ana menü
Anasayfa
Güncel
Konular
Aile Kadın
Sesli Bilgi
Oku Dinle
Döküman
Download
Sayfalar
Dini Sözlük
Namaz Sureleri
Hadis Bahçesi
Dualar Pınarı
Masaüstleri
Uydudan Kıble
Sorduklarınız
Sitede Arama
Bizimle irtibat
Siteyi Önerme
Konuk Defteri
spacer
çocuk bahçesi
Müslüman Çocuk
Elif-ba Öğren
Sûreler Tâlimi
Çizgi Filmler
Harika Çocuklar
Ufkumu Aydınlat
Hikaye ve Masal
Tarih Sayfaları
Çocuk Radyosu
Nasreddin Hoca
Hacivat Karagöz
Fıkra Dünyası
Bilmeceler
Tekerlemeler
Çeşitli Maniler
Yanıltmacalar
Cinas - Telmih
Oyun Parkı
Yapbozlar
Flash Boyama
Dosya Çantam
Çocuk Defteri
spacer
çeşitli yönleri ile kadın ll

Çeşitli Yönleriyle Kadın 2

18-KADIN VE TALAK
Talak, nikah akdini feshetmek, akdin bağını çözmek ve hatunu/hanımı boşamak demektir.
". Eğer size itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın." (Nisa, 34) ayeti kelimesiyle talak hem nehyedilmiş hem de nefyedilmiştir. Nehiy kılınmak cihetiyle talak haram olur, nefy kılınmak cihetiyle de zaruret olmadan özürsüz talak vaki olmaz, geçersiz sayılır. Meşru bir mazerete binaen helal olabilecek talak ise "Allah'ı gazaba getiren (helal) bir şey varsa, o da talaktır." (Ebu Davut, H.NO:1862; Feyzul-Kadir, ı/79) hükmüyle en fena bir amel sayılmıştır.
Sosyal hayatta nikahın büyük maslahatlan vardır. Ancak nikahın büyük maslahatlan sadece nikahın kıyılmasında ve nikah akdinin devamında değil, bilakis iki tarafın anlaşmalarında ve muhabbetlerindedir. İki taraf arasında anlaşmazlık meydana gelir, bir tarafta muhabbet bulunmazsa, eşler arasında kin ve nefret hakim olur, evlilik hayatı iki taraftan birine yahut her ikisine azap olursa, nikah büyük bir esaret haline gelir ve o vakit boşanma zorunlu olur. Talak nikahın maslahatlarını yıkmış olmaz, bilakis o maslahatların en makul koruyucusu olur. "Allah katında en sevimli şey bir insanı özgürlüğüne kavuşturmaktır." hadisine göre  iki esirden birini nikah bağından kurtarmak yani talak bu gibi durumlarda özgürlüğe kavuşmak manasında istenen bir şey olur.
Boşanma sadece zorunlu durumlarda ve sadece zaruret halinde katlanılabilecek bir çözümdür ve büyük sosyal nimettir. (Carullah Musa, sh.95-96)

19- KADIN VE SESİ
Kadının sesinin avret olduğunu, ya da olmadığını açıkça bildiren ayet ve hadis bilmiyoruz. Fıkıhçılar bu konuda bazı ayet, hadis ve benzerlerinin işaretlerinden yararlanmış ve bazı şeyler söylemişlerdir.
Hanefi Mezhebinin görüşü özetle şöyledir:
1- Kadının sesi her halükarda avret değildir. Avretlik ve mahremiyet konularında çok titiz ve diğer kadınlardan daha dikkatli davranmaları istenen Resülullah (s.a.v.)'ın zevceleri, validelerimiz dahi sahabe ile konuşurlar, sahabe de onlardan dini hükümleri dinlerlerdi.
2- Kadının yabana erkekle konuşurken sesini inceltmesi, kırıla-döküle, edalı, endamlı ve kadınsı kadınsı konuşması caiz değildir. Ancak bu sesinin avret olduğu için değil, bu tür konuşmanın erkekte haram duygular (fitne) uyandıracağı için böyledir.
3- Kadının ezanı ve kameti fitne söz konusu olacaksa yabancı erkeklerin duyacağı şekilde Kur'an okuması da aynı illetten ötürü caiz görülmemiştir.
4- Kadının, yabancı erkeklerin duyacağı şekilde besteli, makamlı ve nameli şarkı, türkü, mevlit, gazel, ilahi vb. okuması caiz değildir.
5- Kadınların, seslerini ikinci maddede anlatılan şekilde ezip büzmeden ve bunu mahzurlu kılacak, mahremiyetle ilgili başka sebepler de yoksa, erkeklere hitap etmeleri caizdir. (Beser Faruk, Hanımlara Özel Fetvalar 1-2, sh.143, Nun Yay.)

