ana menü
Anasayfa
Güncel
Konular
Aile Kadın
Sesli Bilgi
Oku Dinle
Döküman
Download
Sayfalar
Dini Sözlük
Namaz Sureleri
Hadis Bahçesi
Dualar Pınarı
Masaüstleri
Uydudan Kıble
Sorduklarınız
Sitede Arama
Bizimle irtibat
Siteyi Önerme
Konuk Defteri
spacer
çocuk bahçesi
Müslüman Çocuk
Elif-ba Öğren
Sûreler Tâlimi
Çizgi Filmler
Harika Çocuklar
Ufkumu Aydınlat
Hikaye ve Masal
Tarih Sayfaları
Çocuk Radyosu
Nasreddin Hoca
Hacivat Karagöz
Fıkra Dünyası
Bilmeceler
Tekerlemeler
Çeşitli Maniler
Yanıltmacalar
Cinas - Telmih
Oyun Parkı
Yapbozlar
Flash Boyama
Dosya Çantam
Çocuk Defteri
spacer
sosyal çevre etkileri

8 - SOSYAL ÇEVRE ETKİLERİ (Başlıklar)
• Arkadaş çevresinin etkileri nelerdir?
• Televizyon, çocuğumu nasıl etkilemektedir?
• Sportif faaliyetlerin seçimi nasıl olmalıdır?
• Büyük anne ve büyük babanın çocuk üzerindeki etkileri nelerdir?


ARKADAŞ ÇEVRESİNİN ETKİLERİ NELERDİR?
"Arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim." sözünden yola çıkarak arkadaş çevresinin çocuklar üzerindeki etkilerinin çok önemli olduğunu vurgulayabiliriz. Özellikle belli bir gelişme dönemi sonrasında arkadaş çevresinin olumlu ve olumsuz etkileri çocuklar için oldukça fark edilir boyutlardadır. Arkadaş çevresinin olumsuz etkileri, bir çok aile için temel kaygı noktalarını oluşturur. Özellikle bu etkilenmenin kontrolden çıkması, çocuğun hayatını olumsuz etkileyerek oldukça fazla uyum sorunlarına yol açacaktır. Tam tersi olarak uygun arkadaş çevresinde çocuğun kazançları hızla artacak ve anne baba çocuğu ile ilgili olumlu gelişmeleri sevinçle takip edecektir. Yedi yaşından sonra yavaş yavaş önem kazanan arkadaş çevresi, özellikle ergenlik döneminde oldukça önemlidir. Çocuğun hayatında neredeyse en önemli etki alanını oluşturacaktır.

Arkadaş çevresinin seçimi ve uygun bir şekilde oluşturulması, çocuğun sosyal gelişimi açısından oldukça önemlidir. Çocuğunuz özellikle şehir hayatında kendi hâlinde ve bireysel olarak yaşamayacaktır. Çocuğun sosyal gelişimi açısından arkadaşlarının etkisi ve bu alanda yaşanan sosyal etkileşimler, çocuğun sosyal hayatı için çok önemlidir. Kısacası her çocuğun sosyal gelişimi için uygun arkadaş çevresi gereklidir. Genelde anne babalar çocuğun yaşı küçükken arkadaş çevresi seçiminde etkili olurlar, belli bir yaştan sonra bu konuda etkileri azalır. Çocuğa arkadaş çevresi ile ilgili doğrudan yapılacak yargılamalar ve suçlamalar onu çoğu zaman anne baba ile karşı karşıya getirecektir. O nedenle arkadaş çevresi oluşturmak anne babaların, küçük yaşlarından itibaren çocuğa verdikleri bazı prensipler ile şekillendirmeye çalışmaları uygundur.

Gelişimsel olarak, çocuk kaç yaşında olursa, olsun uygun arkadaşlıklar konusunda, anne ve babaların onayı ve çocuğu teşvik etmesi önemlidir. Bu teşvik ile çocuk uygun olanı öğrenir.

