı olmaları
- Okul ile irtibat sağlanarak öğretmenin psikolojik desteğini sağlamaları
- Özellikle çocuklarının yukarıda adı geçen belirtilerine karsı devam etme durumu hakkında dikkatli olmaları
- Çocukları ile oyun oynamayı artırmaları, alınacak önlemlerden birkaç tanesidir.


SOSYAL FOBİ BELİRTİLERİ NELERDİR?
Çocuklardaki sosyal fobinin belirlenmesi, genellikle belli bir yastan sonra çocuğun sosyal ortamlarda gösterdiği belirtiler ile mümkün olur. Çocuk genel olarak alışık olduğu çevrenin dışındaki ortamlarda (okul, arkadaş çevresi, misafir olduğu yer vb.) aşırı derecede sıkılganlık gösterebilir. Aynı zamanda konuşmama, ön plânda olduğunda dikkatler ona çekilirse stres gösterebilir. Bu görünüm genelde küçük düşme, rezil olma korkusu ile beraberdir.

Bu türlü çocuklar sınıfında söz almak istemeyebilir. Şayet söz alırlarsa aşırı endişeli ve kaygılı olabilirler. Kalabalık içinde rahat davranamama ve yaşıtları ile kolay sosyal iletişim kuramama da bu çocuklarda görülebilir.

Bu durum ev içerisinde çok fazla yargılama ve eleştiriye maruz kalan, aşırı baskı altına alınmış çocukların durumu ile karıştırılmamalıdır. Bu problem aynı zamanda depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, çekingen kişilik durumu veya psikotik bozukluğun öncesindeki içe çekilme dönemi ile de karıştırılmamalıdır.

Sosyal fobisi olan bazı çocuklar okula başladıkları dönemde, o ortama alışmada zorluklar çekebilirler. Sosyal aktivitelere katılmak istememe, arkadaşlarının eleştirmesi konusunda aşırı korku, tuvaletleri kullanmak istememe, öğretmenin sorusunu bildiği hâlde konuşmama, kalabalık ile oyun içinde çabuk sıkılma görülebilir.

Sosyal fobi, okul çağındaki çocukların işlevselliğini önemli ölçüde bozabilir. Çocuğun normal psikolojik gelişiminde sıkıntılara yol açabilir. Tedavi, tanı kesinleştirildikten sonra ve diğer psikiyatrik durumlar da değerlendirilerek çocuğun yaşına göre ayarlanabilir. İlâç tedavisi ve psikoterapi aynı zamanda davranışçı yaklaşımlar da bu konuda etkili olabilir. Anne babalara çocuklarının özgüvenlerini artıracak önlemler almalarını tavsiye ediyoruz. (İlerleyen sayfalarda çocuğunuzun özgüvenini artırma konusunda ayrıntılı bilgiler bulacaksınız.)


ÇOCUKLARDAKİ MADDE BAĞIMLILIĞININ SEBEPLERİ NELER OLABİLİR?
Çocuklarda madde bağımlılığı, kullanılan maddenin farklılığı ile erişkinlerden ayrılır. Çocuklarda madde kullanımı bazı psikiyatrik durumlara eşlik edebilir. Bunun ayırıcı tanısının yapılması gerekmektedir. Çocuklardaki madde kullanımı genelde uçucu maddeler (uhu, bally vb.), bağımlılık yapabilecek kimyasal maddeler (tiner, alkol, kokain vb.) olmaktadır.

Madde bağımlılığına erken müdahale olası kötü sonuçları önlemede önem taşımaktadır. Madde kullanımı son zamanlarda artış göstermektedir. Ailelerin bu konuda bilinçli olması gerekmektedir. Çünkü geç kalınmış müdahaleler bu bağımlılığın tedavisini zorlaştırmaktadır. Ailesinde madde bağımlılığı olan çocuklarda bu türlü problemler daha fazla olmaktadır. Anne babaların çocukları için iyi bir örnek olmaları ve kendilerinin de madde bağımlısı olmamaları önemlidir. Çünkü çocuklar, anne babalarını örnek aldıklarından, bu konuda anne babaların istemeden dahi olsa çocuklarına madde bağımlılığını özendirdikleri düşünülmektedir. Ayrıca toplum içinde çocuğa örnek diye gösterilen kişilerin de bu türlü madde bağımlılığı olup olmadığı konusunda dikkatli olunmalıdır. Çocuğunuza: "Falan insan önemli insandır, başarılı insandır." dediğiniz zaman çocuğunuzun onu örnek alması konusunda bilinç dışı bir yönlendirme yaptığınızı söyleyebiliriz. Bu konuda televizyonun ve medyanın yanlış örnekleri özendirmesi de çocuğa zarar verecektir.