20-KADIN VE ZİYNET
Kadını süsleyen her şeye kadın ziyneti denir. İster yaratılışındaki ziynet olsun; yüz, saç ve vücut güzelliği gibi, ister suni olsun; elbise, gerdanlık ve boyalar gibi. Kadın bütün bunları örtmekle yükümlüdür. Ancak adet ve yaratılışın dışarıda kalmasını gerektirdiği yerler müstesnadır. O da, sade, boyasız, rujsuz yüz ve ellerdir.
"Ziynetlerini açmasınlar, bunlardan görünen kısmı müstesna." (Nur, 31)
Yüz ve eller hakkındaki müsaadenin sırrı şudur: Onları örtmekte kadın için büyük bir zorluk vardır. Bilhassa çocuklarının nafakalarını temine çalışan dul ve kocasının yardımına koşan fakir kadınlar için.
Nur suresinin şu ayeti: "Mü'min erkeklere söyle, gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar." (Nur, 30) Asrı Saadette kadınların kendi yüzlerini örtmediklerini açıkça göstermektedir. Zira eğer yüzlerini de kapatmış olsaydılar, "Gözlerini sakınsınlar" emrinin hiçbir anlamı kalmazdı. Çünkü o takdirde ortada görülecek ve bakılacak hiçbir şey yoktur.
Bütün bunlara rağmen müslüman bir kadın için en iyisi süsünü hatta yüzünü bile mümkün mertebe örtmeye çalışmalıdır. Bilhassa güzel kadınlar için bu elzemdir. Çünkü onlara meftun olmak İhtimali ÇOk kuvvetlidir. (Aysel Zeynep, İslam'da Kadın Hakları 1,sh.215/Esra)

21- KADIN VE YÖNETİM
Kadının seçmen hakkının olmadığına dair herhangi bir nas (ayet ve hadis) yoktur. Genellikle bu konuda görüş birliği vardır. Peygamber Efendimizin kadınlardan bey'at alması ve İslam tarihinde yer alan uygulamalar, kadınların, seçme hakkı olduğunu göstermektedir. (UysalHalil, Kadın, sh.140-141)
Günümüz İslam Hukukçularından bazıları, kadının genel velayet bağlamında devlet başkanı olamayacağım, ancak milletvekili seçilebilme haklarının olduğunu söylerler. Yusuf el-Kardavi ve Mustafa Sibai, bu görüşü paylaşanlardandır. Abdülkerim Zeydan ise, kadının devlet başkanını ve milletvekillerini seçme hakkı olduğunu, fakat devlet başkanı ve milletvekili seçilemeyeceğini dile getirir.
İslam'da kadının, gerektiğinde kamu görevi yapmasını yasaklayan açık, kesin, bağlayıcı bir nas mevcut değildir. Aksine bu kapıyı aralayan deliller mevcuttur. Ancak tarih boyunca kadının kamu görevlerinde nisbeten az istihdam edilmiş, devlet başkanlığı görevinde ise hiç bulunmamış olması, Doğu'ya ve müslümanlara mahsus bir şey değildir, bütün dünyada geçmişte ve günümüzde bu uygulamanın hakim olduğu görülmektedir. Bu tarihi gerçek de İslam'ın tezini güçlendirmektedir. Bu cümleden olarak devlet başkanlığında öncelik erkeklere aittir; bu görevin gerektirdiği fıtri donanım daha ziyade erkekler de vardır, bununla beraber ihtiyaç ve zaruret bulunursa kapı kadınlar için de açıktir. (Karaman
Hayreddin, İslam'da Kadın ve Aile, sh.90-91, EnsarNeşr.11995)

22- KADIN VE KOMŞULUK
" . Cebrail komşuluğun ve komşu haklarının öneminden o kadar söz etti ki, neredeyse komşu komşunun mirasını da alacak
Sandım." (Buhari, Edeb, 28;Müslim, Birr, 140)
İyi komşu ev kadar önemlidir. Evin ne kadar iyi olursa olsun, şayet komşun kötü ise rahat edemezsin. Atalarımız: "Evden önce komşu al" demişlerdir. Bunun için önce kendimiz iyi bir komşuluk yaparak başkalarına güzel örnek olmalıyız. Komşu haklarının bir kaçını şu şekilde sıralayabiliriz:
1- Komşu komşuya zarar vermemeli.
2- Komşular birbirine yardıma olmalı.
3- Komşular birbirleriyle ilgilenmeli.
4- Komşuları ziyaret etmeli.
5- Komşular birbirlerini korumalı.
Müslüman kadın kendisi için istediğini komşusu için de ister. Komşuları müslütnan olmasalar da müslüman kadın onlara iyilik eder.
Doğru ve dürüst bir müslüman kadın en iyi komşudur. Nitekim Peygamber Efendimiz, dünyada müslüman kimsenin mutluluğunun eseri iyi bir komşu, geniş bir ev ve uysal bir binektir. (Ahmed, Müsned, 3/407)
Müslüman kadın yardımını öncelikli olarak en yakın komşusuna yapar.
Kötü komşu iman nimetinden yoksundur.
"Komşusu kendisinin kötülüklerinden kurtulamayan kimse
Cennete giremez." (Buhari, Edeb, 29; Müslim, Birr, 73)
Müslüman kadın komşularının olur olmaz yanlışlarına sabreder ve karşılık vermez.