Arkadaş seçimi hakkındaki yönlendirmelerin geç kalınması halinde çocuk için çok fazla işe yaramadığı bilinmektedir. Yani daha önce hiç bu konuda yönlendirme ve bilgilendirme yapmamış ebeveynlerin, ergenlik döneminde yönlendirme yapmaları çoğu zaman çocuklar tarafından tepki ile karşılanmaktadır. Çocuğun gelişimi, anne babanın bilgilendirmesinin sürekliliği ile şekillendirilebilir.

Çocuğun uygun arkadaşlıklarının gelişimsel olarak onaylanması ve teşvik edilmesi sürecinde anne baba uygun zemini hazırlar. Çocuğun arkadaş ortamında yeterli sürede bulunarak etkileşime girmesine izin verilir. Çocuğu sosyal çevre olarak kısıtlamak, sosyal gelişimini görmezlikten gelmek ve benzeri anlamsız sınırlamalar getirmek, çocukları uygun olmayan arkadaşlıklara teşvik eder. Hangi yaşta olursa olsun, çocuk için uygun sosyal ortam ve zeminler yetişkinler tarafından hazırlanmalıdır.

Arkadaş çevresi oluşurken, anne babanın çocuğu ile geçmişten gelen güçlü bağlar kurmuş olması, iyi ve doğru konusunda şuur altının oluşması çok önemlidir. Olumsuz etkilenme durumunda (davranış problemlerini, madde kullanımı, uygunsuz sözleri vb. arkadaşlarından görerek kazanma) bu bağların sağlam olması, çocuğun bu olumsuz etkilerden daha kolay kurtarılmasını sağlar.

Bazı özgüven problemi olan çocuklar çok aşırı bir şekilde arkadaşlarını örnek olarak alabilirler. Arkadaşlıklarını kaybetmek istemeyen ve kendine güveni tam olmayan çocuklar, arkadaşlıklarını kaybetmemek için çok fazla fedakârlık yaparlar (yani arkadaşları ne derse onu yapma gibi). Böyle çocuklara, öz güven yönünde destek olup yeni arkadaşlıklar kurmalarına yardımcı olmak gerekir.

Arkadaşlık kuramayan çocukların da olduğunu unutmamak gerekir. Bu çocuklar oldukça içe dönük yapıdadırlar ve genelde anne babaları tarafından sürekli desteklenen çocuklardır. Aynı zamanda çok fazla insan ile muhatap olmayan, sadece evde anne ile ağırlıklı zaman geçiren çocuklar da yeni arkadaşlıklar kurmakta güçlük çekerler. Bu çocuklar, sosyal bir ortama girdiklerinde sıkıntıya düşerek çok rahat olamazlar. Yeni arkadaş edinmek ve bir iki arkadaş bulmakta bile güçlük çekerler. Bu nedenle böyle çocukların teşvik edilmesi, sık olarak sosyal ortamlarda bulundurulması çok önemlidir.

Arkadaş çevresi ile ilgili, olumsuz etkilenmenin çok fazla olduğu durumlarda, özellikle yaşı büyük olan çocuklar bazı kötü alışkanlıklar kazanabilirler. Küfürlü ve uygun olmayan kelimeleri öğrendikleri, okul ile ilgili kurallara uymama gibi olumsuzluklar yaşadıkları gözlemlenebilir. Bütün bunlar devam eder ve çocuk için olumsuz etkilenme sürerse bir uzmana başvurularak yardım alınmasında çok büyük fayda vardır.

TELEVİZYON, ÇOCUĞUMU NASIL ETKİLEMEKTEDİR?
20. yüzyılın en önemli buluşları arasında kitle iletişim araçları yer almaktadır. Bunlar içerisinde şüphesiz en önemli yeri de televizyon almaktadır. Televizyon insanlık tarihi adına büyük gelişmelere vesile olmuş ve hâlâ da etkileri açısından tartışılmaz bir noktada yerini korumaktadır. Televizyon, evlerde yerini almadan önce ve aldıktan sonra, diye aile hayatını ikiye ayırmak pek fazla yanlış olmaz. Bizim konu başlığımızdan da anlaşılacağı üzere bu yazımızda televizyonun erişkin birey, aile veya toplumsal yönlerini incelemek yönünde bir amacımız yok. Ancak televizyonun çocuklar üzerindeki etkilerinin birçok aile tarafından bilinmediğini düşünmekteyiz.