Ayrıca madde bağımlılığına; çocukluk çağı depresyonları, stres etkenlerine maruz kalma, bozuk arkadaş çevresi, anne baba ilgisizliği, okul aile iletişim problemleri, anne ya da babanın bağımlı madde kullanımı, parçalanmış aileler, depresyon, aile içi anlaşmazlıklar, uygun olmayan medya yayınları, düşük sosyoekonomik durum, çocuğun herhangi bir suçtan sabıka almış olması, anne veya babada bazı psikiyatrik hastalıklar bulunması, dikkat eksikliği ve hiperaktivite durumu gibi faktörlerin eşlik etmesi, bağımlılığının şiddetini daha da artırabilir.

Madde bağımlılığının tedavisinde genelde psikoterapi yaklaşımı ve kullanılan maddenin çeşidine göre ilâç tedavisi uygulanabilir. Çocuğun psiko-sosyal işlevselliği bozulmadan, madde bağımlılığının bir an önce tedavi edilmesi gerekir.


ÇOCUĞUMDA GENEL TELÂFFUZ ZORLUKLARI VAR NE YAPMALIYIM?
Bazı çocukların konuşması net bir şekilde anlaşılmaz. İletişim ve konuşma, hayatın önemli bir parçası olduğundan bu çocukların da yaşlarına uygun iletişim şekli geliştirmeleri onların hayatlarının önemli bir parçasıdır. Çocukların telâffuz zorlukları yaş ile birlikte giderek azalacaktır. Genelde ailesinde buna benzer sorun yaşanan çocuklarda daha sık bulunmaktadır.

Çocukların iletişim ve konuşmalarındaki problemler çocukta duygusal ve davranışsal sorunlara yol açtığı için zamanında tedavi edilmelidir. Bu türlü zorlukları olan çocuklarda genel olarak sık söylenemeyen harfler; r, s, ş, t, k, l, gibi sıralanabilir. Buna benzer telâffuz zorluğu olan çocuklar doktora başvurduğunda önce çocukların genel ağız yapısı ve telâffuzu etkileyebilecek diğer etkenler olup olmadığı değerlendirilmekte, daha sonra pedagojik eğitim verilmektedir. Pedagojik eğitim çeşitli dil ve ağız egzersizlerini içermekte ve buna yönelik ailelere danışmanlık yapılmaktadır.

Konuşma zorluğu olan çocuklarda kendilerini başarılı bir şekilde ifade edemedikleri için çabuk sinirlenme, hırçınlık, öfke nöbetleri sık olarak yaşanabilir. Büyük çocuklarda çocuğun sosyal işlevselliğini de düşünürsek, uygun bir yönlendirmeyi zamanında yapmak gerekir. Çünkü büyük çocuklar genelde küçüklere örnek olurlar.


spacer
açiklamali bölümler
Açıklamalı Bölümler
spacer
gorsel multimedia
Nasihat Öğütler
Namaz Dersleri
Pratik Elif-ba
Kolay Elif-ba
Kur'an Dersleri
Takipli Kur'an
Evliya Filmleri
Dini Sohbetler
Dini Menkıbeler
İlahi Kasideler
spacer
sesli multimedia
Tefsir Dersleri
Riyazus Salihin
Tam İlmihal Sesli
Mektubat Rabbani
Sesli İslam Tarihi
Peygamberimiz
Evliya Hayatları
Nasihatler
Bahri Kasideler
İlahi Kasideler
Sesli Sohbetler
Seslendirmeler
Ezan-ı Şerifler
İslami Şiirler
Tarih Serisi
Mehter Marşları
Telefon Zilleri
spacer