23-KADIN, ÜRETİM VE MAL EDİNME
İslam hukuku, fertlerin mülk edinmesine; yani hususi mülkiyete yer vermiş ve bunu korumuştur. Hususi mülkiyete tecavüz büyük günahlardan sayılmış, karşılığında hukuki yaptırımlar konmuştur.
Peygamber Efendimiz döneminde kadınlar çeşitli işlerde çalışıyorlardı. Peygamber Efendimizin ilk hanımı Hz.Hatice'nin ticaretle uğraştığını hemen herkes bilir.
Hz.Zeyneb bizzat kendisi çalışıp para kazanıyor ve kazanandan sadaka veriyordu. Hz.Aişe, onunla ilgili olarak şöyle demiştir:
"İçimizde en cömert olan Zeyneb'dir. Çünkü o, çalışır, kazancından da sadaka verirdi." (Müslim)
Menkul ve gayri menkul mallan mülkiyet edinme hakkı başta olmak üzere, mali haklan da kadının haklarındandır. Malında hiçbir itiraz ve sınırlama olmaksızın rüştüne eren bir erkeğin alışveriş, hibe ve tasadduk ettiği gibi kadının da mülkiyet edinme ve tasarruf hakkı vardır.
İslam hukukunda mal ayrılığı prensibi olduğundan nasıl ki, erkeğin malı üzerinde yalnızca kendisinin hür kullanım hakkı varsa, kadının malı üzerinde de yalnızca kendisinin hür kullanım hakkı vardır. Kocası kadının malına sahip çıkamayacağı gibi onun alını ve parasını meşru bir şekilde değerlendirmesine, çalıştırmasına dilediği kimseye vermesine, kısacası malını istediği
gibi kullanmasına da karışamaz. (Aysel Zeynep, İslam'da Kadın Haklan, sh.74, Esra)

24-KADIN VE ZİNA
İslam'da zina, en kötü ve en çirkin bir günah olarak kabul edilmiştir. Zira zina, insan haysiyetini yıkmakla kalmaz, cemiyet nizamını da bozar. Neslin bozulmasının sebebi de zinadır. Zinanın yaygın olduğu ülkeler, sokaklara atılmış, yuvalara terkedilmiş çocuklarla doludur.
Zina eden erkeğe de, zina eden kadına da (eğer bekarlarsa) yüzer değnek vurulur (Nur, 2). Evli olanlara ise recm cezası verilir.
Bu Ceza mütevatir hadislerle Sabittir. (Ahkam Tefsiri, Sabuni, c.2/64-66)
İslam dininde nesli korumak büyük önem taşıdığından, onun korunması için bu suçlan önlemek, hatta tamamen kaldırmak için şiddetli cezalar konulmuştur. Ne var ki, bu cezalar zan üzerine uygulanamaz, suçun isbatı için de ağır şartlar getirilmiştir. Zira zina suçuna şehadet edenlerin, mü'min ve adil olmak üzere en az dört kişi olması gerekir.
Zina vefuhuşun yaygınlaşmasından en fazla kadınlar ve çocuklar zarar görmektedirler. Bütün bu olaylar hem ruhen hem de bedenen en çok kadınları yıpratmaktadır.
Sonuç olarak İslam'ın zina suçuna getirdiği şiddetli cezaların hem toplum hem nesil emniyeti hem de kadınların emniyetli, huzurlu, sağlıklı yaşamaları için gerekli olduğunu; yüzeysel bakılınca daha yumuşak ve merhametli gibi görünebilen beşeri yasaların aslında nesil emniyetini, kadın ve çocukların ruh ve bedensel yaşamlarını hiçe sayan, adeta kuzuyu kurda teslim eden yasalar olduğunu görebilmekteyiz.

25- KADIN VE ZEVCELİK
Yaratanın yaptığı vazife taksiminde, vücut yapısı ve ruh muhtevası bakımından taşıdığı özellikler sebebiyle kadına dört büyük ¦ görev verilmiştir:
1- Hamile olmak,
2- Çocuk yapmak,
3- Çocuk emzirmek,
4- Terbiye etmek (Topaloğlu Bekir, İslam'da kadın, sn.256. Rağbet)
Kadın, ev ve aile çevresinden uzaklaştıkça evlilik bağlan da gevşemeye başlar.
Kadın kocasının evinde ve çocukları üzerinde bir koruyucudur, onlardan mes'uldür.
"İyi kadınlar itaatli olanlardır." (Nisa, 34 "Kadın beş vakit namazını kılar, yılda bir ay orucunu tutar, ırzını muhafaza eder ve kocasına itaat ederse cennet kapılanrun dilediğinden girsin." (Ahmed, Müsned, 1/191)
"Kadın kocasının izni olmadan nafile oruç tutmasın." (Buhri, Nikah, 84; Tirmizi, Savım, 65)
Kadın kurulmuş olan aile düzenini bozmaya çalışmamalıdır.
"Koca, eşini yatağına çağırır da meşru mazereti olmadığı halde olumlu cevap vermeyen kadına melekler lanet eder." (Buhari, Nikah, 85; Müslim, Nikah, 121)
"Zaruret olmaksızın kocasından boşanmak isteyen kadına
Cennet kokuSU haram klınmıştır." (İbni Mace, Talak, 21; Ebu Davud, Talak, 21)