6erek klinik görüşmelerimiz sırasında karşılaştığımız anne babalardan, gerek değişik yollar ile bize gelen problemlerde sıkça karşılaştığımız sorulardan biri de "Televizyonun çocuğumuza etkisi nedir?" şeklindeki sorudur. Bu konuda anne babalara söylediğimiz genel ifade, her yaş için şüphesiz bu sihirli kutunun çocuğa etkileri farklı farklı olmaktadır. Bunu istenen etkiler veya istenmeyen etkiler şeklinde ikiye ayırabiliriz. Televizyonun en büyük etkisi şüphesiz 0-3 yaşları arasında olmaktadır. Çünkü bu yaşlar hayat boyu kullanılacak bazı sosyal, psikolojik ve bedensel özelliklerin kazanıldığı çok önemli bir devredir. Bu devrede oluşabilecek herhangi bir sorun, bütün hayatı etkilemektedir. Bu nedenle yaşlara göre televizyonun etkileri konusunda anne babaları bilgilendirmek gerektiğini düşünerek böyle bir konuya değinme ihtiyacı hissediyorum.

Televizyonun 0-3 Yaş Şurubu Çocuklara Etkileri:
0-3 yaş grubu çocuklar için televizyon bazı durumlarda ciddî sıkıntıların kaynağı olabilmektedir. Aileler, çocuklarına yeterli zaman ayırmamaktadırlar. Böylece çocuklar daha fazla televizyon karşısında kalmaktadır. Bu nedenler arasında:

- Ailelerin sosyoekonomik zorlukları,
- Çalışan annelerin durumu,
- Çocuğun anne babası tarafından ilgilenilmesi gereken kardeşinin olması,
- Anne babaların kendilerine ait sorunları, Yapılması gereken ev işleri,
- Anne babaların sosyoekonomik zorluklardan dolayı ek işlerde çalışmaları,
- Anne babadan veya ev içerisindeki bireylerden birinin kronik hastalığı,
- Ailelerin kendi sosyal ihtiyaçları için zaman ayıramaması, Anne babaların kendilerinin psikiyatrik sorunları, İstenmeyen hamilelik sonucu bebeğin doğmuş olması, Çocuğun bedensel bir hastalığının olması sayılabilir.

Buna benzer sayacağımız onlarca faktör nedeni ile anne ve babalar çocuklarına yeterince zaman ayıramamaktadırlar. Anne babalar isteyerek veya istemeyerek çocuğu ile fazla ilgilenememekte, ilgisi fiziksel bakımın (karnını doyurmak, altını temizlemek vb.) ötesine gerememektedir.

Bu dönemde çocukların duygusal doyum sağlaması ve kendileriyle her bakımdan ilgilenilmesi onun sağlam ve güçlü bir psikolojik yapısının oluşmasına zemin hazırlar. Bu dönem için bebeği okşamak, kucaklamak, onun ile konuşmak, sevildiğini hissettirmek, onun ile oynamak, onun ile birlikte vakit geçirmek, onu gezdirmek, psikomotor ve psiko-sosyal yönünün gelişimine çok büyük katkılarda bulunur.

Bebek ile birlikte vakit geçirmek, onun insanlar arası ilişkilere yabancılaşmasını engeller ve ilgilenme vasıtası ile önce karşısındaki bireyi, aile ortamını ve yavaş yavaş sosyal çevresini tanımasını sağlar. Bu bağlanma yolu ile önce anneye karşı bir ilişki gelişir. Bu durum anne karnında başlar ve bebeklik döneminde devam eder. Çocuk kendisine bakan kişi aracılığı ile iletişim geliştirmeye, kendini ifade etmeye, ihtiyaçlarını anlatmaya kısacası sosyal ortamın gereklerini yaparak yanında ve çevresinde bulunan insanlarla ile iletişim ve etkileşim içerisine girmeye başlar.

Çocuk, sosyal ortamda iletişimin temel esası olan konuşmayı öğrenmek zorundadır. İnsanlar tarafından sevilmek için onları anlamak, onların duygusal uyarılarına cevap vermek zorundadır. Çocuk, sosyalleşmek ve iletişim kurmak için etrafındakilerden özellikle de kendisine bakan kişiden teşvik almak zorundadır.

Çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak (yiyecek, giyecek, temizlik, koruma vb.), onun dertleri ile ilgilenmek, onunla birlikte vakit geçirmek, onu öpmek, okşamak, konuşmak, oynamak vb. gibi davranışlar çocuğa sevildiğini hissettiren davranışlardır. Konuşmak, çevre ile ilgilenmek, sosyal ortamların gereklerini yerine getirmek, insanlar ve yaşıtlarıyla ilgilenmek, ihtiyaçlarını insanlara anlatmak, insanlara duygusal yakınlık kurmak, cansız varlıklardan çok canlı varlıklarla ilgilenmek, gibi birçok psikolojik ve sosyal faktörler, çocuklarda bu iletişim ve etkileşim ortamında kendiliğinden meydana gelmeye başlar.

Çocuk, cansız bir varlığın karşısında, duygusal ve sosyal uyandan mahrum, sevgiden ve bağlandığı kişiden uzak; çocuğun konuşmasına, bakışına, gülümsemesine karşılık vermeyen, gönderdiği iletişim ve etkileşim mesajlarına cevap vermeyen; sert, soğuk bir cismin karşısında kalmaktadır. Televizyonda ne kadar ses ve görüntü olursa olsun, çocuk onları yorumlayacak psikolojik seviyede değildir. Bu durumda biraz önce saydığımız sosyalleşme, bireyselleşme sürecinde, kendiliğinden gelişecek olan psikolojik ve sosyal yönlerin hepsi eksik veya yetersiz kalacaktır.

Neden küçük çocuklar için bu biraz daha sıkıntılı bir durumdur? Çünkü çocuğun, sosyal ve duygusal eksikliğini gidereceği arkadaş ve sosyal ortamı olmamakla birlikte bedensel, psikolojik gelişimi de yeterli değildir. Ayrıca alternatif bir gelişim ortamı yoktur. Yani çocuk bu yaşta bu tehlikelere daha fazla maruz kalmaktadır.

0-3 yaş arasında aşırı televizyon seyreden (günlük 1-2 saatin üzerinde) çocuk için tehlike söz konusudur. Ailede ve özellikle de kendisine bakan kişide yukarıda saydığımız diğer etkenler de varsa,

Sosyal gelişim alanında:
- Duygusal etkileşim
- Karşılık verme
- Sosyal ortamlara uyum
- İnsanlar ile ilgilenme
- İnsanlara yakınlık gösterme
- Yaşıtlarına ilgi
- Beğendiği şeyleri paylaşma vb.

İletişim alanında:
- Konuşma
- Anlamlı jest ve mimikler
- Heceleme
- Agulama
- Ses çıkarma
- Cümle kurma vb.

Yukarıda belirtilen fonksiyonların gelişiminde gecikmeler veya yetersizlikler görülür. Bu durumda iletişim ve etkileşim bozukluğuna yol açabilecek diğer nedenlerin olup olmadığı da incelenmelidir. Bütün bu nedenlerden dolayı bebekler için sevgi, duygusal ilgi ve birlikte geçirilecek zaman yerine televizyon karşısında kalmak, son derece sakıncalıdır.
Bu dönemde uzun süre televizyon karşısında kalan çocuklarda başka nedenler de eklenerek bazı psikiyatrik tablolar gelişebilir.