26- KADIN VE SELAM
"Selam" Allah'ın isimlerinden biri (Haşr, 23) olmakla, müslümanların birbirlerine verecekleri en güzel hediye ve yapacakları en iyi duadır. Selamı aramızda yaygınlaştırmamızı emreden ayet ve hadisler, kadın erkek ayırımı yapmamışlardır. Yani kadın erkeğe, erkek de kadına selam verebilir. Ancak karşı cinslerin birbirine selam vermesinde önemli olan nokta, selam verme sünnetini ve alma vacibini yerine getirirken başka mekruh ya da haram işlememeye dikkat etmeleridir. Çünkü haram ile helal çatışırsa, haram terk edilir. Dolayısıyla selam kadının sesini kadınsılaşttrmasına, erkeğin gözünü korumamasına sebep olacaksa mahzurlu olur. Peygamber Efendimizin kadınlara bir keresinde eliyle işaret buyurarak selam verdikleri (Timizi, istizan, 9,2697), başka bir rivayette de elle işaret zikredilmeden yine Efendimizin kadınlara selam verdikleri nakledilmiştir. (Ebu Davud, 5204; İbni Mace, 3701) Sahabenin bir keresinde yaşlı bir kadına selam verdikleri rivayet edilmiştir. (Buhari, Cuma, 40)
Fıkıhçılanmız da bütün bu malzemeleri değerlendirerek şöyle demişlerdin
Erkek, kadınla karşılaştığında, önce erkek selam verir. Kadın yabancı bir erkeğe selam vermişse, kadın ihtiyar ise, erkek selamım sesli olarak, genç ise içinden iade eder. Erkek, yabancı kadına, kadınlara selam vemişse durum aksine olur. (Fetevay-ı Kadıhan 111/423; Fetevay-ı Hindiyye, V/326)

27- KADIN VE FİTNE
Şüphesiz İslam, kadını yüceltip ona karşı adil davranıp, onu toplumun bir üyesi olarak değerlendirmiştir. Aynı zamanda onu, tıpkı erkek gibi sevap ve cezadan sorumlu, ehliyet sahibi kılmış ve ona insan değeri vermiştir.
Hz.Adem'in cennetten ve ondan sonra gelen Adem neslinin dünyadaki sıkıntılarını kadına yükleyen, hiçbir ayet ve hadisin İslam'da yeri yoktur. Bilakis Kur'an bu hususta öncelikle sorumlu olan kişinin Adem olduğuna Taha suresi 115,121 ve 122. ayetlerinde vurgulamaktadır.
Bununla birlikte Peygamber Efendimiz müslümanların önemli işlerinden biri hususunda, eşi Ümmü Seleme'ye danışmıştır. Daha sonra da onun görüşünü uygun bulmuş ve onda hayır ve bereket olduğuna işaret buyurmuşlardır.
Hz.Ali'ye nisbet edilen: "Kadın tümüyle şerdir ve ondaki şer oluş ise bizzat kendi yapısından kaynaklanmaktadır." sözü ise asla kabul edilmez bir sözdür. Bu İslam'ın ne mantığına ne de naslarına uygundur.
Buhari'nin: "Kendimden sonra erkekler için kadından daha zararlı bir fitne bırakmadım." hadisine gelince. Burada geçen fitne kelimesinden şer ve sıkıntı anlaşılmamalıdır. Yüce Allah:
"Biz sizi şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz." (Enbiya, 35) ayetiyle hayırla da imtihan olunabileceğini haber vermektedir. İşte fitne kelimesinden sadece kötü anlam kastetmek eksik ve yanlış bir değerlendirme olur. Fitnenin bir anlamı da imtihandır. Kadın da bir imtihan sebebidir. (Kardavi Yusuf, Çağdaş
Meselelere Fetvalar 3, sh376-382)