Bu tür çocuklarda:
- Etrafa karşı ilgisizlik
- Seslenince bakmama
- Göz kontağı kurmama
- İnsanlara ve yaşıtlarına ilgisizlik
- Onlarla duygusal ve sosyal iletişime geçmeme
- Kendi hâlinde olmaya çalışma
- Kendi etrafında dönme
- Sallanma
- Aşırı derecede cansız nesneler ile ilgilenme
- Konuşmama
- Cümle kurmama
- İletişim ve etkileşimde problemler
- Duygusal olarak karşılık verememe vb. birçok belirtiler görülebilir. Bu nedenle anne babaların özellikle bu yaş için, televizyon izleme konusunda sınırlama getirmeleri normal bedensel ve psikolojik gelişim için gereklidir.

Aynı zamanda bebek veya küçük çocukları ile anne babaların, mümkün olduğunca fazla vakit geçirmeleri, oyun oynamaları ve konuşmaları gerekir. Onlara sevdiğini belli etme, duygusal yakınlık gösterme, onun ile gezme, fiziksel bakımına dikkat etme, normal gelişim basamakları konusunda dikkatli olma, diğer çocuklarla etkileşim ve iletişimine zemin hazırlama, sadece onun için belli zamanlar ayırma, masal anlatma vb. bir çok faaliyeti günlük hayat içerisinde yapmaları çocuğun her alandaki gelişimini destekleme çok olumlu sonuçlar doğurur.

4-7 yaş çocukları ve televizyon:
Bu yaş grubunda çocuğun gelişimi ile ilgili önemli adımlar atılır. 0-3 yaş grubunda olduğu gibi çocuğun gelişimi bu dönemde de çok hızlı bir şekilde devam eder. Anne baba, arkadaş, sosyal çevre ile etkileşim ve iletişimi belirgin olarak artmıştır. Bu dönemde gerek dil gelişiminde, gerek motor gelişiminde önemli aşamalar kaydedilir.

Televizyonun bu dönemde çok aşırı izlenmesi, çocuğun dil ve sosyal gelişiminde bazı sıkıntıların ve eksikliklerin oluşmasına neden olabilir. Çocuklar televizyondaki görüntüleri tamamen somut olarak yorumlarlar. Tam olarak soyut düşünce gelişmediği için gerek çizgi filmler, gerek filmlerdeki görüntüler olduğu gibi algılanır. Çocuk bütün bunları olduğu gibi uygulamaya çalışabilir. Yani çizgi filmde gördüğü bir hareket veya sahneyi gerçek zannederek denemeye kalkabilir. Çocuk için bu dönemde şiddet içeren ve aşırı abartılı konulardan oluşan çizgi filmler oldukça sakıncalı olabilir. Bilinçaltına şiddet duygularının yerleşmesine neden olabilir. Aynı zamanda çocuğun bu dönemde izleyeceği gerilim, korku veya aşırı şiddet içeren görüntüler onu oldukça etkileyecektir.

Bu görüntüler onları günlerce rahatsız edebilir. Ayrıca çocukta uyku bozukluğu, yalnız kalmak istememe, korku ve endişe duyguları yerleşebilir. Bunun örneklerini sık sık görmekteyiz. O nedenle anne babaların bu dönemde izlenen programlara özellikle dikkat etmesi gerekir.

Çocuğun sosyalleşmesi, yakınları ile diyalog kurması, sosyal adaptasyonu, dil gelişimi ve buna benzer konular aşırı televizyon seyretme (asın miktarlarda) ile eksik kalabilir. Bu yaşlardaki çocukların eğitici programlar dışında, özellikle şiddet içeren ve çocuklar için sıkıntılı olacak görüntülerden uzak kalmaları uygun olur. Amerika ve Avrupa'da uzmanlar küçük yaşlarda gösterilen şiddet davranışlarının önüne geçmek için çok büyük gayretler sarf etmektedirler. Özellikle son zamanlarda okullarda görülen şiddet olaylarından sonra meselenin önemi daha iyi anlaşılmıştır. Önemli olan, çocukların ruh sağlığı bozulmadan koruyucu önlemlerin alınmasıdır.