28- KADIN VE İŞ HAYATI
Peygamberimiz döneminde Medine toplumundaki kadının her bakımdan sosyal hayatın içinde olduğunu görüyoruz.
Kadının çalışma hayatında fiilen bulunup bulunmaması genel çerçevede bir örf meselesidir, değişmez ölçüler olarak ayet ve hadislerle belirlenmiş bir şey değildir. Bazı zaman ve şartlar kadının çalışmasını, diğerlerine göre daha zorunlu hale getirebilir.
Kadının, ev içinde ve dışında genel olarak çalışmasının, ailenin ihtiyaçlarını sağlamada kocasına yardıma olmasının caiz olduğunda ittifak edilmiştir.
İslam'da çalışmayı, ibadetten, ev işlerinden cepheye kadar uzanan bir faaliyetler bütünü olarak aldığımızda, kadının çalışmasına bir engelin bulunması şöyle dursun, teşvik edildiği rahatlıkla söylenebilir. Bu konuda bir sınırlama, bir yönlendirme varsa bu, kadın ve erkeğin birbirini tamamlayan farklı özellikleri ve kabiliyetlerine bağlı önceliklerle ilgilidir. Kadının öncelikli işi ev idaresi, çocuk bakımı ve eğitimidir. Erkeğin öncelikli işi ise fiziksel güce dayanan işlerdir. İhtiyaç ve zaruret hallerinde rollerin değişmesine bir engel yoktur.Önceliğin söz konusu olmadığı işler ortaklaşa yapılır.
Kocanın hukukuna tecavüz söz konusu olmadıkça çalışmak, bir insan olarak kadın için aynı zamanda bir haktır. Bu hakkını kullanıp kullanmamak onun elindedir. Ancak kullanmak istemesi halinde, meşru gerekçeler gösterilmeden bu hakkının gasp edilmesi mümkün değildir.

29-KADIN VE MODA
Müslümanların kendilerine özgü elbise biçimleri olmalı, kendi modalarını kendileri belirlemeli ve varlıklarını ispat etmelidirler. Çünkü başkalarının modalarını izlemenin çok tehlikeli iki sonucu vardır:
1- Günümüzde moda, eskiden olduğu gibi doğal bir seyir takip etmemekte, belli çevrelerin ve belli güçlerin yönlendirmesine göre gelişip şekillenmektedir. Bu çevreler ülke sınırlarını aşan ve her bacağı bir ülkede bulunan bir ahtapotu andırırlar. Kendi ürettikleri mallan ve modelleri satmak için, her gün yeni bir moda üretirler. İşbirliği yaptıkları magazinleri ve moda dergileri vardır. Bu yolla ürettikleri modelleri günün, mevsimin, yılın modası olarak haber biçiminde sunarlar. Toplum psikolojisi ile sürü sürü insanlar, farkına varmadan bundan etkilenir ve bunları alır ve uygularlar.
2- Moda tutkusu psikolojik bir hastalık ve aşağılık kompleksi anlamına gelmesi ve sonuçta da insanı, taklit ettiklerini her konuda beğenme ve onlar gibi olma noktasına düşürmesidir. Yeme biçimi, sofra düzeni, giyimi ve dekorasyonu, görgü kuralları kısaca hayata bakışı ve hayatı yorumlayışı hoşa giden birisi, hoşlananın gözünde her bakımdan büyük olma yolundadır. Taklitçi, peşin peşin kendisinin küçük, taklit ettiğinin de her bakımdan büyük Olduğunu kabullenmiş demektir. (Beşer Faruk, Hanımlara Özel İlmihal, sh316-322)

30- KADIN VE SÜSLENME
İslam'da "Gaye, vasıtayı meşru kılmaz." şeklinde bir kural vardır. Yani varmak istediğimiz meşru bir hedefe, hangi yolla olursa olsun değil, yine meşru bir yolla gitmek zorundayız. Kadın için süslenme eğer meşru ise, bunu hem meşru araçlarla, hem meşru biçimde yapacak, hem de meşru biçimde kullanacaktır.
Süslenmenin beş şartı vardır:
1- Süslenmek isteyen; güzelleşmekte haram madde içeren kozmetikler kullanmayacaktır.
2- Sağlığa zararlı güzellik maddeleri kullanmayacaktır.
3- Allah'ın yarattığı şekli, yani fıtraıti bozucu bir süslenme yolu uygulanmayacaktır. Çünkü bu aslında süslenme değil, Allah'ın beğendiği şekli bozma ve çirkinleştirme demektir.
Vücuda uygulandığında fıtratı değiştirme sayılan ve yasaklanan ilkel süslenme biçimlerinden bazıları şunlardır:
- Dövme yaptırma ve dişleri seyreltme.
- Kaşları aldırma.
- Estetik ameliyat.
- Peruk kullanma.
- Tırnak ve traş bırakma.
4- Dini görev ve ibadetlere engel olacak tarzda süslemneye-cektir.
5- Kadirim süslenmesi cinselliğini artıracağı, cinselliğinden de sadece kocası faydalanacağından, süslerini mahrem olmayanlara göstermeyecektir. (Beşer Faruk, Hamımara Özel İlmihal, sh.311-316)