Burada bir örnek vermek istiyorum; "Hasan 5 yaşında bir çocuk, anne ve babası çalıştığı için gündüz anneannesinin yanında kalmaktadır. Hasan, gündüz saatlerinde sık sık canı sıkıldığı ve yapacağı bir şey olmadığı için çok fazla televizyon izlemeye başlamıştır. Önceden ara sıra spor yapan, sokakta arkadaşları ile oynayan Hasan giderek arkadaş grubundan kopmuş ve aşırı televizyon seyretmeye başlamıştır. Zaman içinde Hasan televizyonda gördüğü şeylerden etkilenerek daha fazla şiddete eğilim, gece geç saatlerde uyuma, gecenin ilerleyen saatlerinde korku ile uyanma veya sayıklama şeklinde belirtiler görülmeye başlamıştır.

İlerleyen süreç içinde çocukta problemler olduğunu fark eden aile, Hasan'ı bir çocuk psikiyatristine götürmüş ve sorun tespit edilerek Hasan'ın yaşına uygun bireysel ve sosyal aktiviteleri yeniden düzenlenerek televizyonun olumsuz etkisi azaltılmıştır. Daha sonra Hasan zamanla daha rahat uyku ve davranışlar göstermiş, çevreye karşı uyumu artmış ve eski arkadaş grubuna tekrar kavuşmuştur."

Unutulmamalıdır ki çocukluk çağında görülen her görüntünün, duyulan her sesin, karşılaşılan her iyi ve kötü muamelenin muhakkak ileriki yıllarda bir yansıması olacaktır. Bu nedenle televizyon gibi iletişim araçları eğitim amaçlı izletilmeli, eğlence amaçlı ise belli sınırlarla kullanılmalıdır.

Özellikle anne babalar, aile olarak izledikleri programlar konusunda da oldukça seçici davranmalıdırlar. Gece geç saatlere kadar televizyon seyretmek de çocukların uyku düzenlerini bozmaktadır.

Vakit ve motivasyon eksikliğinden dolayı çocukların oyunlarla ve değişik aktivitelerle kazanacakları motor becerileri yetersiz kalmaktadır. Çocukların arkadaş ortamlarında kazanacakları sosyal adaptasyon yeteneği istenen seviyede olmamaktadır. İnce motor becerilerin gelişimi için anne babanın çocuğa destek vermesi gerekir. Bu yaş grubu için gerekli olan fiziksel hareketlilik ile enerji atımı eksik kalmaktadır. Televizyonun, çocukların dil gelişimine bir miktar katkısı olsa bile genel olarak dil, sosyal ve motor gelişimde sıkıntılar oluşturmaktadır.

Bu durumda sorunlar eğer anne babanın çocuğu için yeterli zaman bulamamasından kaynaklanıyorsa, çocukta psikiyatrik sıkıntılar varsa, çocuğun gelişimini destekleyecek diğer faktörler eksik ise problem daha da büyük olmaktadır.

7-12 yaş arası çocukların durumu:
Bu dönemdeki çocuklar genelde ağır eğitim şartları içinde olan grubu oluşturmaktadır. Aynı zamanda televizyonun eğitim amaçlı kullanımından daha fazla yararlanacak bir yaş grubunu da oluşturmaktadır. Yukarıda saydıklarımıza ilâve olarak bu yaş grubunda soyut düşünce yerleşmeye başlamış olmasının etkileri görülür. Çocuklar, televizyondaki görüntülerden erişkin düzeyinde etkilenmeye başlarlar. Yukarıda değindiğimiz gibi bu yaş grubunda da şiddet içeren, korku ve gerilime neden olan, uygunsuz cinsel içerikli sahnelerin, çocuğun gelişiminde büyük problemler oluşturacağını söylemek gerekir.

Çocukların bu yaşlardan itibaren, televizyon üzerinden kazanımları eğer iyi yönlendirilir ve seçici davranılır ise onları olumlu yönden etkiler. Bu yaştaki çocukların ders ve okul saatleri de göz ö'nüne alınarak televizyon izleme saatleri uygun bir şekilde planlanmalıdır. Televizyon izlemenin aşırılığı durumunda çocuğun sosyal aktivitelerinde, arkadaş ilişkilerinde, ders başarısında, sportif faaliyetlerinde, yaşa uygun becerilerin geliştirilmesinde sorunlar yaşanabilir.


SPORTİF FAALİYETLERİN SEÇİMİ NASIL OLMALIDIR?
Bütün anne babalar çocuklarının fiziksel ve psikolojik yönden sağlıklı gelişmesini ister. Aslında bu iki istek birbirini tamamlayan şeylerdir. Çocuğun beden sağlığı psikolojik durumuna, psikolojik durumu ise beden sağlığına doğrudan etki eder. Sportif faaliyetler ise çocuğun gelişimsel olarak hayatında önemli bir yere sahip olan aktivitelerdir. Uygun sportif faaliyetler çocuğun kas ve kemik gelişimini olumlu yönde etkiler. Çocukların gelişimlerine uygun olmayan sportif faaliyetler de onların bazı konularda zorlanmasına ve bedensel problemler yaşamasına yol açabilir.

Örneğin; bir babanın hayalinde iyi bir güreşçi olmak vardır. Bunu kendisi yapamadığı için çocuğunun güreşçi olmasını çok ister. Çocuğun hiç meyli olmadığı hâlde onu bu alanda kurslara yazdırarak ve anlamsız bir şekilde zorlayarak kendi duygularını tatmin etmeye çalışır. Bu durum, eğer çocuk tarafından kabullenilmez ise çocuğu bu alanda zorlamak onda birçok stres faktörünün oluşmasına; özgüven eksikliğine, "Babamın beklentilerine cevap veremiyorum." şeklindeki düşüncenin gelişmesine, bedensel olarak zorlanmasına, yetersizlik duygularına ve buna benzer problemlere yol açabilir.

Sportif faaliyetleri seçerken dikkat edilmesi gereken noktaları şu şekilde sıralayabiliriz:

Çocuğunuzun yaşına uygun bir spor olup olmadığını kontrol etmelisiniz.

Her şeyden önce bunun çocuğunuz tarafından istenip istenmediği konusunda emin olmalısınız.

Spor alanı seçiminde çocuklar kararsız olmaktadırlar. Çocuğunuzu bir spora teşvik ederek gelişmeyi gözlemleyebilirsiniz. Bazı çocuklar başlangıçta ön yargı ile başladıkları bazı sporlarda ileri dönemlerde çok önemli başarılar kazanmaktadırlar.

Çocuğunuzun sportif faaliyetlere katılımının, onun sosyal gelişimine de katkıda bulunacağını ve onun bedensel gelişiminin yanı sıra stresini azaltacak bir aktivite olduğunu unutmamalısınız.

Çocuğunuzu sportif faaliyetlerde zararlı rekabete sürüklemeyiniz.

Seçeceğiniz sportif faaliyete çocuğunuzun mizacının ve bedensel yapısının uygun olup olmadığına dikkat etmelisiniz.

Uygun sportif faaliyetten elde edilen başarılar, anne babalar tarafından teşvik edilerek çocuğun bu konudaki motivasyonu canlı tutulmaya çalışılmalıdır.

Çocuğunuzun sportif faaliyetlere isteksiz olduğu durumlarda onun ile birlikte spor yaparak onu cesaretlendirip teşvik etmelisiniz.

Çocuğunuzun spor yapması için uygun zaman ve yeri aile olarak plânlamalı ve aile programları ile çakıştırmayarak çocuğun uyumunun bozulmamasını sağlamalısınız.

Çocuğunuzun sportif faaliyeti güvenli bir ortamda yapıp yapmadığı konusunda emin olmalısınız. Güvenli olmadan yapılan sporların ciddî zararlara yol açabileceğini unutmamalısınız.