31- KADININ KOKU SÜRMESİ VE SÜSLENMESİ
Kadının koku sürmesi ve süslenmesi duruma göre değişir.
1- Kadının dışarı çıkarken koku sürmesi ve süslenmesi.
2- Kadının evinde kocası için süslenmesi ve koku sürmesi. Kadın dışarı çıkacağı zaman koku sürünebilir mi?
Güzel koku kadınlar için bütünüyle cazibe unsuru olduğundan, İslam, mü'min kadının güzel koku sürünerek evinin dışında yabana erkeklerin arasında dolaşmasını yasaklamış, haram kılmıştır. Bu konuyla ilgili bazı hadisi şeritleri nakledelim.
" Bir kadın kokulanır, sonra da o haliyle bir topluluğun yanından geçerse, kaç tane erkeğin dikkatini üzerine çekmişse, o kadar erkekle zina etmiş olarak mahşere getirilecektir."
" Her göz zina eder. Kadın koku sürüp bir toplantıya gittiği zaman, o kadın zaniyedir."
" Herhangi bir kadın güzel koksun diye koku sürünür ve halkın yanından geçerse her göz zina eder."
" Süründüğü koku etrafa yayılırken mescide namaz kılmak için giden kadının namazı geri evine dönüp yıkanmadıkça kabul
Olmaz." (Bu konudaki hadisler için bk. Hindi, Kenzül-Ummat, 16/381-383,415)
Hadislerden de anlaşıldığı üzere kadının dışarı çıkacağı zaman koku sürünmesi yasaklanmıştır. Tabii ki, bunun da bir sebebi vardır.
Bunun başlıca sebebi etrafa güzel koku yayarak, etraftaki erkeklerin şehvetini uyandırmak içindir. Koku ile beraber kadının teninin kokusu da etrafa yayılır ve karşı cinsi etkiler,
İslam dini kadını, eşine karşı olabildiğince dişi olmaya çağırırken, mahrem olmayan erkekler için de korunmaya çağırmaktadır. Yani kadın evinde süslü ve güzel kokulu ve ateşli, dışarıda iffetli ve edepli olmalıdır. Kadın evinde eşine karşı dişiliğini, sokakta ise kişiliğini sergilemelidir. Kadın sokağa çıkarken süründüğü güzel koku azgın bir nefsin tahrikine sebep olur. Bu da haberleşmenin ve mektuplaşmanın en nazik şeklidir.
Dışarı çıkarken kadının süslenmesi
Daha önceleri de söylediğimiz gibi İslam dini kadının dışarıda yapacağı her şeye karışmış ve hükümler getirmiştir.(Niır, 30-31)
"Mü'mine kadınlara de ki, gözlerini sakındırsınlar, iffet ve namuslarını korusunlar, süs yerlerinin görünen kısmı dışında açmasınlar, baş örtülerini yakalarının üzerine salıversinler."
"Evlerinizde vakarınızla oturun, ilk cahiliye günlerindeki gibi açılıp saçılarak, ziynetlerini göstererek yürüyüşü gibi yüriimeyin." (Ahzap, 33)
"Evinizde vakarla oturun, eski cahiliye günlerindeki gibi kırıtarak güzelliklerinizi dışarı atmayın."
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor: "Cehennemlik kadınlar kendilerini, süslerini açığa çıkarırlar, başkalarının bakmasını sağlarlar ve kendileri de bakarlar."
(Hindi, Kenziil-Ummal, 16/381 vd.)
Kısaca şunu belirtelim ki, kadına dışarıya çıktığı zaman başkalarının dikkatini çekecek kıyafetler ve hareketler yasaklanmıştır. Yüksek sesle konuşma, kahkaha ile gülme, dar elbiseler, dizleri belirten pantolon şeklindeki elbiseler kesinlikle İslami değildir. Dış kıyafeti İslam'ın tarif ettiği şekilde olması gerekir ama rengini kadın kendisi seçebilir. Çok dikkat çekici renk olmaması kaydı ile. Bugün rengarenk elbiseler bu türdendir.
Bir kadın dışarıya koku sürüp, süslenip başkalarının dikkatini çekecek vaziyette çıkarsa ne olur?
Kem gözlere evet, kem sözlere hayır demiş olur.
Bugün bir erkek hanımına kem söz söylenmesine asla razı olmaz. Hatta adamına göre kem sözün sahibinin ölümüne kadar varan tepkilere yol açabilir. Fakat ne gariptir ki, aynı hassasiyet kem gözler için gösterilmez. Başkalarına güzel görünmek için tepeden tırnağa süslenip sokağa çıkan kadın adeta, "Ey ahali bana bakın, yüzümü, gözlerimi, yanaklarımı, dudaklarımı, ellerimi, ayaklarımı iyice süzün. Görün de benim ne kadar güzel ve çekici olduğumu görün ve beni hayalinizde canlandınverin" der.
Bu tavır en iyimser ifadeyle göz zinasıdır. Ama gel gör ki, bir kadına söylenen "seni seviyorum" sözü ne kadar tepkiye yol açıyor. O kadının kocası ve kardeşleri tarafından. Yine ne gariptir ki, kem gözle bakan erkek söz söylediğinin daha kötüsünü düşüncesinde canlandırıyor. Bunun sebebi de kadının süslenmiş olarak dışarı çıkmış olmasıyken, kadının böyle açılıp-saçlmasına kimse engel olmuyor. Adeta bir erkek lisanı haliyle şunu demiş oluyor: "Ben hanımımı süsleyip dışarı çıkarıyorum, sakın kimse bir söz söylemesin ama bakın ve hayalinizde onunla beraber olun."
Hiçbir aklı başında müslüman, hanımını vitrinlere koyarak süs bebeği gibi süsleyip de dışarı çıkaramaz. Son olarak şunu söyleyelim ki, kem söz duyup da elini tetiğe götüren erkek, kem göze sebep olacak davranış veya kem göz karşısında aynı hassasiyeti göstermiyorsa, hanımını sözlü zinadan uzaklaştırmış ama göz zinasına sebep olmaya izin vermiş olur.
Şimdi de kadının evinde süslenmesi ve koku sürünmesi nasıl olur onu anlatalım.
Kadının kocası için giysi ve takı ile süslenmesine hiçbir sınır olmadığı gibi makyaj yaparak da süslenmesinde bir sınır yoktur.
Güzelleşmek ve cinsel cazibeyi artırmak yolunda kadın için getirilmiş bulunan yasaklar, yalnızca yaratılış düzenini değiştirme vasfında olan yasaklardır. Bu yasaklar; kaş almak, diş inceltmek, dövme yaptırmak, peruk takmak, tırnak uzattırmak, burun, göğüs ve kalça gibi organlarda estetik ameliyat yaptırmak.
Bunun dışında kadın, istediği gibi süslenir. Şunu anlamak gerekir ki, cinsel hayatı tatmin amacına erdirmek için süslenmesi ve koku sürmesi sevaptır. Dinimiz her ne kadar kadının dışarıda süslenmesi, boyanması ve kokulanması günah ise de, evde karı-koca birbirleri için süslenmesi bir ibadettir. Kadının erkeği için süslenmesi, boyanması ve kokulanması önemle Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından tavsiye edilmiştir. Ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuş: "Bana dünyada üç şey sevdirildi; güzel koku, kadın, namazdır." (Nesai, İşretin-Nisa, 1; Ahmed, Müsned, 3/128,199,285) demiştir.
Başka bir hadiste ise "İsrail kadınları süslenmedikleri için onların erkekleri zinaya düşmüştür." (Hindi, Kemzül-Ummal, 6/640) Şunu da belirtmekte fayda var; kadın süslenirken zamanın şartlarını göz önünde bulundurması ve yaşadığı zamanda bilinen en güzel elbiseler, makyajlar ve kokularla süslenmesi gerekir. (Beşer, Hanımlara özel İlmihal, 300-304)