Bütün bunlara dikkat edildiğinde spor, çocuğunuzun gelişimine çok önemli katkıda bulunacak ve sporun yerine geçebilecek birçok zararlı alışkanlığı da önleyecektir. Elbette ki sınırlı imkânı olan aileler için devletin ve yerel idarelerin desteği ile oluşturulacak spor alanları çok önemlidir .


BÜYÜK ANNE VE BÜYÜK BABANIN ÇOCUK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ NELERDİR?
Çocukların eğitim süreci içerisinde çevresindeki kişilerin etkisi söz konusudur. Bu kişiler genelde anne, baba, kardeş, büyük anne, büyük baba ve diğer yakın akrabaları içerir. Özellikle geleneksel aile yapısı içerisinde yetişen çocukların akrabalarından büyük anne, büyük babasından etkilenmemesi düşünülemez. Bu etkilenme çoğu kez olumlu sonuçlar doğurur.

Kalabalık ailelerdeki çocukların iletişim olarak daha iyi desteklendikleri ve daha fazla kişiden ilgi gördükleri genelde bilinmektedir. Hatta evdeki anne baba dışındaki kişilerin çocuk gelişimine katkıları oldukça önemlidir.

Büyük anne büyük baba genel olarak çocuk bakımında daha tecrübeli olmaları nedeni ile birçok yönden sorunların oluşmasını engellerler. Deneyimsiz bakımın önüne geçebilirler. Bu durum, onların olumlu etkilerindendir. Aynı zamanda şehir hayatı ve çalışan anne babaların bakım olarak eksikliklerinin giderilmesinde büyük anne ve büyük babanın çok önemli rolü vardır.

Birçok stres faktörü çocuğu etkilemesine rağmen çocuğun bu etkilenmeden zararlı çıkmaması onu destekleyen psikolojik faktörler ile mümkündür. Çocuğun zorlukları aşmasında ve psikolojik olarak yıpranmasının önüne geçilmesinde büyük anne ve büyük baba desteğinin çok olumlu etkileri vardır. Sevilen ve psikolojik olarak desteklenen çocuk da etrafa karşı daha sevecen ve olumlu yaklaşacaktır. Yalnız hemen şunun altını çizmek gerekir ki "sevilen çocuk" her istediği yapılan çocuk değildir.

Bütün bu olumlu etkilenmelere rağmen, aile içinde çocuğa ne kadar çok farklı müdahale olursa, çocuğun davranışlarında o oranda problemler ortaya çıkabilmektedir. Özellikle anne babanın koyduğu bir kuralın diğerleri tarafından bozulması görülebilmektedir. Çocuğun aile bireyleri tarafından desteklenmesi ve güzel vakit geçirmesinin olumlu yanları oldukça fazla olsa da farklı kişilerin farklı tutumlarının zararları da göz ardı edilmemelidir.

Anne babalara tavsiyemiz; büyük anne ve büyük babaların bu olumlu yönlerinden faydalanmalarının yanı sıra, tutum farklılıklarının önüne geçilmesi açısından da onların da bilinçlenmelerini uygun bir şekilde sağlamaları şeklinde olacaktır. Sizler de büyük anne büyük baba olduğunuzda belki aynı tutumları sergileyecek ve eğitim konusunda çocuklara karşı daha hoşgörülü davranacaksınız.


spacer
açiklamali bölümler
Açıklamalı Bölümler
spacer
gorsel multimedia
Nasihat Öğütler
Namaz Dersleri
Pratik Elif-ba
Kolay Elif-ba
Kur'an Dersleri
Takipli Kur'an
Evliya Filmleri
Dini Sohbetler
Dini Menkıbeler
İlahi Kasideler
spacer
sesli multimedia
Tefsir Dersleri
Riyazus Salihin
Tam İlmihal Sesli
Mektubat Rabbani
Sesli İslam Tarihi
Peygamberimiz
Evliya Hayatları
Nasihatler
Bahri Kasideler
İlahi Kasideler
Sesli Sohbetler
Seslendirmeler
Ezan-ı Şerifler
İslami Şiirler
Tarih Serisi
Mehter Marşları
Telefon Zilleri
spacer