32- KADIN VE MESCİT
Asr-ı Saadette Peygamber Efendimizin arkasında namaz kılmak için kadınlann mescide gittiklerini biliyoruz. Peygamber Efendimiz:
"Allah'ın kullan olan kadınları Allah'ın mescitlerinden men etmeyin." buyurmuşlardır.
Yine şöyle buyururlar
"Kadınlan geceleyin mescide gitmekten alıkoymayın.' (Müslim, Salat,138)
Şüphe yok ki, camiye gidenler cami adabına da riayet ederler. Peygamber Efendimiz namazı bitirince bir süre bekler, kadınlar kalkıp gittikten sonra kendisi kalkardı. Yine Peygamber Efendimiz Medine'deki mescidin bir kapısını kadınların girip çıkmasına tahsis etmişti.
Kadınlara mescit adabı hakkında şöyle buyurulur: "Ey kadınlar! Sizden biriniz, camiye gittiği zaman koku sürünmesin."
"Koku sürünen kadın camiye gelmesin." (Müslim, salat, 143) "Kadınların evlerinin en gizli köşesinde namaz kılmaları, herkese açık yerlerde namaz kılmalarından daha iyidir. Evlerinin herkese açık yerinde kılmaları da, camide kılmalarından daha iyidir; onların evleri, kendileri için daha hayırlıdır." (Beyhaki, sünnen-iKübra,III/31)
Alimler hadisleri dikkate alarak, kadınların camiye gitmelerinin hoş olmayan yönünün, kötü duygulan uyandırma sebebi olduğunu açıklamışlardır. Bu yüzden, yaşlı olmayan kadınların camiye gitmeleri uygun değildir; yaşlılar da sadece sabah, akşam ve yatsı namazları için camiye giderler, gündüz namazlarına gitmezler, diye fetva vermişlerdir.

33-KADIN VE AKIL
Kadının aklının eksikliği doğuştan ve yaratılıştan gelen akıl gücünün noksanlığı olarak anlaşılmamalıdır. Öz, cevher ve asıl itibariyle kadın da aynı akla sahiptir. İnsanı, davranış yapmaya iten güç şeklinde tarif edilen "ameli akıl" ise kadında farklılık gösterebilmektedir. Genel manada aklı 'Temyiz gücü, düşünme, anlama ve algılama fonksiyonu bulunan ve insanın davranışlarına yön veren ruhi bir güç ve bilgi kaynağı" olarak tarif etmek mümkündür. Doğruyu yanlıştan ayırt etme gücü, aklın en önemli fonksiyonudur.
Kadının aklının eksikliği, onun aklına güvensizlik manasına da gelmez. Kadının görüşüne başvurulur, onunla istişare edilir, onun verdiği bilgiye güvenilir ve onun rivayet ettiği hadisler kabul edilir.
Kadınların akıl noksanlığı ile vasıflandırılması, erkeklerin kadınların fitnesine kapılmaktan ve onların tuzağına düşmekten sakındırma maksadına yöneliktir. Gerçekten de ayet ve hadisler, kadındaki cinsi cazibe ve gücün fitne, tuzak ve hile aracı olabileceğini ifade eder ve erkeklerin bu oyuna gelmemelerini öğütler. Kur'an-ı Kerim'de Aziz'in karısı Züleyha'nın Hz.Yusuf'a meylettiği ve kadının onu gayri meşru ilişkiye zorlayarak kendini arz ettiği, ilahi bir uyan olmasaydı Hz. Yusuf un da kadına meyledeceği, kurnaz kadın tuzağına düşüremeyince de iftira ederek Hz. Yusuf un zindana girmesine sebep olduğu anlatılır. Bundan dolayı kadının kocası Aziz'in "Kadınlar! Bu sizin tuzağınız gerçekten büyüktür." dediği görülür. (Güler Zekeriyya, 40 Hadiste Kadın, sh.80, UysalYay.)

CENNETİM OLUR MUSUN?
Elini tutsam, dünyanın öbür ucuna benimle birlikte gelir misin?
Bekle desem, dünyanın bir ucunda beni bekler misin?
Denizimde fırtınalar çıktığında limanım olur musun?
Karanlık bastığında deniz fenerim, hava açtığında yıldızlarım . olur musun?
Bulutlar göğü kapladığında pusulam olur musun?
Mihengim, turnusol kağıdım, yüreğimin suyu bulandıkça onu durultacak iksirim olur musun?
Kapılar kapandığında kapım, yollar aşındığı vakit yolum, saklanmak istersem duvarım olur musun?
Özgürlüğüm ve mahpushanem olur musun?
Üşürsem evim, yorganım, anakucağım olur musun?
Çölümde vaha olur musun?
Vahamda hurma ağacım olur musun? Dağın tavşanı, çölün ceylanı, gecenin hayalleri bağrına bastığı gibi beni bağrına basar mısın?
Şak şak yarılsa bile, gökten umudunu kesmeyen kıraç tarlalar gibi umut bağlar mısın bana?
Gitmek istersem karıatlarım olur musun? Kalmak istersem ayağımda prangam, Hurilerim olur musun?
Kudret helvam ve bıldırcınım, soğanda sarımsakta gözüm yok, Tih Çölü sürgününde gözüm yok, ateş almaya gidersem; kırk vakit sonra dönsem bile aynı yerde beni bekler misin?
Cemaatim, teşkilatım, kavmim beni terk ederse ve ben cemaatten, toplumdan kaçarsam bir kez arkana bakmadan arkamdan gelir misin?
Ot bitmeyen bir vadide, yalnız ALLAH'A emanet edilip gidersem, sende beni kınamaksızın O'na güvenir ve sa'y eder misin?
Ümidimi kaybettiğim anda ümidim, neşemi kaybettiğim zamanda da coşkum, kalbim işgale uğrarsa halaskarım ve rehberim olur musun?
Arkadaşım, yoldaşım, sırdaşım, enisim, huzurum, sürurum, nurum, ziynetim, nimetim, CENNETİM OLUR MUSUN? 

spacer
açiklamali bölümler
Açıklamalı Bölümler
spacer
gorsel multimedia
Nasihat Öğütler
Namaz Dersleri
Pratik Elif-ba
Kolay Elif-ba
Kur'an Dersleri
Takipli Kur'an
Evliya Filmleri
Dini Sohbetler
Dini Menkıbeler
İlahi Kasideler
spacer
sesli multimedia
Tefsir Dersleri
Riyazus Salihin
Tam İlmihal Sesli
Mektubat Rabbani
Sesli İslam Tarihi
Peygamberimiz
Evliya Hayatları
Nasihatler
Bahri Kasideler
İlahi Kasideler
Sesli Sohbetler
Seslendirmeler
Ezan-ı Şerifler
İslami Şiirler
Tarih Serisi
Mehter Marşları
Telefon Zilleri
spacer